
- Yaptığımız tercihlerle beynimizin çalışma biçimini,sandığımızdan çok daha derin düzeyde değiştirebiliriz.Nasıl düşündüğümüze ve hareket ettiğimize karar veren sadece beyin değildir,biz düşüncelerimiz ve eylemlerimizle beyni ve onun çalışma biçimini etkileriz.Beyninizi yöneten sizsiniz, beyin sizi yönetmez.Ve tam da bu bağlamda beynin farklı bölgeleri arasındaki bağlantıyı geliştirmenin," pozitif-negatif eksen" üzerinde olumlu etki geliştirmenin en önemli koşulunun düzenli egzersiz ve iyi bir kondisyon olduğunu anlayabiliriz.
- Dolayısıyla yanıt şudur: İyi çalışan bir beyin, çok sayıda hücreye ya da sonsuz bağlantıya sahip olan değil; ön lob ve serebral lop gibi farklı bölgeleri birbirleriyle yakın etkileşim halinde olan ve bu sayede etkili programlar için gerekli koşulları sağlayan beyindir.Ve bu bölümün başında da zaten okuduğunuz gibi,fiziksel etkinlikler,beynin farklı bölümleri arasındaki bağlantının daha iyi kurulmasını sağlar.Bu durum, hareket halindeyken beynin kendini sağladığı olumlu etkilerin temelini oluşturur; bunun nasıl gerçekleştiğini ise bu kitapta keşfedeceksiniz.'
- GABA (gamma-amino bütirik asit) adı verilen maddedir.(Beyni sakinleştirmekle görevli sinir hücrelerinin etkinliğini yatıştıran adeta yangın söndürücü gibi çalışan bir maddedir ve beyin sakinleştiğinde stres duyguları da kendiliğinden azalır.)GABA'nın işleyişi değişir; bu da beyni esnekliğini arttırır ve kendini yeniden düzenleme becerisini güçlendirir-adeta değişimin önündeki baraj açılmış olur.Egzersiz yapan birinin beyni kısmen bir çocuğun beynine benzer bu da büyük ölçüde GABA'nın etkisinden kaynaklanır.

- Düzenli egzersiz yapmaya devam ettiğinizde, egzersiz dışındaki stres durumlarında da kortizol seviyeniz daha az yükselir.Vücudunuzun strese verdiği yanıt-ister egzersizleri sırasında yaşanan stres anlarında olsun-siz düzenli egzersiz yaptıkça gelişir ve güçlenir.Bunu basit şekilde özetleyecek olursak,egzersiz vücuda stres sırasında sert tepki vermemeyi öğretir.



- Kaslarınız birer stres arıtma tesisidir Stres maddesi kinürenin beyin için zararlı olabilir ama kasların yardımıyla etkisizleştiriilir ve beyne ulaşmazlar.Muhtemelen hayvanların da stresten hiçbir şekilde etkilenmemelerinin nedeni bu.Stres maddesini etkisizleştiren aynı madde, insanların kaslarında da bulunmaktadır.Bu da demektir ki kaslar, zarar verici stres maddesine karşı birer arıtma tesisi gibi çalışmaktadır.Tıpkı karaciğerin kanı zararlı maddelerden arındırması gibi,kaslar da beyni korur.
- Stres, tartıda ortaya çıkar Eğer egzersizle strese karşı dayanıklılığınızı artırırsanız,sonucu tartıda da görürsünüz.Bunun nedeni şudur: Stres hormonu kortizol, vücudun yağ yakmasını engeller.Yüksek seviyede kortizol, vücudun karın bölgesinde yağ depolanmasına neden olur.Üstüne üstlük iştahınızı arttırır ve yüksek kalorili yiyeceklere olan isteğinizi yükseltir.
İş yerinde yanlış yaptığınız zaman azar işittiğinizde hissettiğiniz şey, strestir.Aradan bir hafta geçmiş ve olay çoktan unutulmuş olsa bile hâlâ kendinizi gergin hissediyorsanız, bu artık anksiyetedir .Stres geçer anksiyete kalır. Temelinde her ikisi de aynı sistemdir yani her ikisinin de arkasında HPA ekseni bulunmaktadır.Anksiyete,TSSB(Travma sonrası stres bozukluğu) gibi korkunç bir hatıranın ardından ortaya çıkar ya da sosyal bir bağlamda meydana gelir (sosyal fobi).
Anksiyeteye karşı en güçlü etkiyi gösteren hangisiydi? Koşmak.Egzersiz ne kadar yoğun olursa anksiyete de o derece fazla düşer.
Egzersiz, beynin endişeye karşı kullandığı fren mekanizmalarını güçlendirir; ön lob ile hipokampüsü, amigdalayı sakinleştirmede ve anksiyeteyi azaltmada daha etkili hale gelir.
Yüksek stres ve yüksek seviyede kortizol, beyin hücrelerinin birbirleriyle iletişim kurma yeteneğini kötüleştirir,egzersizse bunu iyileştirir.
Yüksek stres, kısa süreli hafızanın uzun süreli hafızaya dönüşmesini yavaşlatır,egzersiz ise hızlandırır.
Öncelikli olarak kondisyon egzersizlerine odaklanın araştırmaların çoğu kardiyo egzersizlerinin stres açısından kuvvet egzersizlerinden daha faydalı olduğunu göstermektedir en azından 20 dakika boyunca yapmaya çalışın eğer gücünüz yeterse 30 45 dakika egzersiz alışkanlık haline getirin çünkü etkisi giderek artacaktır vücudunuz işte o zaman kuvvetlice artan nabzın bir tehlike işaret etmediğini aksine olumlu bir şey şeyler demek olduğunu öğrenecektir.

