Nürnberg.
Bir market fişinin arkasına yazılmış
yarım bir ülke.
Kasiyer
“Guten Abend” diyor.
Benim aklıma
otuz yedi yıl önce vurulmuş bir kelime geliyor.
Normal değilim.
Bunu Almanlar bilmiyor.
Tramvaylar bilmiyor.
Köprüler bilmiyor.
Ama bazı harfler biliyor.
Bazı harfler mezar taşları kadar ağırdır.
Bu şehirde herkes bir yere ait.
Postacılar adreslere.
Köpekler tasmalara.
Ağaçlar belediyeye.
Ben yalnızca sorulara aidim.
Bir halk düşün.
Ölülerini sayamıyor.
Dillerini sayabiliyor.
Köylerini sayamıyor.
Yasaklarını sayabiliyor.
Sonra gelip senden şiir istiyorlar.
Ne tuhaf.
Enkazdan estetik bekliyorlar.
Geçen gün bir müzede
beş yüz yıllık bir kılıç gördüm.
Camın arkasında saklıyorlardı.
Bizim tarafta
beş yüz yıllık acılar
hâlâ sokakta dolaşıyor.
Kimse korumuyor.
Sürgünlük
valiz meselesi değildir.
Bazen bir kelimeyi telaffuz ederken
sesinin titremesidir.
Kimsenin anlamadığı.
Senin de açıklayamadığın.
Gece.
Pegnitz’in suyu.
Bir bira şişesi.
İki martı.
Üç polis arabası.
Üç mevsimdir dönmediğim memleket.
Matematik böyle öğretilmedi bize.
Bazen düşünüyorum.
Belki de Kürtler
bir halk değil,
uzun sürmüş bir cümledir.
Noktası sürekli ertelenen.
Virgüllerle kandırılan.
Dipnotlarda boğulan.
Eve dönüyorum.
Kapıyı açıyorum.
Oda sessiz.
Duvar sessiz.
Lamba sessiz.
İnsan sürgünde anlıyor
Bazı sessizliklerin ana dili vardır.



Yorumlar (0)
Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.
Yorum Bırakın