Okunma Sayısı: 18
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0

Sharp Objects ve Zarar Görmüş Kadınlar


Sharp Objects ve Zarar Görmüş Kadınlar

Bu yıl düzenlenen bir panelde Gillian Flynn, ilk romanı Sharp Objects'in, özünde edebiyatta kadın psikolojisinin karanlık tarafına olan ilgisizlikten ilham aldığını izah etmişti.

Bu yıl düzenlenen bir panelde Gillian Flynn, ilk romanı Sharp Objects'in, özünde edebiyatta kadın psikolojisinin karanlık tarafına olan ilgisizlikten ilham aldığını izah etmişti. "O zamanlar, 2006 yılında, "chick lit" modaydı." diyerek sürekli alışveriş yapan kadınlar hakkında bir sürü hikaye olduğunu ve bunların en büyük problemlerinin, doğru ayakkabıyı bulup bulamayacakları olduğunu ekledi Flynn. Edebi trendlere karşı yapılan her genellemede olduğu gibi, bu iddia da tartışmaya açık. 2004'te Marilynne Robinson'ın kitabı Gilead, 2005'te Zadie Smith'in kitabı On Beauty, 2006'da Ngozi Adichie'nin kitabı Half of A Yellow Sun ve karanlık kadın karakterlere gelince de 2005'te The Girl With The Dragon Tattoo üçlemesinin ilk kitabı çıktı ama her halükarda Flynn, rahatsız kadınlar hakkında yazmak istiyordu ve yazdı da.

Yakın zamanda HBO dizisine uyarlanan Sharp Objects'in ana konusu, editörünün üstüne bir kızın daha ortadan kaybolmasıyla, yakın zamanda işlenen küçük bir kızın cinayeti hakkında yazması için doğup büyüdüğü Wind Gap, Missouri'ye yolladığı, St. Louis'te yaşayan ve vasat bir gazeteci olan Camille Preaker etrafında dönmektedir. Editörü, aşırı derecede alkol aldığını ve yakın zamanda kendine zarar vermekten bir rehabilitasyon merkezinde tedavi gördüğünü bildiği için bu olay hakkında yazmanın Camille'e iyi geleceğini düşünür. Camille'in küçük kasabaya vardığı andan itibaren sorunlarının kökleri ortadadır. Annesi Adora, aile mirasına varis üst sınıf bir ev hanımıdır ve kasabanın tek gelir kaynağı olan domuz çiftliğinin sahibidir. Sarı saçları her daim yapılıdır ve mutfakta dolanırken bile topuklu ayakkabıları ayaklarından eksik olmaz. Camille'e karşı tarafsızca naziktir “Eski odan misafirler için en uygunu.” der. Camille'in öz kızından çok bir misafir olduğunu ima edercesine yapar bunu ama her fırsatta onu makalesini yazmamaya ikna etmek ister. "Git başka bir yerde yap haberini, insanları kendi hallerine bırak." diyerek azarlar Camille'i.



Camille'in yıllar önce hastalıktan ölen kız kardeşi Marian'in odası çocukluktan ve hasta zamanlarından kalma objelerde zamanda donuktur. Camille'in genç, yarı üvey kardeşi Amma'nın ise kişiliği ikiye bölünmüştür sanki; evde çocuksu elbiseler giyip saçını kurdelelerle tuttururken dışarıda 'sivil kıyafetler’ gibi kelimeler kullanıp, lise partilerine gider. Hatta kişiliğiyle birlikte fiziksel varlığı da değişmektedir; havuz başında uzun bacaklı bir lolitayı andırırken geceleri dışarı çıktığında büyük göğüslü bir genç kızdır, evindeyse henüz ergenliğe girmemiş ve oturduğu evlerin birebir kopyası olan bebek evini onlarca yastıkla tıkıştırmamasını söyleyen annesine dönüp ağlayan bir çocuktur.

Dizinin başlamasıyla tek bir cinayet doğrulanmıştır; Ann Nash, bir çamaşır ipiyle boğulup nehre atılmıştır. Natalie Keene hala kayıptır; ilk bölümün sonunda bir pencere pervazında sarkarken bulunana dek. İki cesedin de bulunduklarında dişleri sökülmüştür. Davanın bir numaralı şüphelisi, kardeşinin cenazesinde şüphe uyandıracak derecede kederli olduğu için Natalie'nin abisi, tuhaf bir genç olan John Keene'dir.

