Eflak Seferi: Drakul'un İzinde

Eflak Seferi: Drakul'un İzinde
  • 2
    0
    1
    0
  • Merhabalar dostlar bildiğiniz üzere yakın zaman da Fatih Sultan Mehmed'i anlatan Rise of  Empires: Ottoman dizisi ikinci sezonu ile tekrardan karşımıza çıkmıştı. Bu sezonda Fatih Sultan Mehmed'in meşhur Eflak seferi ve Kazıklı Voyvoda ile mücadelesi anlatılmaya çalışılmış ancak doğrudan çok yanlışı olduğu için beni pek tatmin etmemişti. Bir önceki yazımda dizideki yanlışlıkları ve doğrularını anlattığım detaylı bir yazı yazmıştım, şimdi ise bu yazım da kaynaklarından seferin gidişatını ve Vlad Drakul'un gerçek hikâyesini ele alacağız...

    1. Eflak Prensliği ile Osmanlı Devleti Arasındaki ilişkiler:

    Eflak ile Osmanlı'nın ilişkileri aslın da Yıldırım Bayezid zamanından beri çalkantılı idi, çünkü I. Kosova Savaşı'nda Eflak prensi Mirça Sırplara yardım etmişti. Bununla da yetinmeyip Fetret Devri'nde Yıldırım Bayezid'in şehzadeleri arasındaki savaşlara karışmış önce Musa Çelebi'ye daha sonra da Düzmece Mustafa'ya yardım etmiştir. 1417 yılında Çelebi Mehmet Eflak üzerine bir sefer düzenlemiş ve bu seferde Mirça'nın ordularını yenilgiye uğratmıştır. Bunun üzerine Eflak Prensliği Osmanlı Devleti'ne vergi ödemek zorunda kalmış böylelikle Osmanlı Devleti hakimiyetine girmiştir. II. Murad zamanında Eflak hâkimi II. Vlad Drakul idi, Osmanlı ile arasını iyi tutmaya çalışmakla beraber fırsat kollamayı da ihmal etmiyordu. János Hunyadi'nin teklifi ile aradığı fırsatı yakalamıştı 2. Kosova savaşı'nda Osmanlı'nın karşında yer aldı ancak savaş kaybedilince zor durumda kaldı. Bunun üzerine bin bir özürler ile Sultan'dan af diledi, ve iki oğlunu ( III. Vlad Drakula ve Güzel Radu) esir vererek bağlılığını bildirdi. Sultan Murad bunun dışında cizye ve vergi vermesi şartı ile anlaşmayı kabul ederek Eflak ülkesini Osmanlı'ya bağlamış bulunmaktaydı.

    Vlad ve Radu Osmanlı devleti'nde kaldıkları süre zarfında iyi bir eğitim ve tedrisattan geçmişlerdi, çünkü babalarının ölümünden sonra birisi devlete bağlı olarak tahta çıkarılacaktı. Hatta bir süre Edirne sarayında kalarak geleceğin Fatihi ile  eğitimlerini sürdürmüşlerdi, tabi bu dizide anlatıldığı üzere kan kardeşi olacak boyuta gelmemişti zira sarayda bu denli ilişkilere izin verilmez buna göre terbiye verilirdi ikisinin arasındaki ilişki birbirlerine saygı duymaktan öteye geçmemiştir.

