Rüzgarın seçilmişi bir ruh taşıyorum içimde . Estikçe esen , yolunu buldukça sürükleyen , günün götürüsü şeylerin içerisinde serin bir getirisi olan . Sessiz kaldıkça gürültüsü çoğalan ve biriktikçe , tüm sokaklar arasında despot bir şekilde adımlar savuran . Bir hışımla yazılmış vahşi kelimelerden derleme tarihsel bir kalıntı , tüm manevi değerleri çivilemiş korkusuz bir şiir gibi . Tüm beklentilerin ötesinde bir yerde , öylece dinginleşmiş ve zaman içerisinde olgunlaşmış garip bir meyve gibi . Tadını edindiği ağacın özünden koparılmış , kendi renginin ve varlığının farkına varmış . Çizgilerine sıkıca sarılmış bir ruh taşıyorum . Etrafında dev duvarlar birikse bile , gölgelerle sevişmenin tadına varmış bir ruh . Her şey adım adım uzaklaşırken , peşlerine kaçamak bakışlarla düşüvermiş garip bir tanesi . Garip yargıların arasında ne kadar çer çöp varsa , her birini def edercesine fırlatmış , güzünü unutmuş yollara hatıralar savurmuş , daralmış benliklerin arasına bir damla olsun farklı duygular bırakabilmiş bir tanesi . Özel bir şey taşıyorum göğüs kafesimde . İçerisinde barınan şeyin kendine dair bir ağırlığı var 21 gramın ötesinde , bir rengi , bir zifiri var biraz bir de kıyı köşe bir huzur kasabası . Kat kat zırhı var kimi zaman , kimi zaman ise bir dal narinliğinde . Kendi özenine sahip güzel bir pencere . Tüm yorgun düşüncelerine rağmen bitkin düşmüş bir zihni bile kucaklayabilecek kadar kendinden fedakar bir anne . Hani bazen parça parça oluruz da , her parçamızın kendisine has bir cevabı olur ya , tüm o cevaplara rağmen kucağını diğerlerinin dertlerine açmış fedakar olanı .
İnsan , kendi içerisinde karmaşıklaşan bir şey . Bunu derinlemesine hissetmeye başladığım andan beri daha büyük fırtınalar ürettim içimde . Bazı caddeleri daha hiddetli dolaşabilmek adına , bazı duyguların bıraktığı çökmüş yapıları yerle bir edebilmek adına ve bazılarına güzel manzaralar bırakacak güz yapraklarını tüm benliğimin her bir köşesine ulaştırmak adına bu şiddetli rüzgarlarla doluyum . Ay ışığından yudum yudum tatmış bir ruhun , sarhoşluğu için geceye duyduğu hasret gibi arzuluyorum esip geçmeyi . Tüm bu kalabalıklar arasında kaybolmuş ve boğulmuş bazı şeyleri , çok uzaklardan getirip aralarına yağdıracakmışçasına esmek gerek biliyorum . Öylece olup bitmişçesine unutulmuş , zamanı için çok kıymetli duyguların acısını hafifletmiş tüm bu zaman tamponunun hatırına , esip geçme dürtüsüne ayrı bir saygımız olmalı . Yer yer hafifleyen , yer yer değiştiren , yer yer başkalaştıran bu rüzgarların her birine avuçlarımızda dalgın bir deniz dalgasını süzercesine bir alan tanımalıyız . Her şeyin kutsal sürüklenişinin ferahlatıcı ve hafifletici boyutu adına . Güzelim rüzgarlar ! Nereden geldik ve nereye doğru gidiyoruzlar . Ah şu anın tuhaf dertleri ve yarına ne şekilde varacağızlar . Adımlarımızın durduğu , duraksadığı ve çekindiği anlarda , yarınlarda umut gören ve omuzlarımızdan hafif hafif iteleyen kudretli rüzgarlar . Zar zor alınan sıkıntılı nefeslerin içerisinde , ciğerlerimize taze çiçek kokuları sürükleyen , usulca uyuyan maviden aniden sıçrayıp tuzlu hisler getiren rüzgarlar . Sizlerle doluyum , sizlerden yoğruldum bu aralar . Bilmiyorum gidecek ne kadar yolumuz daha var ancak sizlerden umutluyum bu aralar .



Yorumlar (0)
Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.
Yorum Bırakın