Esas konunun sunuluşundan sonra, toplam sekiz bölümde, tıklım tıklım dolu son iki bölüme kadar az sayıda ortaya çıkan büyük gerçekler ve aksiyon var. Flynn'in kitabı, esasında bir film için tercih edilmişti ve hikayenin özlüğü aslında iki saatlik bir gerilim filmine daha uygun olabilirmiş. Bunun yerine dizinin çoğunluğu, Camille'in camları açık müzik dinlerken Evian şişesinden vodka yudumladığı, düşünceli araba sürüş sahnelerine ayrılmış. Ve dizinin bir anda gelen sonu, yedi bölüm boyunca bütün karakterlerin katil olabileceği olasılığını düşündüğünüz için hiç de şaşırtıcı değil. Ama bu genişlik, seyirciyi merakla bekletmekten daha fazlasına ulaştığı için iyi karşılanmış.



Camille'in özellikle annesiyle olan ilişkisi, boş zamanlarından faydalanmakta. Aralarındaki her an patlamak üzere olan kin ve dargınlık başka bir duyguyla var, tam olarak sevgi değil fakat istek uyandıran bir çeşit şefkatle. Evlerinde yaşanan bir olaydan sonra Camile, Adora'ya, flörtleştiği dedektif Richard’a vücudunu kaplayan yara izlerinden bahsetmediği için içtenlikle teşekkür eder. Sıra dışı itirafların yapıldığı bir anda Camille, Richard'ın yara izlerini asla görmeyeceği, çünkü ne onunla ne de başka biriyle asla yakınlaşmayacağı hakkında annesiyle olan güvenini tazeler. Samimiyetleri hırslı, gerçek dışı hissettirmekte, aralarındaki ilişkinin potansiyeli ama o potansiyele erişemeyişi ve Adora'nın her anne babanın genel tavrıyla çokça alınmış gözükmesi... Pişman, ama aynı zamanda da değil, yaptığı her şey için açık açık konuşuyor: “Bu yüzden özür dilemek istedim. Onunla yakınlaşamazsın. Aynı baban gibi.” ve kederle ekliyor "İşte bu yüzden seni hiç sevmedim sanırım."

Kız kardeşler arasındaki ilişki de dizinin genelinde bütünlükle işlenmiş. Amma, tıpkı annesi gibi Camille'e karşı acımasız. Onu takip edip sataşarak saçına şeker yapıştırıyor ama aynı zamanda sarhoş edici ve zorlayıcı bir havası var. Amma onu bir partiye sürükleyip ona uyuşturucu verdiğinde başta direnen Camille, ona kaybettiği kardeşini hatırlatan bu popüler genç kızlar tarafından sevilmenin zevkine bırakıyor kendini. Farklı aktörlerle usandırıcı ve uzatılmış hissi verebilecekken, aktrisler Patricia Clarkson ve Eliza Scanlen oldukça karizmatik ve yetenekli. Oynadıkları karakterler, Camille'in seyirciyi saran depresifliğine karşı ihtiyaç duyulan denkleri.



Hikayenin bir diğer sonucu ise Wind Gap kasabasının, kitaptaki detayları aşacak şekilde, bir karakter olarak gelişimine bolca zaman ayrılması. Flynn'in kasabanın geçmişi hakkında az ve öz yazmasına karşın, dizinin bir bölümü tamamen Adora'nın mülkünde gerçekleşen ve defalarca tecavüze uğradığı halde Konfederasyon askeri kocasının yerini Birlik askerlerine söylemeyi reddeden cesur bir kızın anıldığı Calhoun Gününe ayrılmış. Dizi, kitaba nazaran kasabanın süregelmiş ırkçı mirası hakkında da daha açık; iç savaş dönemi temalı kutlamada Adora, siyahi hizmetçisine emirler yağdırmakta ve Camille'in lisede zorbalık yaptığı ama eski tanıdıkları arasında en sıcak kanlı olduğunu düşündüğü, kitaptaysa Flynn'in sadece 'orta popülerlikte, atılgan ama tuhaf' kelimeleriyle betimlediği arkadaşı, siyahi bir aktris olan Hilary Ward tarafından oynanmakta. Bu da kötü kız davranışlarına başka bir yorum katmış. Yapımcıların Wind Gap'in tarihini ve doğurduğu ırkçılığı besleme seçimleri, hikayenin kitaba sadık olan sonunu etkilemese de Flynn'in anlatısını, karakterlerin tutucu aileleri dışında bir sosyal bağlama dahil etmesiyle zenginleştirmiş.