    Vlad Tepeş 1448'de II. Kosova Muharebesi sonrasında Osmanlı desteğiyle Eflak'ın başına geçme girişiminde bulundu, ancak kısa bir süre sonra Macaristan tarafından desteklenen Eflak Voyvodası II. Vladislav tarafından yenilgiye uğratıldı ve Boğdan'a sürgüne gitti. Bu sırada kardeşi Radu Osmanlı sarayında kalmaya devam ediyordu, Başarısızlığından dolayı bir süre görmezden gelindi ve sürgün hayatı yaşadı. Erdel Beyi János Hunyadi ("Hunyadi Yanoş") 1456'da Belgrad şehrini Osmanlı kuşatmasına karşı savunmaya giderken, daha önce başarısızlığını görmesine rağmen Vlad'ın komutasına güney Erdel'in savunmasını sağlaması için bir ordu verdi. Doğru savaş taktik ve stratejilerini bilen genç Eflak prensini değerlendirmek istiyordu. Vlad da Eflak üzerinde egemen olabilmek için Hunyadi'ye ihtiyacı olabileceğini düşünüyordu.Fatih Sultan Mehmed'in Belgrad kuşatması sırasında şehrin doğu kanadını savundu. Ardından emrine verilen orduyu fırsat bilip bundan yararlanan Vlad, Eflak'a bir sefer düzenledi ve II. Vladislav'ı öldürerek 22 Ağustos 1456'da III. Vlad adıyla Eflak voyvodası oldu. Bu hareketi ile Macarların öfkesini üzerine çekmişti ve her ne kadar Eflak voyvodası olmuş ise de güçsüz olduğunu biliyor ve güçlenene kadar Macaristan'dan korunması gerektiğini biliyordu. Bunun için  güçlü bir hami ile kendisini  garantiye almak için Osmanlı devleti'ne başvurmuş eski dostlukların devamını temenni ederek Fatih Sultan Mehmed'e bağlılığını bildirmişti en azından şimdilik...

    2. (1462) Eflak Seferine Sebebiyet Veren Olaylar:

    Eflak Vlad kontrolünde Osmanlı'ya bağlı her yıl düzenli vergisini ödeyerek takdir edilen bir ülke konumuna yükselmiş bu durum 1459 yılına kadar sürmüştü.

    Bu konu Tursun Beğ Tarihinde şu ile şekilde anlatılmaktadır:

    Ve ol bir hun-har cabir ü mütecebbir kafir idi ki Eflak vilayetine vali oldı. Atebe-i keyvan-rütbenün  haracına mültezim olup her yıl gendü nefsi ile ve haracı ile ve ağır pişkeşi ile gelüp şeref-i atebe-büs ile tecdid-i istis ad ider idi. Fahır hıl'at ve kızıl börk ile kıymeti altun üsküf dahı enva-ı avatıf-ı padişahi ile mahzuz kılınup memleketine gönderilür idi.

    Günümüz Türkçesi:

    O, yani kazıklı voyvoda kan dökücü, azgın ve zorba bir kafirdi. Eflak iline vali oldu. Yüksekliği keyvan'a denk eşiğe, yani Padişah'a vergi vermeyi kabullenmişti, her yıl kendisi vergisi ve armağanlarıyla gelip eşik öpme şerefine ererek uğur kazanmayı yenilerdi. Değerli kaftan ve kızıl börkle, kıymetli altın üsküf, ayrıca padişahın daha birçok bağışlarıyla sevindirilip memleketine gönderilirdi.

    Vlad sultana bağlı bir tavır takınıyor vergilerini eksiksiz ve düzenli olarak bizzat kendi getiriyordu ve bu tavrı sultan Mehmed tarafından takdir ediliyordu tabi ki bu tavrı göstermelik bir bağlılıktan başka bir şey değildi, ülkesinin hâkimiyetini tam manasıyla eline geçirip ordusunu düzenleyecek kadar zaman kazanmak niyetindeydi.

    1459-61 yıllarına gelindiğinde Fatih'in Mora ve Karadeniz sahilleri ile uğraştığı sıralarda Vlad da eski bağlılığını çözmeye başlamıştı. Artık vergilerini getirmek şöyle dursun göndermiyordu bile. Bunun yanında Fatih Sultan Mehmed Trabzon seferinde iken, Tuna'yı geçerek Bulgaristan topraklarını yağma ve talan etmişti. Kendi tebaası da başta olmak üzere zalimliği had safhaya varmıştı. Batılı kaynalar onun işkencelerinden uzun uzun söz etmekte ve gittikçe, azgın bir canavara dönüştüğünü vurgulamaktadır.

    3. Vlad Dracul'un Zalimlikleri:

    Tursun Beğ Tarihi'nde Vlad'ın insanlık dışı işleriyle alakalı anlatım şu şekildedir:

    ''Ama kafirlerin Haccac'ı idi. Aşırı ceza uygulaması öyle bir mertebedeydi ki bir köyde, örnek olarak, bir şahıstan hainliğini gösteren bir suç ve kusur ortaya çıksa, o köyün tüm halkını, erkeğini kadınını, çocuklarıyla birlikte diri diri kazığa vururdu. Ve o bahtı karanın yönetim merkezi olan ağaç hisar karşında altı mil (9,6km) kadar yere dikine iki sıra çıt çaktırdı, ona sıkı ve sağlam bir şekilde çalı ördürdü, bahçe ediniyorum diye. o iki çit arasına Macar kafirlerinden ve kendi ülkesi kafirlerinden ve Boğdan kafirlerinden kazığa vurulmuş kimselerle doldurdu. Bundan başka, kalenin çevresi ormanlık ve ağaçlı, çalılık yerdir, her ağacın her budağında salkım salkım olmuş sayısız ve hesapsız asılmış adam.Yasağı asılanlardan birini indiren kişinin onun yerine asılmasıydı.''

