Kanuni Sultan Süleyman'ın Kaleminden Dökülen 10 Etkileyici Şiir

Kanuni Sultan Süleyman'ın Kaleminden Dökülen 10 Etkileyici Şiir
  • 25
    0
    1
    0
  • 6 Kasım 1494 tarihinde Trabzon'da dünyaya gelen I.Süleyman, şehzadelik yıllarında; Hayrettin Efendi, Koca Kasım Paşa ve Sinan Paşa tarafından yetiştirildi. Bunun yanı sıra kuyumculuk sanatını da öğrenip kendine yeni bir ufuk açtı. Devam eden süreçte babası Yavuz Sultan Selim'in saltanatı devralmasına yardımcı olduktan sonra sırasıyla Kefe ve Manisa sancaklarında yöneticilik yaparak hocalarının da katkısıyla kendini hükümdarlığa hazırladı.

    30 Eylül 1520'de tahta çıkan Süleyman, öncelikli olarak büyük dedesi Fatih Sultan Mehmet'in alamadığı Belgrad ve Rodos'u fethedip bu bölgeleri Osmanlı toprağına kattı. Ardından yolsuzluk yaptıkları gerekçesiyle Anadolu'daki yirmi beş Kadı'nın görevine son verdi ve kimsenin hakkını kimseye yedirmeyeceğini kesin bir şekilde ifade etti. Padişah, başarılı politikalarının yanı sıra adaleti ve merhameti ile de dikkatleri üzerine çekiyordu. Bu nedenle kendisinden yardım isteyen Fransa kralı Fransuva'ya kayıtsız kalmadı ve onu Roma Germen imparatoru Şarlken'in elinden kurtarmak için sefere çıktı. Mohaç ovasında yalnızca 2 saat süren bu savaşla birlikte Osmanlı Devleti Macarlar karşısında ezici bir üstünlük sağlayarak bir yandan da Avrupa'ya gözdağı verdi.

    Sultan Süleyman 28 Eylül 1538 tarihine gelindiğinde Barbaros Hayrettin Paşa komutasındaki donanmayla beraber Haçlılara karşı Preveze Deniz Savaşı'nı kazandı. İstanbul'da şatafatlı törenlerle kutlanan bu büyük zaferin ardından da tekrar Macar seferine çıkıp Budin'i bir Osmanlı eyaleti haline getirdi. Sonrasında doğuya yöneldi ve İran üzerine üç sefer düzenleyerek Şah Tahmasb ile Amasya Anlaşmasını imzaladı. Bu sırada oğulları Mustafa, Selim ve Bayezid arasındaki saltanat rekabeti artıyor; Sultan Süleyman dedesi II.Bayezid gibi tahttan indirilmekten fazlasıyla korkuyordu. Şehzade Mustafa'nın yeniçeriler tarafından çok sevildiğini fark etmesi ise tedirginliğini iyiden iyiye arttırdı. Nitekim durumdan faydalanmakta gecikmeyen Hürrem Sultan, sırf kendi oğullarının önünü açabilmek adına damadı Rüstem Paşa ile işbirliği yapıp Şehzade Mustafa'ya kumpas kurdu ve dolduruşa gelen padişahın bizzat birinci ağızdan verdiği emirle Mustafa idam edildi.


    Hürrem Sultan

    Artık devlet işlerinde rahatlıkla Hürrem Sultan, Mihrimah Sultan ve Rüstem Paşa'nın sözü geçiyor; Gut hastalığına yakalanan Süleyman gün geçtikte daha da güçsüz düşüyordu. Fakat Hürrem'in birdenbire rahatsızlanarak aniden vefat etmesi sarayda büyük bir infial yarattı. Eşine emsalsiz bir aşkla bağlı olan padişah adeta yıkıldı. Ardından oğulları Bayezid ve Selim arasında gerçekleşen muharebeden sonra Bayezid'in İran'a kaçması ise bardağı taşıran son damla oldu. Şah Tahmasb'dan şehzadenin iadesini isteyen Kanuni, hem Bayezid'i hem de onun oğullarını idam ettirmekten geri durmadı. Sonrasında omuzlarında taşıdığı yükler ve tuttuğu yasların ağırlığıyla birlikte iyice çöktü. Hastalığı bir türlü yakasını bırakmayınca da şanına yakışır bir şekilde savaş meydanında hayatını kaybetti (Zigetvar Seferi 1566).