Sharp Objects'in sonunda, dizinin rahatsız kadınlara olan takıntısının, ana karakter dışında birçok karakterden kaynaklandığı ortaya çıkıyor. Sondan bir önceki bölümde Camille, ölen kardeşi Marian'in hastane raporlarına bakarak Annesi Adora'nın vekaleten Munchausen Sendromu'ndan muzdarip olduğu sonucuna varır, yani Adora öz kızına bakabilmek için onu hasta etmiştir. Son bölüm bu keşfi oldukça korkunç bir şekilde ortaya döküyor, Camille annesinin onu zehirlemesine ve bakmasına izin veriyor, tıpkı Marian'e yaptığı ve Amma'ya yapmakta olduğu gibi. Geriye kalan iki kız, gotik mimarili evde pamuklu gecelikleriyle debeleniyorlar ve annelerinin kaşıkla beslediği antifriz ve fare zehrini kusuyorlar. Camille'in yapmasını söylediği gibi dedektifi çağırmaktansa Persephone gibi giyinmiş olan Amma, bebek eviyle oynayıp Camille'e uslu bir kız olarak kalması gerektiğini söylüyor.

Polis, nihayet eve vardıklarında, ölen kızların dişlerini sökmekte kullanılan kerpeteni buluyor ve Adora'yı Marian, Natalie ve Ann'in cinayetlerinden göz altına alıyorlar. Bu ters köşe, 7. bölümde soruşturmanın ilk dönemlerinde yalnızca erkek şüphelilere odaklanan Şef Vickery'nin patenle gezen iki kızının “Eğer sarhoş bir adamın teki yoldan uçar gibi gelirse, sizi daha görmeden ezip geçer.” demesi ve kızlardan birinin “Ya da sarhoş bir kadın, cinsiyetçi olma şef.” demesiyle haberlenmiştir. Ama her güzel şeyde olduğu gibi, bu ters köşenin üstüne bir tanesi daha geliyor. Annesinin hapse girmesiyle Amma, Camille'le birlikte St. Louis'de yaşamaya başlıyor ve dizinin son kısımları, buradaki hayatlarından görüntüler içeriyor. Yaşadıkları anormal derecede mutlu hayatları, dizinin son birkaç dakikasında değişiyor. Camille, Amma'nın en iyi arkadaşı Mae'nin kaybolduğunu ve Amma'nın bebek evindeki fil dişi yer döşemelerinin insan dişinden olduğunu farkediyor. Tam o anda Amma odanın kapısında duruyor ve “Anneme söyleme.” diyor.

Bu ani sondan sonra ekranın başından ayrılacak tek kesim, bu sahnenin ne ima ettiğini anladığını sanan ve kendine aşırı güvenen izleyiciler olacaktır. Ama anlamayanlar ve izlemeye devam edenler için Amma'nın Ann, Natalie ve Mae'yi öldürdüğünü gösteren montajlar art arda sıralanıyor. Jeneriğin sonunda yönetmen Vallée, aktris Scanlen ve yazar Flynn'in, Amma'nın neden kızları öldürdüğü hakkındaki düşüncelerini içeren kısa ropörtajlar ekrana geliyor. Vallée'ye göre Amma, Annesinin Ann ve Natalie'ye, Camille'in de Mae'ye olan ilgisini kıskanıyordur. Scanlen'a göreyse Amma'nın şiddete eğilimi, annesiyle arasında olan zehirli ilişkinin doğal bir sonucudur.



