Advertisement

Tarihi Anatomik Sanata Bakış 2

Tarihi Anatomik Sanata Bakış 2
  • 0
    0
    0
    0
  •       18. yüzyıl cerrahı ve anatomi illüstratörü John Bell, çizimsiz bir anatomi kitabının “haritasız bir coğrafya kitabından farkı olmadığını” savunuyordu. Onun ince ince işlenmiş gravürleri, o güne dek anatomi salonu dışında çok az kişinin gördüğü vücut hakkında ayrıntılı bir bilgi yaymıştı. Ancak bu tür illüstrasyonlara daha yakından bakmak yalnızca insan vücudu hakkındaki değişen anlayışımızı değil, aynı zamanda bu görüntülerin yaratıldığı kültürel bağlamı da ortaya çıkarır.  

    Serginin Odağındaki Sahne: Vesalius ve Fabrica

         Serginin henüz başında karşımıza çıkan ve bu durumu en çarpıcı haliyle özetleyen eser, Andreas Vesalius’un 1543 tarihli De Humani Corporis Fabrica adlı kitabın gösterişli ve ayrıntılı kapak sayfasıdır. Bu eser, insan anatomisinin doğrudan diseksiyon yoluyla çizildiği ilk büyük metin olma özelliğini taşımaktadır.

    1543 tarihli bir anatomi kitabının resimli başlık sayfası, bir kadının vücudunun diseksiyonunu bir gösteri olarak tasvir ediyor 

          Kapak resminde yazar Vesalius, adeta bir "şovmen" edasıyla kalabalık bir anatomi tiyatrosunun merkezinde duruyor. Operasyon masasında ise idam edilmiş bir seks işçisi yatıyor. Vesalius'un elindeki neşter, kadavra üzerinde sadece tıbbi bir araştırma yapmıyor; aynı zamanda kadının idamdan kurtulmak için öne sürdüğü "hamile olduğu" iddiasının doğruluğunu, çoğunluğu erkeklerden oluşan izleyici kitlesine kanıtlamaya çalışıyor.

        Bu tablo, toplumsal uçurumun en kanlı ve en çıplak halidir: Bir yanda elinde neşteriyle cerrah, diğer yanda masada yatan kadavra. Aradaki sınıfsal uçurum ve güç dengesizliği bundan daha sarsıcı bir şekilde resmedilemezdi.

        Sanat ve anatomi bilimi, tarihin derinliklerine uzanan köklü bir akrabalığa sahip. Rönesans İtalya’sına gidelim. Karşımıza Leonardo da Vinci ve Michelangelo çıkar. Onlar fırçalarından çıkan figürlere gerçekçi bir ruh üfleyebilmek için morglarda kadavra çalışmaları yapıyordu. Hatta ilk anatomik atlaslarda, bedenler sanki antik birer heykelmişçesine klasik sanat üslubuyla resmediliyordu.

    Leonardo da Vinci'nin eserlerine genel bir bakışı temsil eden fotoğraf

          Ancak hem bilim insanları hem de sanatçılar için en büyük engel şuydu: Bedene ulaşmak. Bu kriz, 1823 tarihli Ölüm Cezası Yasası ile daha da derinleşti; zira idamla cezalandırılan suçların sayısı azalınca, "yasal" kadavra arzı da bıçak gibi kesildi.Haliyle, ortaya devasa bir karaborsa çıktı. Diriliş adamları" lakaplı ceset hırsızları, yeni gömülmüş cesetleri çalıp tıp fakültelerine çok yüksek fiyatlarla satıyorlardı.

        Bu dehşet verici hırsızlığa karşı halk kendi önlemlerini almaya çalıştı. Maddi durumu yerinde olanlar, sevdiklerini "ölüm kafesi (mortsafe)" adı verilen demir kafeslerin içinde toprağa veriyor ya da mezarın üzerine devasa ağır taşlar dikiyordu.

       Ancak yoksullar ve mahkûmlar için huzur içinde uyumak neredeyse imkânsız bir lükstü. 1815’te idam edilen soyguncu John Worthington’ın yakınları, onun bedenini bir anatomi masasında parçalanmaktan kurtarmak için akıl almaz bir yola başvurmuştu: Cesedine asit dökerek diseksiyon için kullanışsız hale getirdiler.

     

     

     

    Kaynaklar:

    https://www.bbc.com/culture/article/20260203-the-shocking-truth-behind-historic-anatomical-art

    https://www.metmuseum.org/art/collection/search/358129

    https://www.cam.ac.uk/research/features/andreas-vesalius-1514-1564-and-the-books-that-made-the-father-of-anatomy

     

     

     

     


    Yorumlar (0)

    Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

    Yorum Bırakın

    Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.