Bu yazıyı yazma nedenim son zamanlarda izlediğim ve okuduğum kitaplara hitaben,beni etkileyen ve yazma ihtiyacı duyduğum bir konu ya da akım:)
Transhümanizm hareketi.
Transhümanizm, insanın biyolojik, bilişsel ve fiziksel sınırlarının, bilim ve teknoloji aracılığıyla aşılmasını savunan düşünce akımıdır. Bu akıma göre genetik mühendisliği, nanoteknoloji, yapay zekâ, beyin-bilgisayar arayüzleri gibi ileri teknolojiler kullanılarak insan ömrü uzatılabilir, zekâ artırılabilir, fiziksel yetenekler geliştirilebilir ve acı, hastalık, yaşlanma gibi insanlık durumunun istenmeyen yönleri ortadan kaldırılabilir.
Okuduğum kitaplar: Dan Brown& Cehennem(Inferno) ve Frederic Gros&İtaat Etmemek(Desobeir)
Dizi: The Mentalist [23 Eylül 2008 ile 18 Şubat 2015 tarihleri arasında CBS'de yayımlanan, yedi sezon ve toplam 151 bölümden oluşan bir Amerikan polisiye dram dizisidir.]
Kendinizin daha iyi versiyonunu olmak ister miydiniz?
Kendinize günlük hayatta sorduğunuz,sosyal medyada "why not you"' reelslerin kol gezdiği,better version is you motivasyonlarının arşa çıktığı bir dönemde,herkes tabiki de kendi versiyonundan daha iyisini değil,diğerlerinden daha iyisini olmak ister.Zaten insanoğlu kendinin daha iyisini istese sıkıntı yok,diğerlerine göre daha zengin,daha güzel,daha becerikli,daha başarılı....
Etkilendiğim dizi ve kitaplardan yola çıkarak küçük bir araştırma yaptım.
Transhümanizm ile ilgili bugün dünyada bilimsel ve teknolojik çalışmalar yapılmakta; Elon Musk'un şirketi Neuralink gibi birçok kuruluş insan beynine yerleştirilecek çipler üzerinde çalışıyor,EPFL'deki (İsviçre Federal Teknoloji Enstitüsü) bir ekip, ampute hastaların, kaybettikleri ellerinde "sıcaklık" hissetmelerini sağlayan, invaziv olmayan (cerrahi gerektirmeyen) termal elektrotlar geliştirdi,birçok şirket ve laboratuvar; yaşlanmayı yavaşlatma,hücre yenileme,biyolojik yaş geri çevirme üzerinde çalışıyor,CRISPR {canlı organizmaların DNA dizilimlerini hassas bir şekilde değiştirmeyi sağlayan devrim niteliğinde bir genetik mühendisliği teknolojisidir} ile; kalıtsal hastalıklar, kas gelişimi,yaşlanma süreçleri, bağışıklık sistemi üzerinde deneyler yapılıyor.
En tartışmalı olaylardan biri:
2018’de Çin’de genetiği değiştirilmiş bebeklerin doğduğunun açıklanmasıydı. Bu olay dünya çapında etik kriz yarattı. Bu artık “insanı tedavi etmek” ile “insanı tasarlamak” arasındaki çizginin bulanıklaştığını gösterdi.
Okuduğum Dan Brown-Cehennem kitabında Zobrist de dünya nüfusunun giderek bilinçsiz bir şekilde artması nedeniyle bir virüs oluşturuyor.Ebola virüsü,hanta virüsü,onkovirüsleri,HIV virüsü vb. gibi bir virüs ama bu havadan soluyarak bulaşan bir virüstü.Kısırlık virüsü...Burada da genetik mühendisliği devreye girerek DNA ile oynanıyor.Dünya nüfusu, 19.yy matematikçisi ve nüfus bilimcisi Thomas Robert Malthus'un "An Essay on the Principle of Population" adlı kitabındandan da yararlanılarak şu ifade yer alır: "İnsanlık eğer denetlenmezse,veba ya da kanser gibi işler." Lakin şu noktada şu sorular akla geliyor,eğer insan DNA'sı değişitirilerek daha iyi versiyon elde edilecekse bu genetik düzenlemeler yasallaştığı anda bir anlamda sahip olanlarla olmayanlar dünyası yaratacak.Günümüzde zenginle fakir arasındaki uçurum zaten gitgide büyüyor."Dünyayı yöneten %1'lik ultra zengin kesimin aynı zamanda daha akıllı,daha güçlü,daha sağlıklı,üstün bir tür haline geldiğini düşünün.O zaman bu ,kölelik veya etnik temizlikle eşdeğer bir durum oluşturur." Aslında bu durum "öjenik" bir şey...Genetik seviyede etnik bir temizlik?
