ÖZE DOĞRU

ÖZE  DOĞRU
0 Beğen
0 Yorum

Garip bir ritüel aslında . Aynı hevesle bir şeylere ilişkin umut dolu bakabilme olgusu . Pek çok yenilginin ardından yarınlar önünde duruyormuş gibi gözüktüğü zaman , tekrardan dolmaya ve birikmeye muhtaç bir güz havuzu gibi damla damla çekiyor insan bu hayattan bir şeyleri . Daha öncesinde yaşadığı hiçbir şeyi kaybetmiyor aslında . Belki sizlere en garip gelen kısım bu olacaktır bilemiyorum . İnsan her bir uzaklaştığında , özünde o ana kadar iyi ya da kötü olarak yaşanmış şeylerle tekrar tekrar yoğuruyor ruhunu . Kırıklarını yapıştırıyor özüne . Her ne kadar aynı şekliyle olmasa da , döküldüğü şeylerin farklı kabuklarıyla beraber tekrardan bir şekil veriyor nihayetinde kendisine . Günün sonunda kendisine uyan ya da uymayan parçaları bir araya getirerek manalı ya da manasız bir resim oluşturuyor , içerisinde bulunduğu zamanın içerisinde . Belki aynı bakış açısıyla ya da aynı saf hevesle olmasa da , özünde bir miktar umuda tutunarak bir şekilde tekrar tekrar inanıyor . Gerek doğrularına , gerek hatalarına , gerekse de gerçekten öyle olmasına inandığı garip düşüncelerinin direttiği tuhaf hissiyatlara . Çünkü başka bir çıkış yolu yok bu hayatın biliyor musunuz ? Sabah bir intihar haberi okudum daha . Elindeki tüm umutları ve yarına dair olan tüm beklentiyi kaybetmenin ve şu anın getirdiği tüm acıya yenik düşmenin götürüsü olan şey ne biliyor musunuz ? Çok büyük bir zamanı reddetmek , başka gerçeklikleri olması gereken bir hayatı reddetmek , çok çaresiz gözükse bile gerçekten güzel olabilecek bir hayatın içerisindeki parazit duygulara , kişilere , insanlara ve süreçlere yenik düşmek . Neye inanmalıyız biliyor musunuz ? Kendimizin yarın içerisinde gülebileceği en güzel olaya . Olaylar , durumlar , koşullar azalıyor biliyorum . Elini uzattığın ve sıcacık gördüğün bir ruh bile buz yanığından hallice canını yakabiliyor genelde . Onu da biliyorum . Bazen kendi özünde bile o '' HER ŞEYİ ÇÖZEBİLECEĞİNE DAİR İNATÇI KEÇİ HIRSI '' nı kaybediyorsun . Ancak  bir şekilde vadeni doldurmadan aceleci bir şekilde sonlandırdığın şeylerin  içerisinde bile nasibini almadığın güzellikler bekliyor seni . Bazen insan , aşırı çirkef bir insana , onun seviyesine düşmemek adına duyduğu sabrı ve kendi özüne olan saygısını bile bir değer olarak kabul edebiliyor biliyor musunuz ? Alacaklı olduğu onca öfke getirisi ancak uzun vadede yıpratıcı şeyi bir kenara bıraktığında , pek çok şeyin yükü hafifliyor insanın ruhunda . Şeffaflaşmanın ve ilkel içgüdülerle harmanlanmış tüm bu öfkelerin ardında , hepimiz bazı durumların getirisi olarak bu noktaya gelmiş tuhaf yolcularız . Düne kadar pek çok şey sahibi olan birinin , bugün hiç olması o kadar olası ve anlık ki ! Acı dolu hatıralar da bıraksalar , tuhaf pis süreçleri önünüze getirip dursalar da , insanların etkisinde kalarak harcanılmış vakti değerlendirince , onların bıraktığı hissiyatın sebebiyet olduğu kayıpları düşününce gerçekten üzülüyorum . Şu an  avcunda , yüreğinde , ruhunda olanlara bak . Geçmişin getirisini her daim ders alabileceğin eski bir resim gibi cüzdanında taşı . Kendine dair bir gerçeklik hisset . Kendini en zor toparlayabildiğin zamanlarda bile gidip aynaya bak . Karşında görebileceğin bir çift göz var . En büyük yalnızlıkların içerisinde , en anlaşılmaz anlarının içerisinde , dön bir bak kendine lütfen . Orada sana verilmiş en büyük şansı göreceksin . Bırak istedikleri gibi değerlendirsinler . İstediklerini desinler . Baktıkça kendinden utanmıyorsan , sahip olabileceğin en güzel şeyi görüyor olacaksın . En başta bahsettiğim o garip ritüeli tamamla dostum . Çünkü , arkasına sığındığın hiçbir acı bile , sonuna dek seninle kalmayacak kadar adi . O bile kendi tatminini yarattığı noktada direnemeyip zamana düşecek yakandan . En büyük sessizliklerin içerisinde de , en büyük krizlerin ortasında da , en akıp gitmek bilmeyen darlayıcı saatlerin arasında da bunu hatırla . Tüm bu zamana dayalı kadranların en nihai görevi geçip gitmek . Bir şekilde geçip gidecek . Çünkü zaman kadar vasfına sadık bir yolcu görmedim . Tüm çirkinliklere rağmen , bir resmin parçası olmak zorundaysam , lekelenmiş kısımları özlerine kavuşturmak adına affedebilmeliyim . Büyük öfkelerle daha büyük bir alana sıçramamak adına . Kendimi , sizleri , diğerlerini ve kendi adına hatasının sorumluluğunu vicdanıyla çözmesi gerekenleri affediyorum . Öfkemi bir kenara bırakıp duyduğumda , bana anlatılan şey bu . Öfkem ile en fazla dağıtabilirim dağıldığımca . Ancak bana verilen bir hasarı ve toplanırken yaşadıklarımı göz önüne aldığımda , karşıdaki kişiler olmak istemiyorum . Acının getirisi çirkefleşmeleri istemiyorum . En zavallı çırpınışlardan tutun , en büyük zifirlere kadar affediyorum . Biliyorum ki tüm gökler simsiyah kesilse bile yarın güneş doğacak ve sadece güneşe inanmalıyım . Zamana , kendime ve biriktirdiğim bu garip inancın içsel tınısına . Her şeyi mahvedip gururla yücelecek zavallı zaferlere değil inancım . Birinin varlığını ezip geçerek sağlayacağım kibir tepelerine ihtiyacım yok güzelliği görebilmek adına . O yüzden affediyorum herkesi . İstemek , önemsemek , anlamlı kılmak olmasa da kabullenebilmek adına bir miktar da olsa birkaç parça zeytin dalı getirdim yanımda . Şifa olması dileğiyle nerede kibirden gözü dönmüş bir hissimiz , parçamız ve onların vesveseleri varsa . 

 

Yorumlar (0)

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum Bırakın