Dün Kadıköy'de düzenlenen kitap fuarını gezme fırsatı buldum. Fuarda dolaşırken uzun zamandır dikkatimi çeken bir gerçeği bir kez daha düşündüm. Büyük yayınevlerinin kitapları ön planda dururken, bağımsız yazarlar çoğu zaman arka planda kalıyor. Bu durum yalnızca bir fuara özgü değil. Türkiye'deki pek çok kitap fuarında benzer bir tabloyla karşılaşmak mümkün.
Bağımsız yazarlar, kendi emekleriyle ortaya çıkardıkları eserleri okurlara ulaştırabilmek için gün boyu stantlarının başında bekliyor. Gelen insanlarla sohbet ediyor, kitaplarını anlatıyor, kendilerini tanıtmaya çalışıyorlar. Büyük yayınevlerinden çıkan kitaplar raflarda yerini alırken, bağımsız yazar kitabının fark edilmesi için bizzat mücadele etmek zorunda kalıyor. Bir yanda güçlü reklam bütçeleri ve yerleşmiş isimler bulunuyor, diğer yanda yalnızca kalemine güvenerek ayakta kalmaya çalışan insanlar var.
Fuarda sohbet ettiğim genç bir yazarın anlattıkları da bu gerçeği doğrular nitelikteydi. Kendisinin kitabı ismi lazım olmayan bir yayınevinden çıkmıştı. Sohbet sırasında, adını vermeye gerek duymadığım o yayınevi hakkında çevremden bazı şikâyetler duyduğumu söyledim. Aldığım cevap kısa ama oldukça düşündürücüydü: "Bir yere kadar ilgileniyorlar." Bu söz, birçok bağımsız yazarın yaşadığı sorunun özeti gibiydi. Kitap basıldıktan sonra yazar çoğu zaman kendi tanıtımını yapmak, okura ulaşmak ve eserini görünür kılmak için tek başına mücadele etmek zorunda kalıyor. Yayımlanmak önemli bir eşik olsa da bazı yazarlar için asıl mücadele tam da o noktadan sonra başlıyor.
Sosyal medyada yüksek takipçi sayılarına sahip değilseniz, ortaya koyduğunuz eserin niteliği çoğu zaman ikinci plana düşebiliyor. Böyle olunca birçok yetenekli yazar daha yolun başında çeşitli engellerle karşılaşıyor. Kimisi eserini yayımlatmakta zorlanıyor, kimisi yayımlasa bile görünürlük elde edemiyor. Ortaya çıkan tablo, edebiyat dünyasında kendilerine yer açmakta da büyük mücadele verdiğini gösteriyor.
Elbette her yayınevini aynı şekilde değerlendirmek doğru olmaz. Yine de bağımsız yazarların önemli bir kısmının kendilerini yalnız bırakılmış hissettiği açıkça görülüyor. Bir kitabın arkasında aylarca, hatta yıllarca süren emek bulunurken, yazarın bütün enerjisini eserini tanıtabilmek için harcamak zorunda kalması düşündürücüdür.
Tanınmış yazarlara ulaşmak zordur elbette. Onların zaten belirli bir okur kitlesi ve görünürlüğü vardır. Biraz da bağımsız yazarlara kulak vermek gerekiyor. Çok satanlar listelerinde yer almıyorlar ancak içlerinden bazıları geleceğin güçlü kalemleri olabilir. Edebiyatın zenginliği görünmek için mücadele eden insanların arasında da saklıdır.
Bir sonraki kitap fuarında birkaç dakikamızı bu yazarlara ayırmak çok şey değiştirebilir. Bir kitap satın almak şart değildir. Kısa bir sohbet bile bir yazarın emeğinin fark edildiğini hissettirmeye yeter.



Yorumlar (0)
Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.
Yorum Bırakın