Ataol Behramoğlu ve Akıllara Kazınan Şiirleri...

Ataol Behramoğlu ve Akıllara Kazınan Şiirleri...
3 Beğen
0 Yorum

 

Yazar, gazeteci ve şairdir.

1942' de Çatalca da dünyaya gelmiştir.

Ataol Gürus olan takma adını ilk şiirlerinde kullanmıştır.

 Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde Rus Dili ve Edebiyatı Bölümünden 1966 yılında mezun oldu. 1962'de üyesi olduğu Türkiye İşçi Partisi'nin (TiP) örgütlenme çalışmalarına katıldı.

Yükseköğrenimi sırasında Yapraklar, Dost, Evrim, Ataç gibi dergilerde çıkan şiirleriyle dikkat çekti.

Bu dönemin şiirlerini bir araya getiren ilk şiir kitabı Bir Ermeni General, 1965'te Ankara'da Toplum Yayınevi'nce basıldı.

Gençlik dönemi şiirlerinde Orhan Veli, Attilâ İlhan ve İkinci Yenişiirinin ortak özellikleri etkindir.

Eserleri:


Şiir:
Her Şey Şiirdir (1955)
Bir Ermeni General (1965)
Bir Gün Mutlaka (1970)
Yolculuk Özlem Cesaret ve Kavga Şiirleri (1974)
Ne Yağmur... Ne Şiirler... (1976)
Kuşatmada (1978)
Mustafa Suphi Destanı (1979)
Dörtlükler (1983)
İyi Bir Yurttaş Aranıyor (1983, Ankara Sanat Tiyatrosu tarafından oyunlaştırılmıştır.)
Türkiye Üzgün Yurdum, Güzel Yurdum (1985)
Kızıma Mektuplar (1985)
Şiirler 1959-1982 (1983)
Eski Nisan (1987)
Bebeklerin Ulusu Yok (1988)
Bir Gün Mutlaka-Toplu Şiirler I (1991)
Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var-Toplu Şiirler II (1991)
Kızıma Mektuplar- Toplu Şiirler III (1992)
Sevgilimsin (1993)
Aşk İki Kişiliktir (1999)
Yeni Aşka Gazel (2002)
İki Ağıt (2007)* Beyaz İpek Gibi Yağdı Kar (2008)
Okyanusla İlk Karşılaşma (2008)
Hayata Uzun Veda (2008)
Ne Çok Hain (2017)
Bir Çocuğa Layık Olmak (2018)
Deneme-İnceleme[değiştir | kaynağı değiştir]
Yaşayan Bir Şiir (1986, eklerle yeni basım 2007)
Şiirin Dili-Anadil (1995 eklerle yeni basım 2007)
Utanıyorum (1996)
Mekanik Gözyaşları (1997)
Nazım’a Bir Güz Çelengi (1997, eklerle yeni basım: Nazım Hikmet-Tabu ve Efsane(2008))
İki Ateş Arasında (1998)
Kimliğim İnsan (1999)
Başka Bir Açı (2000)
Gerçeklik Duygusunun Kaybolması(2001)
Rus Edebiyatı Yazıları (2001)
Rus Edebiyatında Puşkin Gerçekçiliği (2001)
Kendin Olmak ya da Olmamak (2003)
Yeni Ortaçağın Saldırısı (2004)
Biriciktir Aşk (2005)
Rus Edebiyatının Öğrettiği (2008)
Sivil Darbe (2009)
Benim Prens Adalarım (2010)
Yolculuk,cesaret ve kavga şiirleri

Anı: Aziz Nesinli Anılar (2008)

Gezi:
Başka Gökler Altında (1996, eklerle yeni basım 2010)
Yurdu Teninde Duymak (2008)
Oyun[değiştir | kaynağı değiştir]
Lozan (1993)

Mektup:
Genç Bir Şairden Genç Bir Şaire Mektuplar (İ.Özel'le mektupları,1995)
Şiirin Kanadında Mektuplar (M.Demirtaş'la mektupları,1997)

Çocuk:
Yiğitler Yiğiti ve Uçan At Masalı (şiir-masal)
Dünya Halk Masalları (çeviri-uyarlama)
Düşler Kuruyorum (kitapta bölüm)
M.Zoşçenko-Lastik Papuçlar (çeviri)