    46 yıllık bir saltanatın ardından Osmanlı'yı belki de dünyanın en güçlü devleti haline getiren Kanuni Sultan Süleyman, Avrupa'da da fazlasıyla ünlenerek "Muhteşem" (Magnificent) ve "Büyük Türk" (Grand Turc) lakaplarını aldı. Kanuni sıfatının ise; ilk kez Boğdan voyvodası Dimitri Cantemir tarafından 18. yüzyılda yazılan bir eserde kullanıldığını ve daha sonra diğer Osmanlı tarihçileri tarafından benimsendiğini görüyoruz.

    Pek çok Osmanlı padişahı gibi Kanuni Sultan Süleyman da çok iyi bir şairdir. "Muhibbi" mahlası ile yazdığı yaklaşık üç bin şiiri bulunmakla birlikte; aşk, tabiat, kahramanlık ve tasavvuf konularını oldukça usta bir şekilde ifade etmiştir kendisi. O bir ince duygu ve düşünceler şairi olarak özellikle dikkat çekmiştir. Şiirlerinde hükümdarlık üstünlüğü taslamak yerine Hakk'ın kulu ve sevgilinin kölesi gibi temaları işlemeyi tercih etmiş, hatta dizelerinde hatalarını ve eksikliklerini anlattığı bile görülmüştür. Bütün dünyaya baş eğdirmesine rağmen sevgili olarak betimlediği Hürrem karşısında çaresizliğe düşmüştür. Diğer şairler gibi yalnız ve kimsesiz kalma korkusu ile değerinin bilinmemesi gibi insani çekincelerinden de sık sık bahsetmiştir.

    Kanuni sanata ve sanatçıya oldukça değer vermiş; nitekim ünlü halk ozanı Bakî'yi himayesine alıp onunla sıkı dost olmuştur. Bunun yanı sıra beyitlerinde hem Baki'nin hem Fuzuli'nin hem de Ali Şir Nevai'nin etkilerini görmek mümkündür... Biz de bu içeriğimizde, onun savaş meydanlarındaki başarısını kalemine nasıl yansıttığını gösterebilmek adına 10 şiirini sizler için günümüz Türkçesi ile derledik. Keyifli okumalar dileriz.

     

    10)

    Birlikte olduğum, sahip olduğum, sevgilim, parıldayan ayım,
    Can dostum, en yakınım, layığım, güzellerin şahı sultanım. 

    Hayatım, yaşama sebebim, ömrüm, kevser şarabım, Cennet'im
    Baharım, sevincim, gündüzüm, güzel yüzlü sevgilim, gülen gülüm.

    Sevinç kaynağım, eğlencem, meclisim, kandilim, güneşim, mum ışığım
    Turuncum, narım, portakalım, benim harem ışığım.

    Çiçeğim, şekerim, gencim, dünya içinde el değmemişim
    Azizim, Yusuf'um, varım, gönlümün Mısır'ındaki sultanım.

    İstanbul'um, Karaman'ım, Rum mülkü diyarım
    Bedehşân'ım ve Kıpçağım ve Bağdad'ım, Horasan'ım. 

    Dalgalı saçlım, yay kaşlım, gözü baştan çıkaranım hastayım
    Ölürsem vebali senin boynuna, medet et hey gayrimüslimim.

    Çünkü kapında meddahım, her daim seni överim
    Yüreği gam dolu, gözü yaş dolu Muhibbiyim, hoş halim! 

     

    *Kanuni bu şiirini, eşi Hürrem Sultan'a yazmıştır.

     

    9)

    Aşk padişahıyım ve gönül divan defteridir bana.
    Dert ve sıkıntı sözlerini yazdım, bu unvan yeter bana.

