1920’li yıllarda, Atatürk ve dönemin milletvekilleri, Osmanlı döneminde kullanılan “Kürdistan” ifadesine zaman zaman başvurmuşlardır. Kurtuluş Savaşı’nın en zorlu koşullarında, Anadolu’nun dört bir yanı işgal altındayken, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde Kürtler, İngilizler tarafından bağımsızlık ve özerklik vaatleriyle isyana teşvik edilmeye çalışılmıştır.
Böyle bir durumda Atatürk, hızlı ve kararlı bir şekilde hareket ederek, en açık ve doğrudan birlik ve beraberlik mesajlarını Kürt halkına iletme ihtiyacı duymuştur. Bu süreçte, bölge halkının aşina olduğu coğrafi yer adlarını kullanması doğal bir tercih olmuştur.
Atatürk’ün bu yaklaşımı, 1920’lerin Kurtuluş Savaşı koşullarında, ulusal birliği pekiştirmek ve dış güçlerin bölge halkı üzerindeki etkisini kırmak amacıyla stratejik bir iletişim yöntemi olarak değerlendirilmelidir.[1]
Sinan Meydan, El-Cevap, 2014, s. 777.



Yorum Bırakın