Antoloji:
Büyük Türk Şiiri Antolojisi (2 cilt,1987, eklerle yeni basım
Dünya Şiiri Antolojisi (4 cilt,1997 Ataol Behramoğlu-Özdemir İnce)
Çağdaş Bulgar Şiiri Antolojisi(1983,Özdemir İnce-Ataol Behramoğlu, eklerle yeni basım 2008)
Çağdaş Rus Şiiri Antolojisi(eklerle yeni basım, 2008)
Uçur Diye, Ey Aşk(Tematik Aşk Şiirleri,2007)

Çeviri:
Anton Çehov-Büyük Oyunlar (İvanov-Orman Cini-Vanya Dayı-Martı-Üç Kızkardeş-Vişne Bahçesi)
Aleksandr Puşkin-Bütün Öyküler, Bütün Romanlar
Aleksandr Puşkin-Seviyordum Sizi (şiirler)
Aleksandr Puşkin-Erzurum Yolculuğu
Maksim Gorki-Yaşanmış Hikâyeler
Maksim Gorki-Bozkırda
İvan Turgenev-Arefe
Mihail Lermontov-Hançer (şiirler)
Jose Marti-Göklerde Eriyip Gitmek İsterdim (şiirler)
E. Babayev-Nâzım Hikmet
V. Tulyakova-Nâzımla Son Söyleşimiz
A. Fevralski-Nâzım'dan Anılar
S. Viladimirov, D. Moldvaski-Mayakovski
A. M. Şamsuddinov-Türkiye Ulusal Kurtuluş Savaşı Tarihi
Fyodor Dostoyevski-Puşkin Üzerine Söylev

 

//AŞK

Hayatın hızıyla yaşadık o aşkı 
Her şey bir anda başladı 
Yaşandı 
Ve bitti... 

Yan yana gidip de bir süre 
Ayrı yönlerde uzaklaşan 
İki tren gibi... 

//AŞK İKİ KİŞİLİKTİR

Değişir rüzgarın yönü 
Solar ansızın yapraklar; 
Şaşırır yolunu denizde gemi 
Boşuna bir liman arar; 
Gülüşü bir yabancının 
Çalmıştır senden sevdiğini; 
İçinde biriken zehir 
Sadece kendini öldürecektir; 
Ölümdür yaşanan tek başına 
Aşk iki kişiliktir. 

Bir anı bile kalmamıştır 
Geceler boyu sevişmelerden; 
Binlerce yıl uzaklardadır 
Binlerce kez dokunduğun ten; 
Yazabileceğin şiirler 
Çoktan yazılıp bitmiştir; 
Ölümdür yaşanan tek başına, 
Aşk iki kişiliktir. 

Avutamaz olur artık 
Seni bildiğin şarkılar; 
Boşanır keder zincirlerinden 
Sular tersin tersin akar; 
Bir hançer gibi çeksen de sevgini 
Onu ancak öldürmeye yarar: 
Uçarı kuşu sevdanın 
Alıp başını gitmiştir; 
Ölümdür yaşanan tek başına, 
Aşk iki kişiliktir. 

Yitik bir ezgisin sadece, 
Tüketilmiş ve düşmüş, gözden. 
Düşlerinde bir çocuk hıçkırır 
Gece camlara sürtünürken; 
Çünkü hiç bir kelebek 
Tek başına yaşayamaz sevdasını, 
Severken hiçbir böcek 
Hiç bir kuş yalnız değildir; 
Ölümdür yaşanan tek başına, 
Aşk iki kişiliktir.

//BEN ÖLÜRSEM AKŞAMÜSTÜ ÖLÜRÜM

Ben ölürsem akşamüstü ölürüm 
Şehre simsiyah bir kar yağar 
Yollar kalbimle örtülür 
Parmaklarımın arasından 
Gecenin geldiğini görürüm 

Ben ölürsem akşamüstü ölürüm 
Çocuklar sinemaya gider 
Yüzümü bir çiçeğe gömüp 
Ağlamak gibi isterim 
Derinden bir tren geçer 

Ben ölürsem akşamüstü ölürüm 
Alıp başımı gitmek isterim 
Bir akam bir kente girerim 
Kayısı ağaçları arasından 
Gidip denize bakarım 
Bir tiyatro seyrederim 

Ben ölürsem akşamüstü ölürüm 
Uzaktan bir bulut geçer 
Karanlık bir çocukluk bulutu 
Gerçeküstü bir ressam 
Dünyayı değiştirmeye başlar 
Kuş sesleri, haykırışlar 
Denizin ve kırların 
Rengi birdenbire karışır 

