Ağlayan Kadınlar Lahdi, Yani Ağlayabilirsiniz

Ağlayan Kadınlar Lahdi, Yani Ağlayabilirsiniz
  • 3
    0
    0
    0
  • Toplam 18 tane kadının yer aldığı lahit üzerinde, belirgin tema yastır. Ağlayıcı,şarkıcı ve hünerli kadınlar diye bilinen bu kadınlar,adeta bir meslek haline getirmiş oldukları bu duygu durumunu, M.Ö 370-350 yılları arasında çoktan normalleştirmişlerdi. Göğüslerini döven,saçlarını yolan kadınlar önemli bir figürler halinde olup, yıllar boyu işlerine devam etmişlerdi. Ağlayabiliyor olmanın sonsuz hazzını yaşayabildikleri ve hatta bunu meslek edindikleri için onları saygı ile anıyorum.
    Ağlayabiliyor olmanın sonsuz hazzı üzerine, bunu gerçekten yapabiliyorsanız tebriklerimle birlikte, savunduğum düşüncelerimi sizinle paylaşmak için paragrafımı açıyorum.

    Ağlarken hiç fotoğrafını çektin mi ya da aynada kendine baktın mı? Ne düşündün o an? Gülerken çektiğin onlarca selfie arasına ağlayışını da sığdırdın mı hiç telefon albümüne? Rahat bıraktın mı kendini ağlarken,mutsuz kalabildin mi hiç? Mutsuzum diyebildin mi insanlara,astın mı suratını bir güzel ve yaşadığın kötü olayı güzellemeye çalışmadan tüm gerçekliği/iğrençliği ile aktardın mı dostlarına? Gerçekten mutsuz olabilmeyi hissettin mi iliklerinde? 
    Ben maalesef tüm bu hisleri 19 yaşımda talihsiz bir ilişki sayesinde öğrendim. İlk kez 19 yaşımda evet dedim ben şuan da mutsuzum,ağlıyorum ve susturamıyorum kendimi. İlk bilinçli mutsuzluğumu 19 yaşımda deneyimledim.
    Şahit ettim annemi tüm güçsüz anlarıma ve aradım arkadaşlarımı tüm çıplaklığıyla acımın. Gerçekten ağlayabilmeyi ve ardından gelen rahatlamayı deneyimleyebildiğim için mutluydum. O yaşıma kadar hep saklandığımı,gizlendiğimi ve insanların beni güçlü görmesi için çabadan kırıldığımı fark ettim. Geç bir aydınlanma mı yoksa tam yaşımda mı geldi bu farkındalık bilemeyeceğim. İçine atmadan tüm kötü anlarını,utanıp sıkılmadan caddeler boyu,bazen yastığının altında, bazen sevdiğin birinin omzunda ve bazen kendi başına bir oda da saatlerce ağlamak,ağlayabilmek daha doğrusu...
    Farkındalığım, ilk önce kendimi her zaman güçlüyüm,gülüyorum diye kandırmakla başladı .
    Algılarımın açıldığı dönem karşılaştığım insanların, boklarında boğulduğunu anlayabilmeme rağmen "hiçbir şey umrumda değil" nidaları gözümdeki perdeyi tamamen kaldırmama yardımcı oldu. Mesela dostlarımı çok kötüyüm ve ağlamaya geliyorum size, diye arıyorum artık bazı anlarımda ben ya da asıyorum suratımı ve kendimi iyileştirecek gücü hissedebildiğim ana kadar mutlu olabildiğim gibi,mutsuz kalıyorum bir süre.
    Ağlayamayanların tedavi gördüğü bir konudan bahsediyorum bu arada takdir edersiniz ki!
    Her zaman gülemez ya insan,her an mutlu olamaz. Güldüğünü gören insanların bazen de ağladığını görmeye hakkı olabilir diye düşünüyorum. Bu durum senden bir şey eksiltmez ya da çoğaltmaz. Racona ters değildir ya da günah. Erkek adama da gayet güzel yakışır bu arada.
    Hüzün sarsın hayatınızı ve ağlayın her gün,bağlayın tüm karaları ve göz yaşlarınız sel olsun, demiyorum elbette konuyu saptırmayın sakın kafanızda. Demek istediğim; normalleştirilmesi gereken bir duygu bu. Bastırılıp, ötekileştirildi yıllar boyu.
    Ota boka ağlayın demiyorum elbette fakat işe alınmayışını hıçkıra hıçkıra ağlarken anlatın dostlarınıza,ayağınızı burktuğunuzda,flörtleştiğiniz kişiden yüz görmediğinizde,yani aslında size göre ağlanacak ya da mutsuzluğa sebep olacak konu her neyse. Mutsuzluğunuzun bariz olduğu konularda umrumda değil ayaklarına yatmayın,bizimde biraz kafamız çalışıyor çünkü.

    Ağlayabildiğin kadar güzel,göz yaşlarını akıtıp hıçkırabildiğin kadar insansın. Mutsuz iken mutlu rolü yapmadığın kadar gerçek,tüm zayıf noktalarını açıkça belirttiğin kadar normalsin. Öteki türlüsü sahte geliyor bana ve belli ki minik serçeye  ">


    Yorumlar (0)

    Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

    Yorum Bırakın

    Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.