- ADHD(Attention Deficit Hyperactivity Disorder) üç konuda sorun yaşatır: Konsantrasyon, dürtüsellik ve hiperaktivite.Ve hepimiz ADHD skalasındayız.Ödül merkezi olarak adlandırılan şey aslında,accumbal nucleustur.Ödülün bir çeşit iyi his şeklini aldığı yer burasıdır.Beyin hücreleri arasında haberci görevi gören ve bilimsel terimlerle "nörotransmitter" olarak bilinen bir dizi farklı madde vardır.Bunlar arasında en ünlüsü dopamindir.Eğer accumben program tarafından yeterince etkin hale getirilmezse-yani dopamin seviyeleri yeterince yüksek seviyeye çıkamazsa- konsantrasyonunuz dağılır ve dopamini başka yerlerde aramaya başlarsınız. ADHD için kullanılan pek çok ilacın arkasındaki mekanizma da tam olarak budur.Dopamin seviyelerini yükseltirler ve bu sayede de konsantrasyon daha iyi hale gelir.ADHD'si olan pek çok kişi farkındalığın daha "keskin" ve "net" hale geldiğini anlatmaktadır.Ama ilaç kullanan herkes bu etkiyi görmez.Egzersizin ve hareketin konsantrasyon için bu kadar iyi olmasının-ADHD'niz olsa da olmasa da-muhtemelen en önemli nedeni, fiziksel eylemlerin dopamin seviyelerini yükseltmesi ve konsantrasyon ve ödüllendirme sistemini düzene sokmasıdır.Dopamin,egzersizin bitiminden birkaç dakika sonra artar ve sonrasında da birkaç saat boyunca yüksek seviyede kalır.Eğer daha yoğun şekilde hareket ederseniz daha fazla dopamin salgılanır bu nedenle de koşmak, yürümekten daha iyidir.
DAHA İYİ BİR KONSANTRASYON İÇİN EGZERSİZ DOZU
Yürümek yerine koşun.Eğer kendinizi daha yoğun şekilde harekete geçirirseniz beyin o kadar çok dopamin ve noradrelanlin salgılar.Pratikte en yüksek nabzınızın %70-75'ine gelmeniz gerekir. 40 yaşındaysanız bu sayı 130-140'tır ve 50 yaş üzeriyseniz bu sayı en az 125'tir.Sabahları egzersiz yapın.Çünkü sabah ya da öğlen egzersizlerinde konsantrasyonunuzu işgünü boyunca koruyabilirsiniz.Birkaç saat sonra etkisi azalır ve çoğu insan için gün boyunca konsantrasyonu korumak,akşam saatlerinden çok daha önemlidir.Mümkünse 30 dakika boyunca egzersiz yapın.En az 20 dakika süreyle etkin olmanız gerekir ama iyi bir etki için mümkünse 30 dakika.
***Eğer ruh halin kötüyse yürüyüşe çık.Hala kötü hissediyorsan, bir kez daha yürü.-HIPOKRAT

