Kıyılardan bahsetmek istiyorum bugün biraz . Süslü cümlelerle güzel bir açılış yapmayı çok istedi canım ama bunları bir kenara bırakarak direkt konuya gireceğim sanırım . Hayatın içerisindeki her şey , öylece ortada durmuyor . Gözünün önünde bir gerçek , işte gerçek bir emek , al sana bir yemek gibi şeylerden ibaret değiliz değil mi ? Hayatımızın içerisinde öyle garip anlar ve dönüm noktaları var ki , sürüklene sürüklene bir yerden bir yere varıyoruz . Bazen varmak bile olmuyor . Hırpalanmış bir şekilde , yolun tüm yüküyle beraber , aldığımız tüm hasarlarla birlikte kıyıya vuruyoruz . Kıyıya varmıyoruz , vuruyoruz . Çünkü içinde yoğrulduğu deniz bile candır bir balık için . Tüm o yaşam mücadelesini verdiği yeri terk ettiğinde can bulacağını sanarak savrulduğu noktada başka bir avcı bekler onu , başka bir çaresizlik . Başka bir son . Hiddetle savrulduğu her bir olayın içerisinde biraz daha harmanlandığını bilerek yaşamalı belki de . Kıyılarda köşelerde her şeyin daha tekin olacağını düşünme yanılgısının bizlere neler yaptığına ilişkin düşünüyorum da . Öylece bir köşeye sinip her şeyden uzak kalabileceği yanılgısı kesinlikle tuhaf geliyor bana . Pek çoğumuz da , her bir yorgunluğumuzun ve başarısız mücadelelerimizin ardından , ufak bir uzaklaşma içgüdüsü ile birlikte bir kuytu arıyoruz . Sanki kuytuların hiçbir mücadelesi olmayacakmış gibi ! Her bir zeminin kendisine has bir dokusu var değil mi ? İçerisine gömüldüğün bataklığın , çakıllarla dolu bir yolun , yeni dökülmüş yapış yapış sıcak bir asfaltın . İçerisini göremediğin kar dolu bir yolun , yemyeşil huzur dolu bir çalının . Ancak görünüş bazen aldatıcı olabiliyor . Her yolun , her yerin kendisine has bir zorluğu bulunuyor . Coşku dolu bir çayırın içerisinde sulanmış bir toprağı göremiyorsun , kumsalda bir cam parçasını , taşların arasında var olan garip canlıları . Kuytuların güvenini bu örneklemeyle kınıyorum genel olarak . Kendini uç bucak ötekileştirdiğin bir noktada , yaşayabileceğin şeyler çok daha vahşi ve mücadelesi zor şeyler . İnsanlardan , olaylardan , durumlardan kaçınca güvenli bir noktada öylece kendine kalacaksın zannediyorsun da canım , kendine kalıyorsun ! Belki de bugüne kadar despotluğuna en çok maruz kaldığın şeye kucak açıyorsun . O zamana kadar sergilediği tüm tavırlar ve iletişim başkalarının üzerine kuruluyken , içindeki o ürkünç ürpertinin gözleri sana dönüyor birden . Bu sefer seni yargılamaya ve ayıplamaya başlıyor biliyor musun ? Kıyılarında var olan şey , her daim daha vahşi bir canavar . Bir başka ruhun gölgesinde belki uyuyor , belki dinleniyor , belki daha başka bir şeye sarıyor da sana bulaşmıyor . Ancak kendi yamaçlarında dans etmeye başladığında , işte o zaman bazı yükseklikler daha korkunç bir hal alıyor . Bazı kıyıları daha sert dövüyor kudretli dalgalar . Daha çok çöp ulaşıyor adımlarına . Yüzleşiyorsun hayatla kıymetli dostum . Orada için için kanayan bir şeyler var ve bir şekilde huzur bulduğun masmavi deniz onları toplayıp toplayıp önüne getiriyor . Parmak uçlarında sızlayan , dudaklarında utangaç bir kimlik kazanan , yanaklarından acıta acıta dökülen bir takım şeyler var o kıyılarda . Bunları bastıran bir takım kirli kalabalıklar , bazen tenha ücralarından daha dost geliyor insana . Günün sonunda , kendi sesinin yankısı birkaç hakaret duyduğunda , yeryüzündeki en büyük kavgalardan ağır geliyor sana ve gittikçe oturan bu garip durgunluk hissinin fantastik tohumunu onlar ekiyorlar ruhuna . Yargının kaç yönlü bir keskinliği olduğunu anlatan şey kılıç değil terazi oluyor unutma . Hayat kuytularda daha tekinsiz . Hayat ücralarda daha vahşi . Kendi sesinin harasladığı bir noktada her gece daha bir zifir . Gözlerini devirdiğin ayna daha bir gaddar . Kuytularda gün batımı her zaman huzurlu değil . Bazen bir cehennem yansıması . Kızıl bir günah . Vahşi bir uğultu . Adımlarının gitmek istemediği bir yer . Kıyılar her zaman güvenilir değil . Çoğu zaman yanıltıcı hatta . İçini öylece boşaltıp bir köşeye koyan , onu kendi çığlıklarına yuva yapan bir hilebaz . Bir çift yabancı kolun içerisinde öylece ağladığında anlamayacakları kadar berbat bir şey şu kuytular . Kaçabilsen de saklanamadığın bir hakikat .
Kıyılarda huzur adım adım daha uzak . Her şeyin güçlü öfkesi öylece daha bariz . İtildikçe bilindik bir vahşi tabiat . Yutan , hırpalayan bir habitat . Bilmiyorum gücünü ne kadar yansıtır bu cümleler . Ancak öylece sürecine emanet edildiğin bir köşede her şey daha saldırgan . Her mevsim daha acı ve her tat daha kurak dudaklarında . Ruhunda ...



Yorumlar (0)
Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.
Yorum Bırakın