Bulutların gözleri yok mu dersiniz
Bana bakıyorlar puslu bir öğleden sonra
İçlerinde yarım kalan aşkların acıları
Kimi zaman azalan, kimi zamansa nükseden anlamsız sevinçler
Onları hiç bıktırmayan, umut dolu bekleyişler
Güneşi bekler onlar, puslu bir öğleden sonra
İç karartıcı bir grilikten tatlı bir pembeliğe dönüşürken
Bana bakar o âşık gözleriyle bulutlar
Onlarla aynı kaderi paylaşan, onlarla aynı savaşta can veren
Bana bakarlar.
Bir yalvarış, bir yakarıştır gözlerinden okuduğum bulutların;
Onları kurtarmamı beklerler, Sita'nın Rama'yı bekleyişi gibi aynı
Bir ben, bir güneşi beklerler.
Bu puslu öğleden sonra
Her yer kapkaranlık
Bir bulutlar pembe
İçlerinde hâlâ umut kırıntıları;
Bir bulutlar gökyüzünde
Dışarıdan durgun, fakat içleri kıpır kıpır,
Bana bakıyorlar,
Kurdukları hayaller
Onkarı tatlı bir pembeye bürümüş.
Ama etraflarında tek bir güzellik yok;
Güneşi saklayan gri bir gökyüzü,
Rahatsız edici gürültüler taşıyan motorlu taşıtlar
Ve öğleden sonra ıslak caddelerde bir başına yürüyen ben...
Sita az mı bekledi sevdiceğini
Bulutlar da bekliyor güneşlerini
Kim bilir ne zaman gelecek
Eğer gökyüzüne baktıüımda gördüğüm şey aslında bensem
Biliyorum ki o güneş asla geri gelmeyecek
Ama inatçı bu bulutlar,
O durgun hâllerine bakmayın; içlerinde kopardıkları fırtınalar,
Onları ayakta tutan umutları olmasaydı nasıl pembe olurdu onlar?
Kim demiş bulutların gözleti yoktur diye?
Bana bakıyorlar işte,
Puslu bir öğleden sonra
İçlerinde umut kırıntılarıyla



Yorum Bırakın