Serotonin,noradrenalin ve dopamin beynin hücreleri arasına sinyaller yollayan unsurlardır- tıbbi jargonda bunlar nörotransmitterler olarak adlandırılırlar- ve bu şekilde nasıl hissettiğimizi etkilerler.Beyne,yanlış dozda üç bileşenden oluşan bir çorbadan ziyade,faaliyetlerinin farklı oranlarda etkilendiği karmaşık bir ağ olarak bakmalıyız.Antidepresanlar gibi egzersiz de serotonin,noradrenalin ve dopamin seviyelerini artırır.
- BDNF,(Kaşifi İtalyan doktor ve araştırmacı Rita Levi-Montalcini'dir.1986'da Nobel Tıp Ödülü'nü aldı.)Beyin tarafından korteks ve hipokampus gibi beynin dış bölgelerinde üretilen bir maddedir.(Beynin itfaiye ekibi) BDNF beyin hücrelerini korur.Üstelik yeni beyin hücrelerinin ortaya çıkmasına yardım eder ve yeni oluşan beyin hücrelerinin ilk kritik zamanlarında hayatta kalabilmelerine yardımcı olur. BDNF beyin hücreleri arasındaki bağlantıları güçlendirir bu da öğrenmede ve hafızada önemli rol oynar.Aynı zamanda beynin plastitesini arttırır ve hücrelerin yaşlanmasını engeller.BDNF beynin doğal gübresidir.Gerçek şu ki,çünkü BDNF depresyon için de önem taşımaktadır çünkü depresyonda olan kişilerde BDNF seviyeleri düşük görünmektedir. BDNF seviyeleri sadece depresyonla alakalı değildir aynı zamanda kişilik özelliklerinde de etkilidir-düşük seviyelerde BDNF nevrotik insanlarda daha yaygındır.Daha fazla BDNF istiyorsanız kondisyon egzersizi yapmalısınız mümkünse düzenli olarak ve sıkabilir resim içerisinde örneğin tempoyu giderek yükselterek nabzı yükseltmek önemli her egzersiz de olmasa da en azından arada sırada eğer kişi uzun süre boyunca vücutta yüksek miktarda kortizol ile dolaşırsa depresyona girme riski de artar.
- Stres neredeyse doğrudan beden BDNF üretiminin azalmasına neden olmaktadır.Bu çerçevede, insanlar egzersiz yoluyla BDNF seviyelerini artırmaya çalışmalıdır.Bu,depresyonun neden kaynaklandığına bakmaksızın bize yardım eder.Aslında BDNF, bir kişinin depresyona karşı kalıtsal bir yatkınlığı olup olmadığını anlamak için incelenmesi ilginç olabilecek genlerden biridir.
KOŞUCU SARHOŞLUĞU [Runner's high]
1974'te domuzlarda beyin tarafından salınan gizemli bir madde keşfedildi.Hayvanların beyni,maddeyi kendisi üretiyorduve yapısı da morfine benziyordu.Domuzlarda ve buzağılarda birbiriyle yakından ilişkili ancak farklı şekillerde bulunan bu gizemli maddenin "kendi" morfini olduğu ortaya çıktı.Ve insanlarda da bulunan bu madde, vücudun kendi morfini anlamına gelen "endojen morfin" olarak bilinmeye başladı.Ancak daha sonra endorfin kısaltmasıyla bilinmeye başlandı.Endorfin tıpkı morfin gibi acıyı dindirmekte oldukça iyidir ve tıpkı morfin gibi coşku yaratabilir. Amerikalı uzun mesafe koşucusu James Fixx, çok satan kitabı -Jogging-Koşudan Maratona'da bahsetti.Kimi zaman Fixx, uzun mesafeler koştuğunda bir çeşit coşku hissi içerisine girdi koşucu sarhoşluğu olarak adlandırılan ağrı dindirici deneyimler yaşadı.Yüzücüler, bisikletçiler ve kürekçiler benzer bir deneyim yaşamışlardı ama bunu farklı bir şekilde isimlendirirmişlerdi.Mesela kürekçiler bunu kürek sarhoşluğu olarak adlandırmıştı.

James Fixx'in kitabı 1970lerde bir koşu patlamasının yaşanmasına neden oldu ve koşucu sarhoşlugu dillere pelesenk oldu.... koşucu sarhoşlugu egzersizin nasıl hissettiğimize ilişkin verebileceği en aşırı etkidir.Koşucu sarhoşluğunun sadece tek bir şeye bağlı olmadığı ve hem endorfinlerin hem de endokannabioidlerin etkisi ile gerçekleşmesidir.Ama biyolojik nedeni neye dayanırsa dayansın araştırmacıların ilgisini en çok çeken şey budur.Koşucular, bisikletçiler ve tenisçiler için-ya da kişi hareket etmek için ne yapıyorsa-koşucu sarhoşluğunun varlığını ve bunun tam olarak neye bağlı olduğunu bilmek,yeterlidir.
Yüksek hızlı bir koşuşa endorfin dozunun 10 mg morfin enjeksiyonuna eşdeğer olduğu hesaplanmıştır ki bu da aslında kol ve bacak kırıkları için verilenle aynı seviyededir.Bu bağlamda, koşucuların bazen stres kırıkları yaşamalarına rağmen koşmaya devam ettikleri görülmüştür.Koştukları sürece acıyı hissetmezler, durduklarında ve endorfin etkisi azaldığında acıyı duyumsamaya başlarlar.Koşucu sarhoşluğu egzersizin beyne verdiği en aşırı tepkidir ama coşku bile,kendimizi daha iyi hissetmemizde etkilidir.
Öneri film:
***Rain Man(1988)-Dustin Hoffman&Tom Cruise(film seçkisi)// {İnsansı Google}



Yorumlar (0)
Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.
Yorum Bırakın