    Batılı ve diğer kaynaklarda anlatılanlar:

    ''En sevdiği temaşa kazık işkencesi idi. Bilhassa kazıklara vurulmuş ve işkencelerle can vermekte olan Türklerin teşkil etmiş oldukları kalın dairenin ortasında  sarayın halkı ile birlikte yemek yemekten büyük bir haz duyardı.''

    ''Eline türk esir geçince, ayaklarıdaki derinin yüzülmesini, meydana çıkan kırmızı etlerin tuz ile ovuşturulmasını sonrada elem ve ızdırabın artması için keçilere yalattırılmasını emrederdi.''

    ''Bir gün meleketin bütün dilencilerini büyük bir ziyafete çağırarak, iyice doyurduktan sonra sofra masasını ateşlettirip hepsini yakmıştı.''

    ''Bir takım zavallı kadınların memelerini kestirerek onların yerine çocuklarının kafasını çiviletmişti. Bazı çoculara ise validelerinin ateşte kızartılmış etlerini yemeye mecbur bırakmıştı.''

    ''İnsanları sebze gibi doğramak ve çömlek içinde pişirip kaynatmak için hususi usuller uygulamıştır.''

    ''Bir gün merkep(eşek) üzerinde tesadüf ettiği bir papazı merkep ile beraber kazıklatmıştır.''

    ''Hamile olduğunu söyleyen bir sevgilisinin karnını yarıp öldürmüştü.''

    ''En büyük zevki birçok kişiyi birden işkenceye koymaktı. Lisan öğrenmek için Eflak'a gönderilmiş dört yüz Macar ve Erdelli delikanlıların hepsini birden ateşte yakmıştır.''

    ''Altı yüz Bohemyalı taciri ise pazar yerinde kazığa vurdurmuştur.''

    4. Eflak(Ungurus) Ülkesine Sefer Kararı ve Hazırlıklar:

    Vlad'ın vahşi hareketleri, vergisini üç yıldır vermemesi ve en son Fatih Trabzon seferinde iken Tuna'yı geçip yakıp yıkması sultanın gözünden kaçmıyor ancak sefersiz bir şekilde ele geçirmek istiyordu. Trabzon fethinden sonra Vlad tebrik için elçi yollamış bin bir özürler dilemişti, Fatih Sultan Mehmed ise vergisini ödemeyişinin ve sınırları ihlal etmesi ile alakalı malumat vermesi için Vlad'ın elçileri ile kendi elçilerini de göndererek İstanbul'a gelmesini buyuran bir ferman yolladı. Vlad ise cevaben: Sultan hazretleri uzunca bir süredir Macarlar ile savaş halindeyim halkım huzursuz ben buradan yanınıza geldiğim an tahtımı zapt ederler, lütfedip bir uç beyinizi benim yokluğumda Eflak'ı korumak maksatlı gönderir iseniz bende memnuniyetle kudretli sultanın tahtına yüz sürmeye gelirim.

    Bunu üzerine Fatih Sultan Mehmed'in emri ile Niğbolu sancakbeyi Hamza bey Eflak sınırına gönderildi. Hamza Bey'in vazifesi görünüşte Eflak ülkesini korumak gibi görünse de asıl hedefe Vlad'ın yakalanarak İstanbul'a getirilmesiydi. Hamza Bey Tuna önüne geldiğinde nehrin donmuş olduğunu gördü ve burada kamp kurdu. Vlad ise Fatih'in tertibatından haberdar mı oldu yoksa bir planla mı asker istemiştir bilinmez donmuş bulunan Tuna'yı geçerek rahat bulunan Hamza bey kuvvetlerine müthiş bir baskın yaptı. Bu baskında Kâtip Yunus Bey şehit Hamza Bey de esir düştü. Esir aldığı tüm esirlerin kolları ve bacaklarını kırdırdıktan sonra kazığa vurdu Hamza Bey ise makam ve rütbesinden dolayı daha yüksek bir kazığa vuruldu, kesik başı da Macar kralına gönderilerek yardım isteğinde bulunuldu.