Vallée ve Scanlen'in ifade ettiği fikirler, Amma'nın hapishanede ziyaretine gelen Camille'e kendini ifade etme şansı yakaladığı, kitabın kapanış bölümünden gelmekte. Camille tekrar kendine zarar vermeye başlıyor ama her gece üstünü örten editörü ve eşi tarafından bakıma alınıyor; annesi Adora'nın bir zamanlar yapmaya çalıştığı gibi. Bu kapanışın, dizinin dışında bırakılması, dizinin zaten orantısız olan temposunda büyük bir etki yaratmış. Olaysız geçen günleri anlatan bir sürü bölümden sonra, son bölümde birçok gelişme art arda yaşanıyor. Adora Camille'i zehirliyor, Camille kurtarılıyor, Adora tutuklanıyor, Camille ve Amma St. Louis'e yerleşiyor, Adora mahkemede yargılanıyor, Amma ve Mae arkadaş oluyor, Amma Mae'yi öldürüyor, Camille Amma'nın katil olduğunu öğreniyor ve jenerik akmaya başlıyor.. Ama hala birçok soru cevapsız kalıyor.

Tempodaki bu sorun, sadece uyumsuz değil aynı zamanda da bir ihanet gibi. İpuçları ve gelişmelerin nadirliğinden dolayı, sezonun ortasına kadar dizinin cinayeti çözmekle değil, Camille'i çözmekle; neden bu halde olduğuyla ve mümkünse onu kurtarmakla ilgilendiği açık. Bölümlerden biri, tamamen rehabilitasyondaki bir genç kızla olan ilişkisine dayalı. Marian'le olan çocukluk hatıralarına sıklıkla geri dönüş yapılıyor, futbol takımı tarafından tecavüze uğradığı ve eli kolu bağlı kadınların fotoğraflarına bakarak mastürbasyon yaptığı cinsel geçmişi ön planda tutuluyor. Camille, tam anlamıyla çözülmesi gereken bir bulmaca gibi davranıyor; vücudu kendi derisine kestiği kelimelerle kaplı ve dizinin her bölümünün adı bu kelimelerden biri.



Fakat dizinin sonuçlanmasından sonra seyirci, kitabın sağladığı psikolojik rahatlıktan, Camille'in Amma'nın suçunu nasıl idrak ettiğinden habersiz kalıyor. Camille'in kendine daha çok zarar vermesine mi neden olacak? Problemlerinin köküyle yüzleşmesine yardım mı edecek? Amma'nın Mae'ye karşı oluşturduğu tehdidi göremediği için kendini mi sorumlu tutacak?



Sharp Objects'i tavsiye etmek için birçok neden var; görsel dili zengin, fügal ve yakından izleyenleri ödüllendiriyor. Ama dizinin sonunda duyulan tatminsizlik, yazar Flynn'in de dediği gibi, dizinin amacındaki daha büyük bir belirsizliği gözler önüne seriyor. Entertainment Weekly'deki bir ropörtajında Flynn, ona göre Sharp Objects gizemli bir hikaye içinde gizlenen bir karakter çalışmasını ifade etmiş olsa da, Rolling Stone'a hikayeyi, etkileyici psikolojik portreleriyle öne çıkmayan bir tür olan 'feminist bir peri masalı' olarak tanımlamıştır. Dizinin ortasında, senaryo, iki kızın cinayetlerini Camille'in karmaşık ve hasarlı kişiliğine ışık tutmak için kullansa da hikayenin sonunda, Camille'in travmalarının, seyirciyi buz kraliçesi annesi ve bedhah kız kardeşine yönlendirmek için kullandığı aşikardır. Camille'in yara izleri, ona ulaşmak için açılan bir pencereden çok, cinayeti çözmek için kullanılan ipuçları. Eğer Camille annesinin şiddetine kendini keserek tepki verdiyse Amma da aynı şiddetle başa çıkacak bir yönteme ihtiyaç duymuş olamaz mıydı?

Orijinal yazar: Liza Batkin

Yazı İngilizce'den çevrilmiştir ve bazı kısımları konuya olan uzaklıkları neticesiyle çıkarılmıştır.

Kaynak: 1
Yorumlar (0)

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.

WANNART
Profilini oluşturmak, İçerik yazmak, İtibar Puanı Kazanmak İçin Hemen Şimdi Kayıt Olabilirsin! KAYIT OL!