Kimse Yoktu Bir de Bu Vardı
Kimsesiz, yabani, zamanın ağır faiz oranlarına rağmen sağ kalmış iki sokak lambasının altında durdu. Lambaya mütecaviz güvelere baktı. Elleri her zamanki gibi paltosunun cebinde, buz gibi havanın durulduğu saatlerde rüzgârın esmeyişini kendine teselli belleyerek normal adımlarla devam etti.
Akşamın dal ortası ıssızdı. Ne araba, ne yaya, ne de hareket eden başka bir şey… Güveleri görmüştü sadece. Zaten bu soğukta kim niye çıksındı dışarı?
Kendi niçin çıkmıştı? Çaresini adımlarının gölgesinde ararcasına yürüyüşüne başlamıştı fakat şu an unuttu her şeyi. "Derdi neydi", "çaresi nerede olmalıydı" gibi tüm kozmik soru ve cevapları ıssızlık arasında kaybetti. Gerçi hatırlamaya da uğraşmadı. Dert, olağan ağırlığını sırtına yüklediğinde tekrar hatırlayacaktı zaten.
Bir an için her şeyi, hatta üşümeyi bile şöyle kenara bırakıp şehre attığı ilk adımını düşündü. İlk gelişi, ilk heyecan ya da burukluğunu… O zamanlar “bir başlangıç bir de bitiştedir” demişti zamanın çaresi. Başlayan zamanın önünde uzunca bir yol, bitmek üzere olanın üstüne eklenecek bir büyük zaman daha olmalıydı onun için. Hiç tükeneceğini düşünmezdi. Zaman bir yanılgı; bir dersin son dakikası ya da bir koşucunun saliselerle kazandığı önemli bir yarış da olabilirdi. İlk ve son, bu kadardı.
Avuntularla arası iyiydi. Araba lastiklerinin bıçak bilediği bir kış gününde sıcacık yorgan altında geniş zamandan kaçmayı zannetmek gibi teselliler, onu hayatta tutan şeylerdendi.
Di’li geçmişini tekrar yaşarken karşısında beliren cılız sokak köpeği, tüm dikkatini dağıtıp şimdiki ıssıza dönmesini sağladı.
Köpeklerle pek arası yoktu. Hikâye ya onun köpeği ya da köpeğin onu kovalıyor oluşuyla son bulurdu. Fakat bu kez öyle olmadı. Önüne kadar sakin, yaşlı adımlarla gelen köpek bir süre gözlerinin içine baktı ve bekledi.
Korkmadı. Bu bir işaret olmalıydı. Beyninin içinde yıldızlar patlıyordu. Yalnızlık adına dizilebilecek tüm satırlara altyapı sağlayan, şehrin en işlek olması gereken yerinde kimse yokken bir köpek, ona anlamlı gözlerle bakıyor ve bekliyordu.
Köpek, göz temasını kesmeden kendini olanca gücüyle sıkmaya ve büzülmeye başladı. Bir an için panikleyip köpeğin can çekiştiğini sandı. Köpek çırpınıyordu önünde. Sesi çıkmıyor fakat yuvalarından fırlamak üzere olan gözleri bir çığlığı aratmıyordu.
Köpek birden sabitlendi, yine gözlerinde aldı soluğu ve bir parça dışkı bıraktı. Öylece, oraya… Kaldırım taşının en karıncalı yerine. Bitmeliydi her şey, dünya yanmalı, her şey ölmeli, çöpe atılmalıydı. Az önce kapıldığı paniği ve köpeğin içler acısı haline geri çekilip bakınca öfkelendi ve içinden köpeğe okkalı bir tekme atmak geldi. Köpek çoktan gitmişti. Anlamlar yüklediği, birkaç saniye içinde onlarca saatlik panik yaptıran köpek, önüne sıçıp gitmişti. İlk başta ruhunu teslim ettiğini düşündüğü köpek, kibrit kutusu ebatlarında bir şey çıkarmış ve memnuniyetle oradan ayrılıvermişti. Bu mini öfke nöbeti sırasında hayvanın cılızlığını da göz önünde bulundurunca "çıkardığı şey canı da olabilir" diye düşündü. Köpeğin gereksiz garibanlığı öfkesini bastırmıştı.
Tam bir hayal kırıklığı ile akşam soğuğu devam ediyordu.
Eski bir rüyasına benziyordu her şey. Orası karanlık bir Avrupa sokağıydı; elektrik kesilmiş, ATM ekranları bembeyaz ve sekiz dokuz kişi rüya kaynaklı bir sebepten kaçıyordu. Evi yok, barkı yok. Ancak Frankfurt durağından geçen Avustralya otobüsüne binebilirdi. Elinde postacı çantası, sokağın sonunda başlayan çöl ve otobüs onu almıyordu. Kalakaldı, dil bilmez, iz bilmez. Ay ışığı, soğuk asfalt ve kendisi…
Rüyaydı bu. Uyanınca bir nebze rahatlamıştı o zaman. Hemen tuğla ebatlarında ve cildine on beş yıl önce veda etmiş rüya tabiri sözlüğünü karıştırıp anlamına bakmıştı. “Frankfurt’tan Avustralya’ya gidecek otobüsü kaçırmak” ya da “ATM’den para çekemeyip postacı çantasıyla çöle doğru koşmak” diye mi artık, nasıl araştırdığı bilinmez; sonucunun bol kazanç ve borçlarını ödemeye delalet ettiğini öğrenmişti.
“Az önce yaşadığım şey de bir rüya olsaydı anlamı kesin böyle çıkardı” diye düşündü. Ama tam anlamıyla ayıkken bu olayın ayağının dibinde gerçekleşmesi rüyada nasıl yorumlanacaktı?
Her zamanki şeylerdi aslında. Canını sıkan şey tam da buydu. Birileri önüne geçip hiçbir sebep yokken sıçıyor ve ceremesini o çekiyordu.
İşte, şimdi hatırladı.
giray
Yurt Genelinde Parçalı Bulutlu - III



Yorum Bırakın