    Bu haberler Fatih Sultan Mehmed'e ulaşınca sultan hiddetlendi ve sefer kararı aldı, 1462 bahar aylarına kadar hazırlıklarla uğraşıldı detaylı planlar yapıldı, dizide gösterildiği gibi Tuna önünde plan yapıp tekne ayarlama hikâyesi tamamıyle yalan. Hazırlanan plana göre ordu karadan Tuna nehrine gelecek asıl ağırlıklar ve toplar ise donanma ile Karadeniz üzerinden Tuna Nehri'ne bağlanacak ve karşıya geçirilecekti.

    5.Eflak İçlerinde:

    1462 baharında ordu toplanarak harekete geçti, yapılan yoklama da askerin miktarı  yüz elli bini bulmuştu. Mahmut Paşa asıl ordudan evvel Tuna'yı geçip Eflak'a girdi. Padişah ise yirmi beş kadırga ve yüz elli nakliye gemisiyle  deniz yoluyla Karadeniz'den Tuna'ya girdi ve Vidin'e kadar ilerledi. Ne Padişah ne de Mahmut Paşa Vlad'ın kuvvetlerine tesadüf etmişlerdi. Bunun üzerine Evrenoszade Ali Bey ve oğlu Evrenos Bey akıncı birlikleri ile eflak topraklarını vurmaya yollandılar. Vlad ise bizzat Osmanlı ile karşılaşmaya cesaret edemiyor daha çok vur kaç yapıyor Osmanlı ordusunun güzergâhındaki köyleri yakıp yıkıyor ve su kuyularını zehirleyerek ordunun iaşe ihtiyacını gidermesini engellemeye çalışıyordu.

    Bu hadiseler Hoca Sadettin Efendi'in Tacüt-Tevarih adlı eserinde şu şekilde anlatılmaktadır:

    ''Evrenos oğlu Ali Bey akıncı askerine serdar kılınıp Eflak diyarına yağmaya salındı. Mahmud Paşa ise ordunun önünce rehberlik ediyordu. Öğle bir yere gelindi ki altı fersah(35km) yolda bütün çevre aransa bir katre(damla) su bulunmazdı. Geçip giden günler gibi uzayan yolların inişi çıkışı bitip tükenmiyor, güneş ise bu sırada seratan burcunda olmakla dünya pek sıcaktı. Çelik çivili nallar sıcağın şiddetinden erimiş sızmıştı.''

    Bu itibarla ordu günlerce yürümesine rağmen melun Voyvoda'dan bir haber yoktu. Bu arada Evranos Bey sayısız ganimet ile akından dönmekteydi, bunu haber alan Vlad ordusuyla geçitleri tutarak Türk akıncılarının kritik bir mevkide yollarını kesti. Halbuki Mahmut Paşa Komutasındaki Rumeli birlikleri onlara yakın bir yerde idiler. Eflaklılar bunları görmüş ise de akıncıların küçük bir kolu zannedip önemsememişlerdi. Eflak birlikleri çığ gibi akarak akıncıları Mahmut Paşa kuvvetleri yakınına kadar geri çekilmeye zorladılar, Mahmut Paşa ise olaydan haberdar olarak askerlerine savaş tertibatı aldırdı. Akıncıları mahvetmek isteyen Eflaklılar ormanlık alandan bir anda düzenli birlikler çıktığını görünce şaşkına döndüler. İşin mahiyetini o zaman anlayarak kaçmaya çalıştılar ancak imkân bulamadılar zira etrafları çoktan çevrilmişti, yedi bin kişi oldukları tahmin edilen Eflak birliğinden yedi yüzü dahi kurtulamamıştı. Osmanlılar bu hadiseden sonra bir ay daha Voyvoda'yı aramışlar ise de bulamadılar. Vlad ise delice bir teşebbüse geçecekti.