The Mentalist dizisinin 1.sezon 10.bölümünde ise genetik mühendsiliği ile DNA fiziksel değil ahlaki açıdan bir üst seviyeye taşınmak istenmişti.Ahlaki olarak daha iyi insanlar.Ahlak dediğimiz şey kime göre neye göre hangi kurallar çerçevesinde birleşip,tüm dünyada kabul edilerek sözüm ona daha ahlaklı insanlar meydana gelecekti.Ve bu bilimsel çalışmaları yapanların ahlakı ne derecede ölçülerek bu çalışmaları yapacaklardı.Büyük bir soru işareti?
Öjenik dedikleri teknoloji yeni bir şey değil,1940'larda nazi bilimadamlarının basit bir genetik mühendislik girişimiydi."Altı milyon Yahudi'nin yok oluşunu sağlayan ölüm makinesini üreten ve mahkumiyet sebebini anlamakta güçlük çeken,soğukkanlı ve günahsız Eichmann örneğini sadece uzaktan ele alabiliriz.""Eichmann Holokost'un en önemli organizatörü olup onun tek derdi trenlerin tam vaktinde yola çıkmasıdır.Ve Kudüs'te yargılanırken hiçbir zaman şöyle dediğini duymayacaksınız: "Beni cezalandıramazsınız çünkü Yahudi son kuramından ben sorumlu değilim,ben emirlere itaat etmekten başka bir şey yapmadım, ben sadece başkaları tarafından yönetilen emirlere boyun eğen bir kuklaydım."Ve şöyle de söylemez:" Başka seçeneğim yoktu,itaat edecek ya da ölecektim." Esasında kendini sorumlu bulur ama bu sorumluluğu başka bir noktaya taşır ve bu noktada sorumluluk soykırım suçuyla iletişim kuramaz.
Ve diğer örnek Stanley Milgram, 1933 yılında Bronx Mahallesi'ne Aşkenaz Yahudisi bir ailede dünyaya geldi.Üniversitede siyasal bilimler okuyup Harvard Üniversitesi'nde konformizm üzerine deneyler geliştiren Solomon Asch'ın yönetiminde çalıştıktan sonra sosyal psikolojiye yöneldi.Asch'ın elde ettiği sonuçlardan oldukça etkilenen Milgram onun çalışmalarını daha da ileri götürmek istedi.Acaba insanın kendi net algıları yerine en temel insani duyguları sayesinde kendi gibi bir başka insana acı vermekten vazgeçmesi mümkün olacak mıydı?-ki son tahlilde insanı bir benzerine acı vermekten tiksindiren de yine bu insani duygulardır. Ve yine acaba vazgeçerken bunu bir grubun yatay baskısı ya da söz sahibi bir kimsenin dikey buyruğu olmaksızın yapabilecek miydi?-{Kaynak: İtaat etmemk (Desobeir)-Frederic Gros}
"Kötünün sıradanlığı" işte bu kendi kendine körleştirme,aptallaştırma ve bilmek istememe inatçılığıdır.
Öneri dizi-film vb.:
- The Manhattan Project (dizi)
- Oppenheimer(film)
- Hiroshima(belgesel)
- Chernobyl (dizi)
- Şeytan'ın İtirafı: Kayıp Eichmann Bantları (belgesel dizi)



Yorumlar (0)
Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.
Yorum Bırakın