    İnlerim tanbur gibi, bağrım delindi ney gibi
    Muhabbet meclisindeki hicran köşesi mesken oldu bana. 

    Buseye bir can değil bin can veririm seve seve
    Yarım ağız olsa bile buse vermek istese yarim bana. 

    Gerçi gamzen öldürür, aşığa aman vermez.
    Ama dudakların, Hazreti İsa’nın nefesi gibi can verir bana. 

    Yanayım kelebekler gibi güzel yüzünün nurunun ışığına
    Çünkü Muhibbi dedi dilber, yan bana.

     

    8)

    Halkın gözünde değerli bir şey yoktur devlet (saadet) gibi.
    Halbuki olamaz bu dünyada devlet (saadet) bir nefes sıhhat gibi

    Saltanat dedikleri sadece bir dünya kavgasıdır.
    Dünyada büyük saadet olamaz, Allah'a yakınlık gibi

    Bu eğlenceyi yeme içmeyi bırak, işin sonu fenadır.
    Eğer ebedî bir sevgili istiyorsan yoktur ibadet gibi.

    Ömrün, kumlar sayısınca sınırsız olsa da
    Bu feleğin fanusunda gelmez bile bir saat gibi. 

    Ey Muhibbi, eğer huzur içinde olmak istersen ferâgat sâhibi ol
    Allaha yakınlaşma olamaz, dünyada yalnızlık köşesine çekilmek gibi.

     

    7)

    Gözlerimden aka dursun, durmasın yaşım benim
    Ya ne için saklarım, bundan böyle başım benim.

    İçtiğim ciğer kanıdır, yediğim dert ve elem
    Türlü türlü pişer, gönül mutfağında aşım benim. 

    Ey felek çarkın bozulsun, sonunda harap ol
    Nitekim ateşlere yaktın, bu içimi dışımı benim.

    Çektiğim gam yükünü, feleğin çark katarı çekemez
    Gelmedi bu sıkıntı vadisinde benzerim benim.

    Ey Muhibbi ta ölünceye kadar bu derde çare yok
    Deniz olsa yeridir, bundan böyle gözyaşım benim. 

     

    *Kanuni bu şiirini, katlettirdiği oğlu Şehzade Mustafa'ya yazmıştır.

     

    6)

    Ey çaresiz gönül, müjdeler olsun ki sevgili naz ile yanına gelir.
    Ayrılık içinde ölmüşken, ölmüş bedene can gelir.

    Gözlerim ağlamaktan Yakup gibi kör olmuştu.
    Şimdi gün gibi aydınlandı çünkü Kenan ilinin Yusuf'u gelir.

    Ey perişan gönül, bülbül gibi sen de ağlayıp inle.
    Zira o güzellik madeni, o gülen gonca gelir.

    Sen yokken geldiğim hali padişaha sorsan gör ne der,
    Zaman olur ki gözlerimden yaş yerine kan gelir.

    Bu harap olmuş gönül yine tamir edilecektir.
    Ey Muhibbi, çünkü naz ile güzeller şahı gelir.

     

    5)

    Güzel kaşıyla gözü her an hile peşindedir.
    Her daim aşıklarını kırma hayali peşindedir.

    Dertli gönlümün halini acırdın bilseydin
    Gözlerimin yaşının ne halde olduğunu görseydin.

    Allaha şükürler olsun ki fırtınadan kurtuldu yeryüzü
    Gül mevsimidir, havalar yumuşamak üzeredir.

    Gül bahçesinde yine divan kurmuş gül sultan
    Ayak üstünde selvi, kendi fidan peşindedir.

    Muhibbi dünya mekanına bağlanıp vermez gönül
    Onun için bilir ki, an gelip geçicidir.

     

    4)

    Sanmayın sinem, kanlı yaşımdan kırmızı oldu benim
    Gönlün alevidir şimdi, dışımdan görünen benim.

    Su içinde boğulur isem şaşılır mı nilüfer gibi
    Dalga vurup derya oldu yaşım, aştı başımdan benim.

    Saflar dizdi kipriğim, kan olup arada aktı gitti
    Ürktüler aşk sahipleri, aşk savaşımdan benim.