    6.Son Kurşun: Targoviste Gece Baskını:

    Vlad yaşadığı hezimetten sonra kalan birlikleri ile delice bir plan hazırladı, maksadı bir fırsatının bulup kuvvetli bir hamle ile padişahın karargahına kadar girmek ve onu öldürmekti. Türkçe bilmesinden istifade eden Vlad, kıyafet değiştirerek bizzat padişahın askerleri arasına girerek keşifte bulunmayı başarmıştı. Nihayet bir gece Vlad Drakul'un süvarileri fenerler fanuslar tedarik ederek Osmanlı ordusunun üzerine düştüler...

    (19. yüzyılda Theodor Aman tarafından yapılan gece baskını tasviri)

    Lakin yanılarak Mahmut Paşa ile İshak Paşa'nın çadırlarına hücum ettiler. Bu ilk saldırıda askerlerden ziyade atları ve develeri öldürdüler. Eflaklılar asıl padişah çadırına saldırıya geçtiklerinde ise Yeniçeriler çoktan tertibat almışlardı. Bu durum Eflak askerlerinin bozulmasına yol açtı, ancak çatışmalar sabaha kadar devam etti. Güneş doğarken Vlad Drakul ricat etti, Ali Bey ve akıncılar kaçanları şiddetle kovalayarak bin esir ile geri döndüler. Osmanlı ordusu harekâtına devam etti, Turhanoğlu Ömer Bey Eflak içlerinde Vlad'ın süvarilerinden kalanları bozguna uğarattı  iki bin baş ile ordugaha geldi. Hizmetlerine istinaden kendisine Teselya Sancakbeyliği verildi.

    Her şeyin bittiğini gören Kazıklı Voyvoda önce Moldavya'ya oradan da Macaristan'a iltica etti. Macarlardan destek alıp Fatih döndüğü zaman tahtını tekrar almak niyetindeydi ancak Macarlar Osmanlı ile sulh yapmışlardı ve Macar Kralı Matyas Corvin yaptığı zulümler ile Macar halkına da eziyet ettiğini bildiğinden Vlad gelir gelmez onu hapsetti.

    7. Zulüm Başkenti Targovişte:

    Vlad'ın kaçması ile Osmanlı ordusu Başkente kadar başka bir direniş ile karşılaşmadılar. Başkente yaklaştıklarında ise muhtemelen o gün orada olanlar için hafızalarından hiç çıkmayacak dehşet görüntülere şahit oldular. Kilometrelerce uzanan kazıklar ve cesetler, günler geçmesine rağmen ölmeyen inim inim inleyen insanlar ve o koku...

    Bu yaşananlar ordunun ve sultanın moralini çok bozmuştu özellikle Targovişte'ye vardıklarında şehrin arkasındaki kazık ormanı ve ceset yığınlarını görünce daha fazla dehşete düştüler. Rivayet odur ki Fatih Sultan Mehmet bu görüntüden sonra diz çökerek gözyaşları dökmüş ve Yüce Allah'a sığınmıştır. Gerekli düzenlemeleri yapan Fatih Sultan Mehmed Han Eflak idaresini Vlad'ın kardeşi Radu' ya bırakarak dönüş yoluna doğru harekete geçtiler böylelikle Osmanlı için Eflak seferi tamama ermiş oldu.

    8. Vlad Kâbusu Geri dönüyor:

    Uzunca bir süre Vişegrad'da hapis kalan Vlad 1476 yılında serbest kalarak Boğdan ve Erdel birlikleri ile tahtını elde etmeye muvaffak olacaktır. Ancak bu sefer Mihailoğlu'nun akıncıları teyakkuz halinde idiler. Aynı yılın aralık ayı içerisinde Vlad'ı Bükreş yakınlarındaki Balteni'de iken ansızın basarak yakalayıp aman vermeden boğazladılar ve kellesini sultana gönderdiler böylelikle Drakul kabusu bitmiş oldu...

    (III. Vlad'ın mezarı, 1461'de kendisinin yaptırdığı Comana Manastırı.)

    9. Popüler Kültürde Vlad Drakul:

    Bram Stoker III. Vlad'dan esinlenerek Drakula adlı romanı yazmıştır. Böylece Vlad, ünlü vampir Kont Drakula'ya dönüştü. Drakula'nın şatosu olarak bilinen Karpat dağlarındaki Poenari Şatosu Veliaht Dominic von Habsburg'a Romanya'da törenle 26 Mayıs 2006'da iade edildi. Romanya 1948 yılında şatoya el koymuştu.