Sana bir şiir getiririm 
Sözler rüyamdan fışkırır 
Dünya bölümlere ayrılır 
Birinde bir pazar sabahı 
Birinde sararmış yapraklar 
Birinde bir adam 
Her şeye yeniden başlar

//BENİ BİR YAZA GÖMDÜLERDİ BİR ZAMAN

Beni bir yaza gömdülerdi bir zaman 
Her yer olabilecek bir kuytulukta 
Bir kadın vardı bir balkonda 
Sesinde yaralı bir gül olan 

Hayat ve mevsimler aynı şeydi 
Uyku kadar derin bir suda boğulurken 
İlkbahar kekeleyerek geldi 
Kırık çocuk gülüşlerinden 

Deniz oracıktaydı ve buğusu 
Eriyorken havada sesler 
Herşeyin bir büyü oluşturduğu 
Gizemli kokular ve gülüşler 

Beni bir yaza gömdülerdi bir zaman 
Annem olan bir sessizlikte 
Belki de onun kalbidir açan 
Derin bir gülün içinde

//BİR GÜN MUTLAKA...

Bugün seviştim, yürüyüşe katıldım sonra 
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz 
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş 
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel, 
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz! 
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam! 
Sevgilim on sekizinde bir kız, yürüyoruz bulvarda, 
sandviç yiyoruz, dünyadan konuşuyoruz. 
Çiçekler açıyor durmadan, savaşlar oluyor, her şey nasıl bitebilir bir bombayla, 
nasıl kazanabilir o kirli adamlar 
Uzun uzun düşünüyor, sularla yıkıyorum yüzümü temiz bir gömlek giyiyorum 
Bitecek bir gün bu zulüm, bitecek bu hân-ı yağma 
Ama yorgunum, şimdi, çok sigara içiyorum, sırtımda kirli bir pardesü 
Kalorifer dumanları çıkıyor göğe, cebimde Vietnamca şiir kitapları 
Dünyanın öbür ucundaki dostları düşünüyorum öbür ucundaki ırmakları 
Bir kız sessizce ölüyor, sessizce ölüyor orda 
Köprülerden geçiyorum, karanlık yağmurlu bir gün, yürüyorum istasyona 
Bu evler hüzünlendiriyor beni, bu derme çatma dünya 
İnsanlar, motor sesleri, sis, akıp giden su 
Ne yapsam... ne yapsam... her yerde bir hüzün tortusu 
Alnımı soğuk bir demire dayıyorum, o eski günler geliyor aklıma 
Ben de çocuktum, sevgilerim olacaktı elbette 
Sinema dönüşlerini düşünüyorum, annemi, her şey nasıl ölebilir, 
nasıl unutulur insan 
Ey gök! senin altında sessizce yatardım, ey pırıl pırıl tarlalar 
Ne yapsam... ne yapsam... Dekart oluyorum sonradan... 
Sakallarım uzuyor, ben bu kızı seviyorum, ufak bir yürüyüş 
Çankaya'ya 
Bir pazar, güneşli bir pazar, nasıl coşuyor yüreğim, nasıl karışıyorum insanlara 
Bir çocuk bakıyor pencereden, hülyalı kocaman gözlü nefis bir çocuk 
Lermontov'un çocukluk fotoğraflarına benzeyen kardeşi bakıyor sonra 
Ben şiir yazıyorum daktiloda, gazeteleri merak ediyorum, 
kuş sesleri geliyor kulağıma 
Ben mütevazı bir şairim, sevgilim, her şey coşkulandırıyor beni 
Sanki ağlayacak ne var bakarken bir halk adamına 
Bakıyorum adamın kulaklarına, boynuna, gözlerine, kaşlarına, 
yüzünün oynamasına 
Ey halk diyorum, ey çocuk, derken bende bir ağlama 
İlençleniyorum bütün bireyci şairleri, hale gidiyorum portakal almaya 
İlençleniyorum o laf kalabalıklarını, kurumuş yürekleri, bireyin kurtuluşunu filan 
İlençliyorum o kitap kurtlarını, bağışlıyorum sonradan 
Uzun kış gecelerinden sonra, masallarda anlatılan 
Durup durup bunları düşünüyorum, bir sevinci bir hüzün izliyor arkadan 
Yüreğim ipesapa gelmez bir bahar göğü, Türkçe bir yürek kısaca 
Beklemek usandırıyor, telaşlı telaşlı bir şeyler anlatıyorum sağda solda 
Bir otobüse biniyorum, inceliyorum bir böceği tutarak kanatlarından merakla 
Yürürdüm eskiden baharda, o yıkıntıların ve çayırların olduğu alanlara 
Aklıma şiiri gelirdi o yaşlı Amerikalının sonbaharı anlatan şiiri 
Çayırlar vardı o şiirde, baharı anımsatan ne de olsa 
Böylece yeniden hazırlanıyorum bir coşkuya, yeniden sokaklara fırlamaya 
Kendimi atmak bir uçurumdan balıklama 
Büyük ve mavi bir şey izlenimi var bende, gördüğüm filmlerden mi ne 
Bir şapka, telaşlı bir gök, sıcak yapay bir dünya 
Anlat anlat bitmiyor, bitmiyor bendeki daüssıla 
Bütün sevgilerimi harcayabilirim bir çırpıda, yağmurlu o yollar geliyor aklıma 
Benzin kokuları, ıslak direkler, babamın esmer bir somun gibi tombul ve sıcak elleri 
Uyurdum. Bir de bakmışsın yeni bir filim sinemada, şehirde yeni bir kız, 
kahvede yeni bir garson 
O üzgün ve sabahlıklı dururdu balkonda... 
Şimdi ne var hüzünlenecek bunda, nedir bu çatlatan yüreğimi bu telaş 
Sanki yarın ölecek gibiyim, birazdan polisler gelecek ya da 
Gelip alacaklar kitaplarımı, daktilomu, bu şiiri, sevgilimin fotoğrafını duvarda 
Soracaklar babanın adı ne, nerde doğdun, teşrif eder misiniz karakola 
Dünyanın öbür ucundaki dostları düşünüyorum, öbür ucundaki ırmakları 
Bir kız sessizce ölüyor, sessizce ölüyor Vietnam'da 
Ağlayarak bir yürek resmi çiziyorum havaya 
Uyanıyorum ağlayarak, bir gün mutlaka yeneceğiz! 
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey ithalatçılar, ihracatçılar, ey şeyhülislâm! 
Bir gün mutlaka yeneceğiz! Bir gün mutlaka yeneceğiz! bunu söyleyeceğiz bin defa! 
Sonra bin defa daha, sonra bin defa daha, çoğaltacağız marşlarla 
Ben ve sevgilim ve arkadaşlar yürüyeceğiz bulvarda 
Yürüyeceğiz yeniden yaratılmanın coşkusuyla 
Yürüyeceğiz çoğala çoğala...

