a vagabond

a vagabond
0 Beğen
0 Yorum

çok şey değişti bu omurgalarımda, bu gece ağlamayarak yazmaksa ayrı bir buhran gözlerime. ağır bir huzursuzluk, şaşırtmayan tek his bu olsa gerek. kalanıysa kocaman bir hayal kırıklığı, yine bir tutamadığım söz daha, kendime. tekrar aynı çukura düşürmem sandım kendimi, yine kazıya kazıya ben attım kendimi.


sözlerim,

en çok da kendime dair.


bilmeliydim diye paralamıyorum bedenimi. sayfalarca kusuyorum sadece. inandıran bendim nihayetinde, suçlayacak bir tek insan da yok zaten. kimsenin bana bir zeytin dalı, bir omuz borcu yoktu ne de olsa. o yüzden bu gece kırgınsam da öznelere değil, yalnızca benliğime. yağmur o kadar hızlı ki, benim yerime de yağıyor bugün. fakat yine de içim bir damla soğumuyor. 


tek aptallığım olmasa da en büyük aptallığımı sundum yine. aşacağım dediğim, uğruna eller tuttuğum bu acizlikler yine birer tokat oldu bana. tuttuğum ellerle hem de. 


yine de sorun değil.


anlıyorum ki tırnaklarımı o çukura saplaya saplaya biter kendimle kavgam, uzanan her eli de o çukura hapsederek. hırsım hala kendime, gardımı indirdiğime, eksik olmadığımı kanıtlama çabama. 


aynada itiraf edemediklerimin tokat olarak vurulması elbette ağır gelecekti, altın bir tepside sundum bu kozları. kendim, kendime, kendimin yenemediklerine ben saygılı olamadım. kimse de olmazdı. 


olduğum yerden baktığımdaysa bu kadar zayıf olduğum için kendime acırım sadece, söylediğim gibi kimsenin bana bir vefa borcu yoktu. biliyordum, sadece ummuştum. kaideyi bozmayan o istisnaya inanmıştım, başıma gelebilecek kadar şanslıyım sanmıştım. ne aptalım.





sormuyorum,

biliyorum.



i cant tell you why i am breakin down,

do you wonder why i prefer to be alone?

have i really lost control?

Yorumlar (0)

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum Bırakın