Bazı şarkılar çalmaya başladığında insanın içinde bir şey yerine oturur. Arkasından gelen melodiler ve nakarattaki her cümle ruhunla özdeşleştiğinde içinde bir şeyleri sorgulamaya iter. Taylor Swift'in folklore albümünde yer alan This Is Me Trying tam böyle bir şarkı. Gösterişli bir nakaratı, bağıran bir finali yok. Kısık, kırılgan, neredeyse fısıltıyla anlatılmış bir itirafından ibaret.
Şarkının Hikayesi
Şarkının anlatıcısı bir yerde geride kalmış biri ve hayata geç kaldığına inanıyor. Oysa ki bazı şeyler için zamanı gelmemiş. Bunu bilmesine rağmen kabullenmek istemiyor. Bu kişi bir zamanlar parlak bir yol çizildiğini, kendisinden çok şey beklendiğini ima ediyor. Ama hayat o çizgiyi izlememiş. Yanlış adımlar, kaçırılan fırsatlar ve çözülememiş duygular birikmiş. Bu geride kalışı kendi dilinde bir savunmaya ya da bahaneye çevirmiyor. Karşısındaki kişiden mükemmel bir kurtuluş hikâyesi beklemesini de istemiyor. Tek istediği, çabasının görülmesi. Şarkı boyunca duyduğumuz şey bir başarı ilanı değil, elimden geleni yapıyorum diyen bir sesin zayıf ama inatçı ısrarı.
Şarkının asıl gücü de bu sakinlikte. Anlatıcı kendini haklı çıkarmaya çalışmıyor, sadece durumu olduğu gibi söylüyor. Yorumlar da bu noktada ayrışıyor. Kimi dinleyici bunu terk edilmiş ya da kırılmış bir ilişkinin ardından yazılmış bir özür olarak okuyor, kimi kişinin kendi yaşamıyla ve geçmiş hatalarıyla yüzleşmesi olarak. Bu şarkı da dinleyiciyle aynı merkezde buluşuyor: Telafisi eksik kalmış bir geçmişin gölgesinde yürümeye devam etmek.
Potansiyeli Heba Etmenin Sessiz Çığlığı
Bu şarkıyı en çok sarsıcı kılan, potansiyel kavramına bakışı. Potansiyel dışarıdan bakıldığında bir armağan gibi görünür. Ama onu taşıyan biri için çoğu zaman bir yük, bazen de bir tür sürekli suçlamadır. Çünkü potansiyel, şu an olduğun kişi ile olabileceğin kişi arasına görünmez bir mesafe koyar. İnsan her gün o mesafeye bakar ve ölçer.
Şarkıyı dinleyen kişi tam bu yüzden bu sözlere kendi hayatını yerleştirebiliyor. Potansiyelinin olduğunu biliyor ama bu bilgi onu rahatlatmak yerine, bazı şeylere geç kaldığı ve bazı hataların artık geri alınamayacağı hissini büyütüyor. Şarkı bu hisse sahte bir teselli sunmuyor. "Hiç geç kalmadın" demiyor. Onun yerine daha olgun bir şey söylüyor: Evet, belki geride kaldın, ama bugün hâlâ deniyorsun ve bu sayılır.
Bir Disko Topu Kadar Mükemmel Olma Arzusu
Şarkıyı dinleyen kişinin hikâyesinde bir ayrıntı özellikle dikkat çekiyor. Başarmak onun için bir tercih değil, neredeyse bir varoluş şartı. En ufak başarısızlıkta kendinden nefret ediyor, ardından hayattan çekilip içine kapanıyor. Bu, mükemmeliyetçiliğin en yorucu hâli: Değerin tamamen sonuca bağlandığı, her hatanın bir karakter kusuru gibi okunduğu bir iç dünya.
Şarkıdaki anlatıcı ise bu denklemi başka kuruyor. Başarısız olabiliyor ve hâlâ sevilmeye, görülmeye, anlaşılmaya değer olduğunu hissedebiliyor ya da en azından bunu umabiliyor. Başarısızlık ile değer iki ayrı kutuda duruyor. İşte şarkıyla dinleyici arasındaki en büyük fark ve belki de en öğretici nokta burada. Birinin değeri sonuca bağlıdır, diğerinin değeri çabaya.
Kendini hayattan soyutlamak da bu açıdan ilginç bir ironi barındırıyor. Utançtan korunmak için içeri çekilen insan, aslında şarkının tam da istediği şeyi, yani çabanın görülmesini imkânsız hâle getiriyor. Oysa şarkı o kapıyı aralamak istiyor.
Kıyaslamanın Hatalı Matematiği
Daha başarılı insanları gördükçe kendini sorgulamak, bu hikâyenin bir diğer ana teması. Burada yapılan kıyaslama aslında eksik verilerle kurulmuş bir denklem. Karşıdaki insanın bitmiş sonucu görülüyor, ama o sonuca nasıl gelindiği, ne kadar düşüldüğü, neleri kaybettiği görülmüyor. Kendi tarafında ise tam tersi var: Her tökezleme, her tereddüt, her gece yarısı kuşkusu ayrıntısıyla biliniyor.
Şarkı bu dengesizliğe sessizce karşı çıkıyor. Anlatıcı kimseyle yarışmıyor. Kimseye kendini kanıtlamak için bağırmıyor. Yalnızca kendi yolunu, kendi hızında ve kendi eksiklerini kabul ederek yürüdüğünü söylüyor.
Kendi Kendini İnşa Eden Bir İnsan Olmak
Dinleyicinin hikâyesinde şarkıyla en güçlü bağ, belki de şu: Kimseden beklenti içinde olmadan, kendi emeğiyle kendini kuran biri bu. Her zaman biraz keskin dilli, biraz fazla dürüst, çevresine rahatsız edici gelebilecek kadar net olmuş. İnsanlar zaman zaman ondan yumuşamasını, değişmesini istemiş. O ise olduğu kişiyi değiştirmeyi hiç istememiş, sadece gelişmeyi seçmiş.
Bu duruş şarkının ruhuyla örtüşüyor. This Is Me Trying kusursuz bir versiyonun peşinde değil, olduğu kişinin en iyi çabasında. Hem eksikleriyle hem emeğiyle kabul görmek istiyor. Dinleyici de kendini aynı yerde buluyor: değişmeden, ama gelişerek.
Yine de burada incelikli bir ayrım var. Kim olduğunu korumak ile sözlerin başkalarında bıraktığı izin farkına varmak ayrı şeyler. Keskin bir zekâ ve dürüst bir dil bir güç olabilir. Ama o gücü ayarlamayı öğrenmek, kimlikten vazgeçmek anlamına gelmez. Tam tersine, kendini geliştirmenin en olgun biçimlerinden biri olabilir.
Geriye Kalanlar
Şarkı bittiğinde bir çözüm bulunmuş olmuyor. Geride kalmış zamanlar geri gelmiyor, yapılmış hatalar silinmiyor. Ama tuhaf bir hafiflik kalıyor. Çünkü şarkı şunu fısıldıyor: Telafisi mümkün olmayan şeyler, bugün denemenin değerini ortadan kaldırmaz.
Belki de mesele hiç düşmemek, hiç geç kalmamak, hiç hata yapmamak değil. Mesele, düştükten sonra da ben hâlâ buradayım, hâlâ deniyorum diyebilmek. Kendine sert davranmadan, ama hedeflerinden de vazgeçmeden.
Bu şarkı mükemmel olmanın değil, denemeye devam etmenin şarkısı. Ve bazen insana en çok lazım olan da tam olarak bu.






Yorumlar (0)
Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.
Yorum Bırakın