//BU AŞK BURADA BİTER

Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim 
Yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver 
Bu aşk burada biter iyi günler sevgilim 
Ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider 

Bir hatıradır şimdi dalgın uyuyan şehir 
Solarken albümlerde çocuklar ve askerler 
Yüzün bir kır çiçeği gibi usulca söner 
Uyku ve unutkanlık gittikçe derinleşir 

Yanyana uzanırdık ve ıslaktı çimenler 
Ne kadar güzeldin sen! nasıl eşsiz bir yazdı! 
Bunu anlattılar hep, yani yiten bir aşkı 
Geçerek bu dünyadan bütün ölü şairler 

Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim 
Yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver 
Bu aşk burada biter iyi günler sevgilim 
Ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider

//BU YANGIN YERİNDE

Yaşamak bu yangın yerinde
Her gün yeniden ölerek

Zalimin elinde tutsak
Cahile kurban olarak

Yalanla kirli havada
Güçlükle soluk alarak

Savunmak gerçeği, çoğu kez
Yalnızlığını bilerek

Korkağı, döneği, suskunu
Görüp de öfkeyle dolarak

Toplanıyor ölü arkadaşlar
Her biri bir yerden gelerek

Kiminin boynunda ilmeği
Kimi kanını silerek

Kucaklıyor beni Metin Altıok
"Aldırma" diyor gülerek

"Yaşamak görevdir bu yangın yerinde
Yaşamak, insan kalarak"

//ÇOK SEVDİM BİR ZAMANLAR

Çok sevdim bir zamanlar, seviyorum yine de 
Alıp başımı gitmeyi yollar boyunca 
Seyretmek bir bozkır akşamını camından bir otobüsün 
Masal şehirlerini geçerken hızla 

