🎙️ Zeynep Casalini ile Ruhumuza İyi Gelen Bir Sohbet
Sesiyle, duruşuyla ve doğayla kurduğu bağla yıllardır kalbimizde kendine has bir yer edinen Zeynep Casalini ile müziği, geçmişi, bugünü ve iç dünyasını konuştuk.
Pandemiden afetlere, inişli çıkışlı yılların ardından hem iyi gelenleri hem de zorlayanları bizimle paylaştı. Sanatla büyüyen bir çocuğun nasıl güçlü bir kadına dönüştüğünü, Sezen Aksu ile dostluğunu, vegan yaşamını ve Bodrum’un onun için ne ifade ettiğini içtenlikle anlattı.
Hazırsanız, Zeynep Casalini’nin dünyasına birlikte bir yolculuk yapalım🌿
İyi okumalar. 💫
Son yıllar, pandemi ve afetler derken hepimiz için zorlu geçti. Sen nasılsın? Bunca yaşananın ardından hayata, üretmeye ve insana dair sende neler değişti?
Evet, insan olmak ve kimin gerçekten insan olduğunu ayırt etmek öyle zorlaştı ki. Dünya ve ülke genelindeki kötülük ve zulüm insani boyutların çok dışında artık. Bu durum ben ve benim gibiler için yaşamayı epeyce zor hale getirdi. Mutlu olmak, sevinmek utanılacak bir şeymiş gibi algılamaya başladık ve uzun süredir dozu fazlalaşıyor. Gündelik konuşmalar katastrofik hikayeler halini aldı. Kısaca hiç iyi değilim.
Annen usta tiyatrocu Deniz Türkali, annenin babası yani deden ise edebiyat dünyasının önemli isimlerinden Vedat Türkali. Bu güçlü sanatsal miras seni nasıl etkiledi? Çocukluğunda nasıl bir ortamda büyüdün, bize biraz anlatır mısın?
Ailemde başarılı insanlar olması beni en çok doğrularımda, seçimlerimde diretmem konusunda etkiledi sanırım. Müzikle ilgili ne isteyip ne istemediğimi hep bildim. Büyüdüğüm ortamlar genellikle eğlenceliydi. Bazen sıkıcı da olabiliyordu tabii. Sevilen bir çocuk olarak anneannem ve dedemle Bodrum’da büyüdüm ve 15 senedir Bodrum’da yaşıyorum. Burası benim ‘köyüm.’ Yüzmeyi, Zeki Müren’i, dondurmayı, pazara gitmeyi, ramazan topunu, arkadaşlığı, bir erkekten hoşlanmayı hep Bodrum’da öğrendim.
Uzun yıllardır sahnedesin ve üretmeye devam ediyorsun. Müzikal yolculuğuna dönüp baktığında, seni en çok dönüştüren dönem ya da şarkı hangisiydi? Bu dönüşümün sende bıraktığı iz nedir?
Açıkçası ben 1988’de başladım sahnede şarkı söylemeye. İlk albümüm 2004 yılında yayınlandı. Yani kervanı yolda düzdüm. Öyle sert bir dönüşüm olmadı.Her şey bir yana Sezen’e vokalist olmak bambaşkaydı. O en’lerin EN’i. Sezen‘e olan hayranlığım onunla sahnede olmamdan sonra artık başka bir boyuta geçti.
Sezen Aksu ile olan dostluğun hem müzikal hem insani olarak dikkat çekici. Bu ilişki senin için ne ifade ediyor? Onunla ilgili bizimle paylaşmak isteyeceğin bir anın var mı?
Sezen hiç bitmeyen bir kitap gibi galiba. Adı da ZÜMRÜDÜANKA…En son anım; geçen sene 23 Nisan’da intihar etmeyi aklımdan geçirmemin üzerine 24 Nisan sabahı bana ‘’Felaket Manzara’’ şarkısını göndermesi oldu. Uzunca bir süredir konuşmamıştık.
Bugünün genç müzisyenlerinden kimleri takip ediyorsun? Sana ilham veren yeni sesler var mı?
Gazapizm.
Sahneye ilk çıktığın günle bugünü karşılaştırsan... Sence en çok ne değişti?
En çok ben değiştim elbette. Müzik değişmez. Tarz ve tınılar değişir. İnsanlara ne verip ne almak istediğiniz değişir.
Şarkı üretirken daha çok iç sesine mi kulak verirsin, yoksa dinleyiciyi de hesaba katar mısın?
Bu konuda sanırım oldukça bencilim herkes beğense ama ben sevmesem asla söylemem. Ne sahnede ne de kayıtlarda. Ama ben sevmişsem de kimseyi takamam.
Kliplerinde mekan seçimleri dikkat çekiyor. Bu seçimleri neye göre yapıyorsun? İçlerinden özel bir hikayesi olan bir klibi bizimle paylaşır mısın?
Çoğunlukla yönetmenlerle birlikte beyin fırtınası yaptığımız için kolektif alıyoruz kararları. Aslında tüm projelerin her bölümünde kafa patlatırım. Fikirlerim de çoğunlukla beğenilir kaale alınır.
Takipçilerimiz senin enerjine ve yıllara meydan okuyan formuna hayran. Bunun bir sırrı var mı? Kendine nasıl bakıyorsun?
15 yıldır vegan yaşıyorum. Çevrem az ama çok öz biriktirdiğim dostlarımla dolu. Spor yapmak hayatımın bir parçası. Son dönemde de hayır demeyi, fedakârlığın ölçülü olması gerektiğini öğrenmiş bulunuyorum. Çok mutluyum😉Tabii çocuk ve torun sahibi olmak da yaşama tutunmayı, enerjik olmayı mecbur kılıyor. Sabah ilk işim filtre kahve içmek, sudan sonra😉Diğer sırlarımı vermeyeceğim. 😊
Doğayla iç içe yaşadığını biliyoruz. Peki mutfakla aran nasıl? En sevdiğin yemeği ve tarifini bizlerle paylaşır mısın?
Beni tanıyanlar mutfağın ikinci adresim olduğunu bilirler. Evde neredeyse mutfaktan hiç çıkmam. Hatta misafirliğe gittiğimde bile dayanabilirim mutfak kapısın. 2018’de vegalini vegan cafeyi açtım. Burgerleri hala insanların dilinde. Yine istiyorum öyle bir yer açmak. Burada tarif vermek zor ama casalini’s kitchen’da vegan yoğurt vegan içecek tariflerimi bulabilirsiniz.
Veganlık senin için ne anlam ifade ediyor? Bu yaşam tarzını seçmendeki motivasyon sağlık mı, etik mi, doğaya saygı mı?
Veganlık dünyayı, yaşamı ve canlıları algılama, tercihlerini bu perspektiften yapabilme niteliğidir bence. Tercih hakkı, vicdanı olan tek canlıdır insan. Ve bunun bilincinde olup tüketimini sert biçimde revize etmelidir. Şu an tüm devlet politikaları nasıl daha fazla üretim yapacağının peşinde. Oysa tek çözüm tüketimi basitleştirmekte. Biliyorum düşüncelerim ütopik.
Toplumsal konulara karşı duyarlı olduğunu biliyoruz. Hak mücadelelerine nasıl dahil oluyorsun? Sosyal medyadan mı, sahneden mi, bireysel üretimle mi?
‘’Susmuyorum’’ şarkım sanırım bu sorunun cevabı.Sahnede de elbette içimden gelenleri yumuşatarak söylüyorum. Sosyal medyamı da okurlar bir karıştırsın bakalım.
Yorum Bırakın