Okunma Sayısı: 76
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0

İçindeki Müziği Takip Et: August Rush


İçindeki Müziği Takip Et: August Rush
"Dinleyin. Duyabiliyor musunuz müziği? Ben her yerde duyabiliyorum. Rüzgarda, havada, ışıkta. Müzik her tarafta. Tek yapmanız gereken dinlemek..."

Her sahnesinde kendinizi müziğin eşsiz gücüne ve kaosun içindeki muhteşem armoniye bıraktığınız, masalsı bir film izlemek ister misiniz? Cevabınız evet ise, İrlandalı yönetmen Kirsten Sheridan'ın 2008 yapımı August Rush (Kalbini Dinle) filmi, bunun için enfes bir tercih.



Her şeyin bir müzikle başladığı ve yine bir müzikle bittiği bu sıcacık filmde, Lyla Novacek (Keri Russel), oldukça başarılı ve güzel bir çellisttir. Verdiği bir konser sonrası gittiği partide, tesadüfen kendisi gibi kalabalıktan kaçan rock yıldızı Louis Connelly (Jonathan Rhys Meyers) ile tanışır. Birbirlerine görür görmez aşık olan ikili; birlikte geçirdikleri bu harika geceden sonra, ellerinde olmayan sebeplerden dolayı ayrılmak zorunda kalır ve bir daha görüşemez. Bundan yıllar sonra; asıl adı Evan Taylor (Freddie Highmore) olan ancak dışarıda "August Rush" olarak bilinen, olağanüstü müzik yeteneklerine sahip kimsesiz bir çocuk, kendi müziğiyle Lyla ve Louis'in bir araya gelmesini sağlar.



"-Bu dünyada, ne istiyorsun? Yani, bütün dünyada? Kapa gözlerini ve düşün.

-Bulunmak."

Evan, bebekliğinden bu yana çocuk yetiştirme yurdunda kalan; ancak anne ve babasının bir gün onu mutlaka bulacağına inanan özel bir çocuktur. Dahiyane bir müzik kulağı ve zekası vardır. Havanın, rüzgarın, gökyüzünün sesini nasıl duyuyorsa; kendi ailesini de bir yerlerden duyduğunu ve onların kendisiyle konuştuğunu düşünür. Bir gün yurdunu terk ederek duyduğu müziğin peşinden gider. Çıktığı bu yolculuk, Evan'ın hayatını komple değiştirecektir. Ona kimi zaman, içindeki yeteneği dışarı çıkarmasını sağlayacak inanılmaz fırsatlar verecek; kimi zaman da eline düştüğü -ve kendisine August Rush adını veren- Wizard (Robin Williams)'ın ticari planlarının esiri olmasına neden olacaktır.



"Müziği duymama engel olmaya çalışıyorlar ama yalnız olduğum anlarda müzik içimde yükselir. Sanırım bunu dışa vurmayı öğrenirsem beni duyabilirler. Benim olduğumu anlar ve beni bulurlar."

Yukarıda bahsettiğimiz ve kendini yer yer klişelere bırakan hikâye, öncelikle Kirsten Sheridan'ın muhteşem görüntü yönetimiyle sıradanlıktan uzaklaşıyor. Hayatın içindeyken aslında her saniyemizde var olan; fakat kendisine kulak vermediğimiz müzik, Evan karakteri üzerinden oldukça başarılı ve estetik şekilde yansıtılıyor. Aynı şekilde, Lyla ve Louis'i canlandıran Keri Russel ve Jonathan Rhys Meyers, gerek fiziksel özellikleriyle gerek oyunculuklarıyla karakterlerini inanılmaz iyi taşıyor. Keri Russel, tüm zarifliği ile çellosunun başında adeta bir peri gibi dururken; Jonathan Rhys Meyers film boyunca, saçından sahne performansına kadar büründüğü rahat ve karizmatik tavırla gerçek bir rock yıldızını aratmıyor. Bu anlamda seyirci için film, tam bir görsel ve işitsel şölene dönüşüyor.



"Bir zincir, en zayıf halkası kadar güçlüdür."

Bunun yanında usta oyuncu Robin Williams'ın hayat verdiği Wizard'ın da, kurguda güzel bir çatışma yarattığı için es geçilmemesi gereken bir karakter olduğunu düşünüyorum. Adına yakışır biçimde sıra dışı bir görünümü olan Wizard, müziğin okulda kitaplarla öğrenilemeyeceğini savunan, klasik öğretinin karşısında durmuş ve hayatını sokaklarda geçirmiş bir müzisyen; aynı zamanda da bir yetenek avcısı. Sokaktan topladığı kimsesiz ve müziğe eğilimi olan çocukları yanına alıp onları eğitiyor; hepsine çeşitli enstrümanlar ve kötü de olsa bir yaşam alanı sağlıyor. Sonra da onları kendisi için çalıştırarak bir nevi çocuk tacirliği yapıyor. Yani Wizard için hem şefkatli hem de şeytani yönlere sahip, masalın en gerçek ve kötü karakteri dersek yanılmış olmayız.



"Müzikten asla vazgeçme, ne olursa olsun. Çünkü ne zaman başın sıkışsa; müzik, kaçıp sığınabileceğin tek liman olacak."

Film için masal benzetmesini özellikle yapıyorum çünkü yönetmen burada; küçük bir çocuğun gözünden baktığı basit hikâyesini, büyülü olduğu kadar acımasız da olan bir atmosferle sunuyor ve seyirciye öğüt verme kaygısı taşıyor. Peki bu konuda yeterince başarılı oluyor mu? Kesinlikle evet.

Eğer siz de hayatın içindeki rutinlerinizden biraz olsun sıyrılmak isterseniz, şimdi arkanıza yaslanmalı ve kulaklarınızı iyice açmalısınız. Çünkü minik Evan'ın da dediği gibi, yapmamız gereken tek şey dinlemek.

Yorumlar (0)

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.

WANNART
Profilini oluşturmak, İçerik yazmak, İtibar Puanı Kazanmak İçin Hemen Şimdi Kayıt Olabilirsin! KAYIT OL!