Çok sevdim bir zamanlar, seviyorum yine de 
Ürpertili, sımsıcak tenini kadınların 
Salmak serin sulara gövdemi 
Düşüp gitmek ardına şiirin ve aşkın 

Çok sevdim bir zamanlar, seviyorum yine de 
Varolduğumu düşünmeyi, ürpererek... 
Karanlık bir odada küçük bir çocuk gibi 
Yağmurdan ve yalnızlıktan ürkek 

Çok sevdim bir zamanlar, seviyorum yine de 
Düşüncemi geniş ve sonsuz olanla birleştirmeyi 
Hırçın ve ele geçmezce atılgan 
Uysal ve usulcacık benim olan şeyi... 

Çok sevdim birzamanlar, seviyorum yine de 
Ve hep seveceğim beynim ve tenim varoldukça bu dünyada 
Pırıl pırıl olanı, her zaman bir güz diriliğinde 
Değişmez ve değişken olanı sonsuzca...

//ÇIĞLIK

Bir adamı öldürmenin tam sırası kurşunlarla 
Çocuğunu öpüp kapıya çıktığında 

Ey kanatılmış çiğnenmiş bahar günü 
Birden bir çığlıkla kapatır yüzünü 

Ezik bir gül gibi çığlık, yitik bir umut gibi 
Boğmak boğma bir telle bir insan olmanın sevincini 

Kederli yağmur, usulca düşen akşama 
Çığlık. Bir çocuk yüzü. Dayalı cama...

//DÜŞMEK

"Uçak şimdi 
Düşüyor" 
Dedi yanımdaki. 
Düşmenin bilmesem 
İnmek olduğunu 
Azerice'de 
Herhalde o saat 
Yüreğime inerdi.

//ESKİ NİSAN

Canımın yongası, sevdiğim,
Bir kaç gün çaldık ilkbahardan
Geçtik yıllardır özlediğim
Erguvan ışıklı kıyılardan

Aşkı sessizlik tanımlar
Gençken tersini düşünürdüm
Akşamla dönerken geriye dalgalar
Yalnızlığı çırılçıplak gördüm

Durduktu önünde Ege Denizi'nin
Gözleri mayıs bulanığı,
Kuytuluğunda eski evlerin
Dolaştıktı Ayvalığı

Eski nisan, her şey gibi,
Kalbim de, rüzgar da eski,
Çırpınıp duruyor havada
Yitik anıların kelebeği

//ESKİ ŞİİRLERİM

Kapılarını yıllardır çalmadığım
Eski dost evleri gibi
Eski şiirlerim
Kitaplarda
Bekler beni...
Girip dinlendiğim olur
İçlerinde
Bir kahve içimi
Çıkıp giderim sonra
Buruk bir hüzün
Bırakıp geride...

//EYLÜL SABAHININ SERİNLİĞİ

eylül sabahının serinliğini 
Yaprakların serinliğini 
Ciğerlerime dolduruyorum 

Sessizlik ve serinlik 
Birleşiyor 
Yıkanmış güvercinler 
Ve çok uzakta bir tren sesi 

Her zaman yeniden başlamak duygusu 
Doğuyor içimde 
Her uyanışımda 

Düşmanlarımı bağışlıyorum 
Daha çok seviyorum dostlarımı 
Her uyanışımda 

Eylül sabahının serinliğini 
Yaprakların serinliğini 
Yüreğime dolduruyorum

//GECE KAPIYI KİMDİR ÇALIP GELEN

Gece vakti kimdir kapıyı çalıp gelen 
Yitirdiğim bir mutluluk mu 
Habercisi mi gelecekteki bir mutluluğun 

Gece vakti kimdir kapıyı çalıp gelen 
İçimde bağıran acılar mı 
Serseri, başıboş bir rüzgar mı 

Gece vakti kimdir kapıyı çalıp gelen 
Ansızın çıkıp gelen bahar mı 

Gece vakti kimdir kapıyı çalıp gelen 
Yüreğim mi,damarlarımda hışırdayan kan mı 

Bağırarak bu kansız evlerin suratına 
Bağırarak bu kansız sokakların suratına 
Bağırarak bu kansız insanların suratına 
Bağırarak yüreğimdeki kanı 

Gece vakti kimdir kapıyı çalıp gelen

//GEÇMİŞ YAZ

Gövdemden sızan sular gibi
Akıp gitti bir yaz daha
Sevişmelerle gündüz vakti
Ve beyaz öğle uykularıyla

