Bir ateş vardı.
Adını ateş koymaya dilim varmıyor şimdi
çünkü ateş
üşüyeni ısıtır
karanlığı aydınlatır.
Bu başka bir şeydi.
İnsanın insana bıraktığı
en ağır geceydi.
Göğe yükselen yalnız duman değildi
bir halkın türküsü
bir annenin duası
bir çocuğun henüz söylenmemiş yarınıydı.
Otuz üç can…
Sayılar bazen eksiktir.
Çünkü insan
rakamlarla anlatılamaz.
Bir şairin kalbi
bir ozanın sazı
bir düşünürün sözü
bir gencin düşü…
Hepsi aynı alevin içinde
birbirine sarıldı.
Ama bilmiyorlardı
Şiir yanmaz.
Türkü kül olmaz.
Hakikat
kapıları kilitlenen binalarda ölmez.
Bugün hâlâ
her temmuz güneşi doğarken
gölgemiz biraz Sivas’tır.
Yürüdüğümüz her yol
o dumanın içinden geçer.
Ve biz
unutmaktan değil
alışmaktan korkarız.
Çünkü alışan vicdan
en sessiz mezardır.
Ey zamana emanet edilen adlar
Sizin ardından ağlamak için değil
insanı yeniden kurmak için
anıyoruz sizi.
Çünkü biliyoruz
Bir ülke
acılarını inkar ettikçe küçülür.
Hakikatiyle yüzleştikçe
insan olur.
Bir gün
küllerin üstünde çocuklar koşacak.
Bir gün
hiç kimse inancından
kimliğinden
şiirinden
türküsünden dolayı
ateşe yürümeyecek.
İşte o gün
Temmuz
yalnız sıcak bir ay olacak.
Ve insan
nihayet
insanın yüzüne
korkmadan bakabilecek.



Yorumlar (0)
Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.
Yorum Bırakın