Rezonans fizikte bir sistemin (genellikle doğrusal bir sistemin) bazı frekanslarda diğerlerine nazaran daha büyük genliklerde salınması eğilimidir. Buna tınlaşım frekansları deniyor. Peki bilimsel boyutlarından çıkarsak Rezonans nedir?
Rezonans Kanunu evrendeki her şeyin enerji olduğunu savunur. Bu anlayışa göre düşüncelerimiz, duygularımız, inançlarımız ve bedenimiz belirli frekanslarda titreşir. Bu frekanslar ise benzer frekanslarla rezonansa girer ve uyumlanır.
Pierre Franckh, bu durumu radyo benzetmesiyle açıklar: hangi frekansı ayarlarsak yalnızca o frekansta yayın yapan istasyonun sesini duyarız. Aynı şekilde biz de nasıl bir titreşim yayıyorsak, hayatımızda da yaydığımız enerjiyle uyumlu deneyimlerle karşılaşırız.
Peki sizce bu mümkün mü? Düşüncelerimiz bu kadar güçlü mü? Bu inanışa göre bir şey hakkında olumlu düşünüyorsak bile içten içe korku veya olumsuzluk besliyorsak enerjiyi o yönde yayarız. Bu da enerjinin kaynağının ta kendimiz olduğunu bize söyler.
Franckh bu durumu şöyle ifade eder: “Evrene verdiğiniz sipariş açık değilse, size hangi paketi göndereceğini bilemez.”
Geleneklerimizde de aslında böyle değil midir?
Bir şeyi 40 kere söylersek olur, derler ya. Bence bu da bir tür evrene isteklerini dayatarak olmasını sağlamaktır.
Aslında her şey inanmakla başlar. Kendini inandırırsan herkesi inandırırsın. Bu da dışarıya yaydığın enerjini değiştirir. O da tüm hayatını…
Ağzından çıkanı kulağın duysun, saatine rast geldi… Bu gibi sözler sözlerin gücünü bize anlatıyor. Bizler de aslında bu kanunu benimsemişiz içten içe. Tabi biz de evren dediğimiz şey Allah, titreşim dediğimiz şey dua.
Hangi inanışta olursak olalım sözlerin gücünü kabul etmeliyiz. Tabi söylediğimiz sözlere inanmak da bir o kadar önemli.
Sözler sesle mümkün olur, sesler de titreşimle. Sesler de evrende kaybolmaz. O zaman söylediğimiz her şey tekrarlanıyor. Söylediklerimize dikkat etmek için bir neden daha😊
Psikolojide “Kendini gerçekleştiren kehanet”de denebilir Rezonans kanunu için. Davranış,sonuç,inanç döngüsü. Neye inanırsın onu yaşarsın.Nasıl mı çalışır bu sistem,şöyle:
1. Bir inanç oluşur.
2. Bu inanç duygularını etkiler.
3. Duygular davranışlarını şekillendirir.
4. Davranışların sonucu, baştaki inancı doğrular.
Ben başarılı olacağım,dersen motivasyonun artar.Özgüvenli davranırsın,çabalarsın. İnancın güçlenir ve sonuçta da başarırsın.
Hepimiz son dönemlerde manifest yapmışızdır. “Aldım,kabul ettim,öyle de oldu 777.” :))
Sonrasında bekliyoruz, bir şey olmuyor dimi? Neden mi inanç eksikliğinden.
Her şey inanmakla başlar.
Size benden bir not :)
*niyet mektubu tarifi:
• İstediğin şeyi olmuş gibi yazarsın.
• Şimdiki zaman kullanırsın.
• Net, somut ve duyguyla ifade edersin.
• Sonuna teşekkür eklersin.



Yorum Bırakın