Karanlıktı kulağıma çarparken nefesi
Zarif boynunu örten dalgalı saçları
Az evvel kırılacak olan avizenin parçaları
Saçları gibi saçıldı bedenlerimize
Karanlık, bir can yeleği gibiydi o an
Bedenlerimizdeki ateş giderek yükselirken,
Cam parçaları bedenimizi bir tuval gibi
Kullanırken de karanlıktaydık.
Herhangi bir yaz gecesiydi oysa
Nefes seslerimizi paylaşma arzusuyla
Aralanmıştı pencere
Karanlığı bölüyordu gökyüzünde ki beyaz
Gecelerin bekçisi
Bedenlerimizde geziniyordu parmakları
Karanlığın yırtmaçlarından kanlarımız damlıyordu
Gözlerimin görebildiği bir tek bacaklarıma dolanan bir gölge
Teninde dolaşan ışığın, yaralarını okşayışı
Melankoliye bulanmış ruhunun
Nefesini daraltmasıyla yavaşlayan nabzındı.
Karanlıktaydık, bölünmüştük.
Gece bekçisi esir almıştı bizi.
İnce bileklerine bulaştı gölge
Usulca çatlamış dudaklarına çarptı
Ilık nefesini bir bıçak gibi kesti.
Karanlıktaydık.
Ve hareket etmiyordu bedenin.
Sessiz bir çığlık koptu tam da o an.
Artık acıyla kaplıydım.
Işıklar ülkesinden çokça uzakta
Bedenimde cam parçaları taşıyorum halen.
Seni kucakladım sanki
kanlar içindeyim.
Zehre
Uyandırma beni!
En büyüleyici kabusları özletme bana!
Kayıp olanı düşletme!
Karanlıkta var edemezsin gölgeni.



Yorumlar (0)
Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.
Yorum Bırakın