Bir yazdı artık geçmiş olan
Oysa hala tenimde tuz tadı
Aynı ağlardan çıkardığımız
Bir akşam güneşiyle balıkları

Bir yazdı uzak Gürcistan'da
Kıyısında kartal dağların
Mavi gözlü bir göl bırakan
Düşlerine çocukların

Bir yazdı yaşanan her saniyesi
Ve şimdi kumsaldan eserken rüzgar
Üşür bir deniz kabuğu belki
Ve küçük bir kızı anımsar

//GİZLİCE SEVGİLİM

Rüyalar bile geceleri bekler 
Gizlice görünmek için 
Yüreğimdesin, saklısında içimin 
Gizlice sevgilim 

Kimse bilmesin üzgünlüğümü 
Taşırım ölümüm gibi bu duyguyu 
En gizli kuytularında ömrümün 
Bir yer var gizlice sevgilimin uyuduğu 

Gizlice sevgilim, yaşam kadar acı 
Canımı tutuşturan özlem gibi 
Özlüyorum derin yokoluşta 
Gizlice sevgilimi

//MELANKOLİ

Ey sokaklarında yıllarca avare dolaştığım 
İçinde ilk aşkımı yaşadığım küçük şehir 
Umutsuz akamlarımda sesini duyduğum lir 
Sihrinde ilk acıyı tattığım 

Ey sarhoş akşamlarımın biricik tesellisi 
İlk şiirlerimdeki biricik dert ortağım fener 
Soğuk kış geceleri ısındığım kalorifer 
Gitgide uzaklaşan tren sesi 

ey en masum arzularımı gizleyen oda 
Yıldızlarla dost eden küçük pencere 
Her akşam gönlümün dilediği yere 
Götüren sihirli araba 

Ey en içli en yanık türkülerimi duymayan 
rüzgarı saçlarımı dağıtan sokak 
Ve ey saçı ak gönlü ak 
Anneciğim pencerede ağlayan 

Ah biliorum güç gelecek sizlere 
Ama artık gitmek geliyor içimden 
Bir sabah masmavi bir bulutun peşinden 
Dönüşü olmayan yerlere

//SEVGİLİMSİN

Sevgilimsin, kim olduğunu düşünmeye vaktin yok, yapacak 
işleri düşünmekten 
Kalabalığın içinde kalabalıktan biri 
Gecenin içinde bir yıldız, yitip gitmiş çocukluk gibi 
Sevgilimsin, ak dişlerini öpüyorum, aralarında bir mısra gizli 
Dün geceki tamamlanmamış sevişmeden 

Sevgilimsin, boğuk aşkım, kanayan gençliğim 
Uçuruyorum seni çocukluğuna doğru 
Kanatların yorulur, ter içinde kalıyorsun 
Gece yanıbaşımda bağırarak uyanıyorsun 
Her sabah el sallıyorum metalle karışmana 

Sevgilimsin, arasıra bir kağıt koyup erteliyoruz aşkı 
Otobüslerde ve trende kaçamak yaşanan 
Ve bedenlerimiz kana kana kanayamadan yan yana

//YIKILMA SAKIN

Kötü şey uzakta olmak
Dostlarından, sevdiğin kadından
Yasaklanmak bütün yaşantılara
Seni tamamlayan, arındıran
Kapatıldığın dört duvar arasında
Sağlıklı, genç bir adam olarak

Neler gelmez ki insanın aklına
Sevinçli, özgür günlere dair
Kalmıştır yüzlerce yıl uzakta
Onunla ilk kez öpüştüğün şehir
Acı, zehir zemberek bir hüzün
Kalbinden gırtlağına doğru yükselir

Görüyorsun işte küçük adamları
Köhnemiş silahlarıyla saldıran sana
Kimi tutsak düşmüş kendi dünyasına
Kimisi düpedüz halk düşmanı
Diren öyleyse, diren, yılma
Yürüt daha bir inatla kavganı

Babeuf'u hatırla, Nazım Hikmet'i
Bir umut ateşi gibi parlayan zindanlarda
Hatırla Danko'nun tutuşan kalbini
Karanlıkları yırtmak arzusuyla
Ve faşizme karşı, zulme, zorbalığa
Düşün acılar içinde vuruşan kardeşleri

Kötü şey uzakta olmak
Dostlarından, sevdiğin kadından
Yasaklanmak bütün yaşantılara
Seni tamamlayan, arındıran
Ama bir devrimciyi haklı kılan
Biraz da acılardır unutma

Yıkılma sakın geçerken günler
Yaralayarak gençliğini
Onurlu, güzel geleceklerin
Biziz habercileri düşün ki
Ve halkın bağrında bir inci gibi
Büyüyüp gelişmektedir zafer.