    Ah çeksem gözyaşı denizimin dalgası başımdan aşar
    Gör neler geçti bu alem içinde başımdan benim.

    Varmaz oldu bu Muhibbi kıyısına sevgilisinin
    Bağlıdır yollar geçilmez kanlı yaşımdan benim.

     

    3)

    Allah Allah diyelim, padişahlık sancağını açalım
    Her yandan yürüyüp Doğu'ya askeri çekelim!

    İki yerden kuşanalım yine gayret kuşağını
    Tozla toprağa bulanarak bu yolu çekelim

    Kızılbaşın ülkesini ayak altına alalım
    Kara dumanı onun gözüne sürme diye çekelim 

    Müslümanlığa destek olmamız bize farz olmuşken
    Nice bir oturalım bunca günahı çekelim

    Umarım rehber olur bize Ebubekir ve Ömer,
    Ey Muhibbi, yürüyüp Doğu'ya askeri çekelim!

     

    2)

    Yine saçına bağladı bir dilruba bizi
    Nerde olsa aradı buldu bela bizi

    Işıl ışıl yüzünü gördük düştük ayağına
    Kelebek gibi yaktı o ateş yüzlü bizi

    Derman yerine dert alan aşıklarız
    Bin kez arasa da bulamaz deva bizi 

    Rakibi kendine doğru çeker yay gibi,
    Ok gibi uzağa atar o yay kaşlı bizi

    Saçının güzel kokusu sevgisiyle özümüz dolu
    Ey Muhibbi baştan çıkaracak bu havâ bizi.

     

    1)

    Ey sık sık haddini aşan ve isyan eden oğul
    Benim emirlerime asla boyun eğmeyen oğul
    Ben kıyar mıydım sana ey Bayezid Han'ım oğul
    Günahsızım deme, hiç olmazsa tövbe et canım oğul. 

    Nebiler, evliyalar, ulu canların hakkı için
    Nuh, İbrahim, Musa ve Meryem oğlu hakkı için
    Son peygamber olan alemin övünç kaynağı hakkı için
    Günahsızım deme, hiç olmazsa tövbe et canım oğul.

    Adem adını söylemeyen Mecnun'a sahralar durak olur
    Büyüklere itaat etmeyen daima uzağa düşer
    Kader değildir hasret ve ayrılık acısından medet dilersen
    Günahsızım deme, hiç olmazsa tövbe et canım oğul.

    Nebilik Haktan kaynaklanır itaat edene ihsan olunur
    Anaya babaya üf deme sözünü inkar eden yetim kalır
    Allahın emirlerine isyanı kerim olan Allah bilir
    Günahsızım deme, hiç olmazsa tövbe et canım oğul.

    Merhamet ve şefkatin imanın süsü olduğunu bilmez misin
    Ya masum kanı dökmekten sakınmaz mısın
    Kulları azad ederek Hak dergâhına varmaz mısın
    Günahsızım deme, hiç olmazsa tövbe et canım oğul

    Hak beni itaat eden tebama koruyucu etmiştir
    Düşman canavarını mağlup etmek isterim
    Seni günahsızken öldürürsem Allahtan korkarım
    Günahsızım deme, hiç olmazsa tövbe et canım oğul. 

    Tutalım iki elin baştan başa kanda ola
    Çünkü tövbe edersin, biz de affetsek ne ola?
    Bayezidim suçunu bağışlarım gelsen yola
    Günahsızım deme, hiç olmazsa tövbe et canım oğul.

     

    *Kanuni bu şiirini, kardeşi Selim'le yaptığı savaşı kaybedip İran'a sığınan ve oradan kendisine mektup gönderen oğlu Şehzade Bayezid'e cevap olarak yazmıştır.

     

    Kaynak: 1

    Feridun Emecen, “Süleyman I”
    Coşkun Ak, “Süleyman I”


    Yorumlar (1)
    • Dostuna yazdığı şiiri göremedim. Çok güzel bir şiirdi yıllar önce okumuştum.

      Yorum Bırakın

      Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.