Okunma Sayısı: 177
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0

Fransız Yeni Dalgası'nın Başyapıtı: À Bout de Souffle | Serseri Aşıklar


Fransız Yeni Dalgası'nın Başyapıtı: À Bout de Souffle | Serseri Aşıklar
60 kuşağının devrimci alt kültür çevreleri için adeta bir rock yıldızı, bazı önemli yönetmen ve eleştirmenler içinse yapmacık ve sahte entelektüel bulunan Jean-Luc Godard, sinemaya getirdiği farklı bakış açısı ve filmleriyle adından oldukça söz ettirmiş bir yönetmen. Sinemaya adım atmadan önce François Truffaut, Claude Chabrol ve Eric Romer gibi bir grup sinefille toplanıp saatlerce sanat filmleri üzerine tartışmalar yapan ve eleştiri yazıları yazan Godard, daha sonra yine bu isimlerle birlikte bir devrimin öncülüğünü yapacaktır; Fransız Yeni Dalgası.

Ana akıma bir başkaldırı niteliğindeki Yeni Dalga, Fransız yönetmenlerin sinemada yeni anlatım ve teknik arayışlarının bir sonucudur. Sinemaya yeni bir soluk getiren akımın en etkili yönetmeni ise 1960 yılında çektiği ve başyapıtı sayılan  À Bout de Souffle (Breathless) | Serseri Aşıklar filmi ile Jean-Luc Godard olacaktır. A Bout de Souffle, atlamalı kurgu (jump-cut) tekniği ile Godard'ın çoğu filmi gibi senaryosuz olarak çekilmiştir. Eski sinema izleyicisinin alışık olmadığı için zorlandığı bu durum, artık bize o kadar sıra dışı gelmeyecektir. Zira bugüne kadar izlediğiniz birçok filmde bu teknik kullanılmıştır. Bunun yanı sıra ticari başarılar peşinde koşmaktan kaçınan yönetmen, filmde neredeyse hiç yapay ışık kullanmamıştır.

Filmin baş rollerinde, adını sonradan Yeni Dalga'da yer aldığı diğer rollerle de duyuracak olan Jean-Paul Belmondo (Michel) ve Godard'ın kadın karakterlerinin hepsinde olduğu gibi güçlü yüzü ve duru güzelliğiyle Amerikalı aktris Jean Seberg (Patricia) yer alıyor. Bir polisi öldürmesi nedeniyle kanun kaçağı olan Michel Roma'ya gitmeye karar verir. Gitmeden önce de henüz birkaç kez beraber olduğu Patricia'nın yanına uğrar ve onunla gelmesi için Patricia'yı ikna etmeye çalışır.





Amerika'dan Fransa'ya üniversite okumak için gelen Patricia, edebiyatla ilgilenir ve hayatında önemli bir şeyler başarmak ister. Film boyunca onu şapkası, gözlüğü ve ağzından düşürmediği sigarasıyla gördüğümüz Michel ise Patricia'ya aşıktır ve onunla olmak için her şeyi yapar. Belirli bir senaryo üzerinden ilerlememesi nedeniyle filmde sıradan olay akışı yerine daha çok düşünceler ve anlar vardır. Filmin büyük bir kısmında ikiliyi Patricia'nın odasında birbirleriyle konuşurken izleriz. Yönetmen, aslında polisiye gibi gözüken bu hikayeyi değil karakterleri daha ön plana almıştır. Arkada gelişen olaylar sanki önemsizdir ve biz de izlerken bunu önemsemeyiz.

- "Bana bakmaktan vazgeçinceye kadar sana bakacağım."
- "Ben de."

Repliklerini çekim anında yazarak oyunculara sunan Godard için eski eşi ve çoğu filminin başrolü Anna Karina“Onun senaryosu kafasının içindedir… Çekimden önce kısa bir diyaloğumuz oluyordu ve o sırada ne çekileceğini, hikâyeyi öğreniyorduk. İnsanlar doğaçlama sanıyor, ama aslında öyle değil. Ne oynadığımızı çekimden hemen önce öğreniyorduk. Bizim için de bu çekimler enteresan oluyordu, çünkü sonunun nasıl olacağını bilmeden oynuyorduk.” demiştir.

Alman romantik şiiri ve anlaşılması zor Fransız romanlarına tutkun, edebiyat düşkünü bir anne babaya sahip olan yönetmen onların bu özelliğinden küçük yaşından itibaren etkilenmiştir. Bunu, onun varoluşsal metaforları anlatan şiirsel sinema dilinde açıkça görebiliyoruz. 2 ou 3 Choses que je sais d'elle (Onun Hakkında Bildiğim 2 veya 3 Şey), Vivre sa vie (Hayatını Yaşamak), Alphaville, Pierrot le fou (Çılgın Pierrot) Godard'ın bu dilini oldukça yoğun hissettiğimiz filmlerdir.

Ancak, A Bout de Souffle'ın diğer filmlere göre daha kolay izlendiğini söylemeliyim. Buna bağlı olarak da böyle bir sinemanın elbette herkese hitap etmesini bekleyemeyiz. Godard her zaman kimileri için kutsal, kimileri için "entel bir kalpazan" olmuştur. Eğer Godard ile tanışmak isterseniz ya da filmi henüz izlemediyseniz A Bout de Souffle, kaçak aşıkları ve yeni bir akımın kapısını açan sinema tekniğinin ilk örneklerinden olması ile güzel bir seçim olacaktır.



"Birbirimizin gözlerinin içine baktık ama ne için?"

 

Kaynaklar:  1
2 -Robert Schnakenberg, Büyük Yönetmenlerin Gizli Hayatları, Domingo Yayınları, İstanbul, Eylül 2014

Yorumlar (0)

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.

WANNART
Profilini oluşturmak, İçerik yazmak, İtibar Puanı Kazanmak İçin Hemen Şimdi Kayıt Olabilirsin! KAYIT OL!