//YAZ

Seni seviyorum ve bir şey söylemiş olmuyorum bunu söylemekle 
Ben bu yaz kokusunu bir başka zamandan anımsıyorum 
ben bu yaz tadını biliyorum, terleyen aşkı 
terleyen kasıkları ve şakaları biliyorum 

kendimi yokluyorum, burnumu çekiyorum, yaz geçiyor 
Yaz geçmeyecekmiş gibi, havada asılı duran sesler 
Tembelce ulaşıyorlar hedeflerine 
Yazın derin uykusu, uyuşukluğun yazı 
Kaşınmanın, uzak iklimlere doğru 

Yaz büyük ve ayıp bir çiçeğe benziyor 
(Ben bu benzetmeyi anımsıyorum) 
Dolunay çırılçıplak 
(Bu benzetmeyi de) 
Yaz, mezar taşları ısınıyor 
Ve kertenkelelerin kanı 

Saçlarımdan otlar ve kertenkeleler fışkırıyor 
Yaz, bakımsız bahçler 
Bakımsız havuzlar 
Yaz günleri dilimde tüy bitiyor 
Ve aşkın ısırgan otu 

İpekten sözler üretiyorum, geleceksen gel 
Sözler yorgun düşüp kalıyor yarı yolda 
Aşk, ve gecenin kadifesine yazılan sözcükler 

Yaz beni derin yatağına çekiyor 
Ağlıyorum ve diriliyorum yeniden 
Yaz bir ölüm uykusu ve bir gece dürtüsüdür 
Serin yıldızlar kuşandığımız 

Sözcükler derin sulara batıp çıkıyor 
Yaz budur ve roman budur 

Yaz beni yaralıyor 

//YAZ SONU

Ayvalar ve güneş sarardı
Yıldızlar daha parlak
Ve ay daha soğuk şimdiden
Güz denizi yutkunuyor
Ardısıra yitik bir aşkın
Kıyıya çarpıp geriye çekilirken.
Kağıttan taşan mürekkep gibi
Taşıyor içimden
Özlemi geçmiş yazın.

//YAŞADIKLARIMDAN ÖĞRENDİĞİM BİR ŞEY VAR

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var: 
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi 
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten 
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği 

İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne 
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa 
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır 
Kopmaz kökler salmaktır oraya 

Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını 
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin 
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara 
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin 

İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine 
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına 
İnsan balıklama dalmalı içine hayatın 
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına 

Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar 
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın 
Değişmemelisin hiçbir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu 
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın 

Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle 
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı 
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına 
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı 

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var: 
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına 
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır 
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana.

//İLKBAHAR

Yüzümü bulutlara kaldırıp 
Dua eder gibi mırıldanıyorum 
Kuşlarla, otlarla yıkanıyorum 
Rüzgarla, ilkbaharla 

Güneş gözkapaklarımı ısıtıyor 
Ah! Güvenilmez ilkbahar güneşi 
Rüyada mıyım, gerçek mi bu 
Hem var gibiyim, hem yok gibi 

Bir güney kentinde, bir kıyı kahvesinde 
Başakların sonsuz salınışı 
Burada, kendimle başbaşa 
Ömrümü böylece tamamlayabilirim 

Bir kuşu dilinden hiç öpmedim 
Belki bir gün öpebilirim 
Belki bir gün rüzgar olurum ben de 
Eserim başakların üzerinden 
Kalbim bir yaz gününe karışsın isterim 
Bir kuş cıvıltısında doğmak için yeniden

//ÖĞRENDİM Kİ

Öğrendim ki... 
Kimseyi sizi sevmeye zorlayamazsınız. 
Kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz, 
Gerisini karşı tarafa bırakırsınız. 

Öğrendim ki... 
Güveni geliştirmek yıllar alıyor, 
Yıkmak bir dakika. 


Öğrendim ki... 
Hayatında nelere sahip olduğun değil 
Kiminle olduğun önemli. 