    Bram Stoker'in Drakula kitabından uyarlanan pek çok film çekildi kitap yazıldı ve Vlad Tepeş'in ünü günümüze kadar ulaştı özellikle Romanya bu işten çok fazla ekmek yemekte ve Drakula turizmi adı altında turistleri ülkeye çekmekte.

    (2007 tarihli Romanya pulu.)

    Romanya hatta bu ticaret işini o kadar abartmış ki Vladla alakası olmayan yerleri bile onunla bağdaştırıp turistlere satmakta ne diyelim bol kazançlar olsun...

    Şimdi sizlere Vlad Drakul ile alakalı ancak kitaptan uyarlama yapılan bazı filmleri paylaşıp yazımı sonlandıracağım:

    -Abraham Van Helsing
    -Blade: Trinity
    -Bram Stoker'dan Dracula
    -Buffy vs. Dracula
    -Can Pazarı (film, 1972)
    -Davet (film, 2022)
    -Dracula (dizi, 2020)
    -Dracula: Başlangıç
    -Drakula (dizi, 2013)
    -Drakula (film, 1931)
    -Drakula Doktor Frankenştayn'a Karşı
    -Drakula Frankenştayn'a Karşı
    -Drakula halála
    -Drakula İstanbul'da
    -Drakula Mezarından Kalktı
    -Drakula: Karanlıklar Prensi
    -Drakula'nın Dehşeti
    -Drakula'nın Evi (film, 1945)
    -Drakula'nın Gelinleri
    -Drakula'nın İzleri
    -Drakula'nın Kanının Tadına Bakın (film, 1970)
    -Drakula'nın Kızı
    -Drakula'nın Oğlu (film, 1943)
    -Drakula'nın Satanist Ayinleri
    -İki Açıkgöz Frankenstein'a Karşı
    -Kont Drakula (film, 1977)
    -Mutlu Canavar Ailesi
    -Nosferatu, Bir Dehşet Senfonisi
    -Otel Transilvanya
    -Otel Transilvanya 2
    -Otel Transilvanya 3: Yaz Tatili
    -Otel Transilvanya: Transformanya
    -Renfield (film)
    -Vampire Hunter D: Bloodlust
    -Van Helsing (film)
    -Yedi Altın Vampir Efsanesi

    KAYNAK:

    -Tursun Beğ Tarih-i Ebü'l-Feth (Mertol Tulum baskısı(Ketebe kitap)) 2.cilt sayfa: 111, 112, 113, 114, 115, 116, 117.

    -Kayı-II Cihan Devleti Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil (Timaş yayınları) sayfa: 205, 206, 207, 208, 209.

    -Hoca Sadettin Efendi Tacüt-Tevarih III. cilt (Kültür bakanlığı 1992 baskısı) sayfa: 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68.

    -Kritovulos Tarihi (1451-1467) (Hasan Ali Yücel Klasikler dizisi baskısı) sayfa: 198, 199, 200,

    -Hadidi Tarihi Manzum Osmanlı Tarihi 1285-1523 (Prof. Dr. Necdet Öztürk baskısı tıpkı basım (Bilge Kültür sanat yayınları)) sayfa: 241, 242, 243, 244

    -https://tr.wikipedia.org/wiki/III._Vlad

    -https://tr.wikipedia.org/wiki/Eflak_Seferi_(1462)

    -https://tr.wikipedia.org/wiki/Eflak_Voyvodal

    -https://arkeofili.com/gercek-dracula-kazikli-voyvoda-kimdi/

    -https://www.dr.com.tr/Kitap/Drakula/Edebiyat/Roman/Dunya-Klasik/urunno=0001761825001

    -https://islamansiklopedisi.org.tr/tarih-i-ungurus

    -https://islamansiklopedisi.org.tr/eflak

    -https://islamansiklopedisi.org.tr/mehmed-ii


    Yorumlar (1)
    • Yazar, Türkçeye hiç hakim değil. Oldukça hatalı bir yazı. 'de' ve 'da'ları ayıramayan birine neden yazı yazdırırsınız ki? Böyle bir metin ne anlatırsa anlatsın bence çöptür...

      Yorum Bırakın

      Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.