Öğrendim ki... 
Sevimlilik yaparak 15 dakika kazanmak mümkün 
Ama sonrası için bir şeyler bilmek gerek. 

Öğrendim ki... 
Kendini en iyilerle kıyaslamak değil 
Kendi en iyinle kıyaslamak sonuç getirir. 

Öğrendim ki... 
İnsanların başına ne geldiği değil 
O durumda ne yaptıkları önemli. 

Öğrendim ki... 
Ne kadar küçük dilimlersen dilimle 
Her işin iki yüzü var. 

Öğrendim ki... 
Olmak istediğim insan olabilmem 
Çok vakit alıyor. 

Öğrendim ki... 
Karşılık vermek 
Düşünmekten çok daha basit. 

Öğrendim ki... 
Bütün sevdiklerinle iyi ayrılman gerek 
Hangisi son görüşme olacak bilemiyorsun. 

Öğrendim ki... 
'Bittim' dediğin andan itibaren 
Pilinin bitmesine daha çok var. 

Öğrendim ki... 
Sen tepkilerini kontrol edemezsen 
Tepkilerin hayatını kontrol eder. 

Öğrendim ki... 
Kahraman dediğimiz insanlar 
Bir şey yapılması gerektiğinde 
Yapılması gerekeni 
Şartlar ne olursa olsun yapanlar. 

Öğrendim ki... 
Affetmeyi öğrenmek deneyerek oluyor. 

Öğrendim ki... 
Bazı insanlar sizi çok seviyor 
Ama bunu nasıl göstereceğini bilemiyor. 

Öğrendim ki... 
Ne kadar ilgi ve ihtimam gösterseniz 
Bazıları hiç karşılık vermiyor. 

Öğrendim ki... 
Para ucuz bir başarı. 

Öğrendim ki... 
En iyi arkadaşla sıkıcı an olmaz. 

Öğrendim ki... 
Düştüğün anda seni tekmeleyeceğini düşündüklerinden bazıları 
Kaldırmak için elini uzatır. 

Öğrendim ki... 
İki insan aynı şeye bakıp 
Tamamen farklı şeyler görebilir. 

Öğrendim ki... 
Aşık olmanın ve aşkı yaşamanın çok çeşidi vardır. 

Öğrendim ki... 
Her şartta kendisiyle dürüst kalanlar 
Daha uzun yol yürüyor. 


Öğrendim ki... 
Hiç tanımadığın insanlar, 
iki saat içinde, 
senin hayatını değiştirir. 

Öğrendim ki... 
Anlatmak ve yazmak ruhu rahatlatır. 

Öğrendim ki... 
Duvarda asılı diplomalar 
İnsanı insan yapmaya yetmez. 

Öğrendim ki... 
Aşk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa, anlam yükü o kadar azalır. 

Öğrendim ki... 
Karşısındakini kırmamak ve inançlarını savunmak arasında çizginin 
nereden geçtiğini bulmak zor. 

Öğrendim ki... 
Gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez. 
Gerçek aşkların da! 

Öğrendim ki... 
Tecrübenin kaç yaşgünü partisi yaşadığınızla ilgisi yok, 
Ne tür deneyimler yaşadığınızla var. 

Öğrendim ki... 
Aile hep insanın yanında olmuyor. 
Akrabanız olmayan insanlardan ilgi, sevgi ve güven öğrenebiliyorsunuz. 
Aile her zaman biyolojik değil. 

Öğrendim ki... 
Ne kadar yakın olursa olsunlar 
En iyi arkadaşlar da ara sıra üzebilir. 
Onları affetmek gerekir. 

Öğrendim ki... 
Bazen başkalarını affetmek yetmiyor. 
Bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor. 

Öğrendim ki... 
Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın 
Dünya sizin için dönmesini durdurmuyor. 

Öğrendim ki... 
Şartlar ve olaylar, 
Kim olduğumuzu etkilemiş olabilir. 
Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz. 

Öğrendim ki... 
İki kişi münakaşa ediyorsa, 
Bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez. 
Etmemeleri de sevdikleri anlamına gelmez. 

Öğrendim ki... 
Her problem kendi içinde bir fırsat saklar. 
Ve problem, fırsatın yanında cüce kalır. 

Öğrendim ki... 
Sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pişmanlığın uzun yıllar sürüyor.

 

 

 

 

 

 

Şiirle kalınız sevgili okur...

 

 

Yorumlar (0)

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum Bırakın