Situtationship'i AirTag ile Bulmak: Aşarhan- Bul Beni

Situtationship'i AirTag ile Bulmak: Aşarhan- Bul Beni
0 Beğen
0 Yorum

Bazı şarkılar vardır, melodileri hareketli olsa bile sözleriyle hayatımızda içten içe kabullenemediğimiz duyguları uyandırır. Bugün dinlediğim Aşarhan'ın yeni teklisi de bana tam olarak bunu hissettirdi. İlk dinlediğimde ritmine kapılarak olduğum yerde dans etmiştim. Nakaratına eşlik edecek kadar kolay, günün her saatinde açılabilecek kadar hafif bir şarkı aslında. Sözlerine gerçekten kulak verdiğimde ise bu hafiflik yerini tuhaf bir sıkışmaya bıraktı, çünkü şarkı bir dönemler adını koymaktan kaçındığım şeyi çok net anlatıyordu: Belirsizliği.

Situationship tam olarak böyle bir hâl. Dışarıdan bakınca her şey neşeli: gün boyu süren mesajlaşmalar, spontane buluşmalar, sadece ikimizin anladığı şakalar, Dudu Peri ile Perihan Teyze gibi konuşmadan, bakışarak anlaşabilmek. Klipte de aynı tabloyu görüyorsun. Yüksek tempo ve loş ışıklar yan yana duruyor, ortada adı konmamış bir şeyin var olduğunu hissettiriyor. Sevgili olup olmadığınızı ne siz söyleyebiliyorsunuz ne de karşı taraf. Üstelik bu belirsizliğin içinde iki tarafın ağırlığı eşit değil; dengesizlik ve çelişki apaçık ortada. Şarkı da aynı çelişkiyi taşıyor: Aşarhan'ın muhteşem sesiyle "eğlen, kafana takma" derken sözler tam da kafana takılanı fısıldıyor. Şarkı bittikten sonra bile o fısıltı kulağımda kaldı ve beni rahatsız edici bir kabullenişe sürükledi.

Bu zıtlık, yavaş ve hüzünlü bir şarkıdan çok daha etkili, çünkü hüzünlü melodi bize hazırlanma şansı verir. Ağır tempolu bir şarkıda üzülmeye izin vardır. Hareketli bir şarkıda ise üzüntüyü gülümseyerek taşırsın, tıpkı o ilişkide olduğu gibi. Bu şarkıyı dinlerken geçmişimdeki o ilişki nedensizce aklıma geldi ve o dönem defalarca kurduğum "Benim zaten senden bir beklentim yok" cümlesi, şarkıyı dinlemeye devam ettikçe ritmine karıştı.

Şarkıyı asıl unutulmaz yapan ise üzerine kurulduğu ses: AirTag'in görüntüsü ve Bul uygulamasıyla eşleştirdiğimizde kulağa gelen o sevimli tınısı. Normalde o ses bir telaşın işaretidir. Çantanın dibinde, kanepenin arkasında çalar ve "buradayım, bul beni" der. Ama hiçbir zaman gerçekten mutlu bir ses değildir, çünkü insan yalnızca kaybettiği şeyi arar. Bu tercih bana tesadüf gibi gelmedi.

Situationship'te de sürekli bir şeyi arıyorsunuz: çevrimiçi göründüğü zamanı, "yazıyor…" yazısının kaybolup yeniden belirmesini, mesajın altındaki "görüldü"yü. Tıpkı Bul uygulamasındaki harita gibi konumunu görebiliyorsunuz, hatta ekranda "yakınında" yazıyor. Ama o yakınlık yalnızca bir koordinat, bir bağ değil. Konumunu bilmek, yanınızda olmasını sağlamıyor. Dinleyen ayağıyla tempo tutarken içinde bir yerde birinin "Gözlerinin önündekini bile göremedin" diye sitem ettiğini duyuyor.

AirTag'in bir özelliği daha var: Kendiliğinden çalmaz. Ses ancak biri butona bastığında duyulur. O ses çaldığında aranan şey bulunmak ister, çalar ki bulunsun. İlişkide ise çalan taraf da, butona basan taraf da çoğu zaman bendim ve karşıdan "buradayım" cevabı gelmiyordu. O cevabın gelmesi de zaten artık mümkün değil, çünkü o ilişkide ses hep benim bastığım butondan çıktı. Ben aramadıkça ortada çalan hiçbir şey yoktu. 

Belki de şarkıyı bu kadar vurucu yapan şey, dinleyiciye acıyı bir kenara bırakıp dans etme izni verirken aslında bırakamadığını hatırlatması. İçten içe kabullenemediğimiz duygu da bu: Önemsediğimizi, karşı tarafın aynı ağırlıkta önemsemediğini bile bile hâlâ o ritimde kalmak istemek. Şarkı bittiğinde ortalık sessizleşiyor ve geriye kalan sorular melodiden çok daha yüksek sesle duyuluyor. Bugün o sesi duyduğumda, kaybettiğim şeyi aramayı çoktan bıraktığımı fark ettim. Ses hâlâ çalıyor ama bir şeyi bulmak için değil, bir şeyin geçtiğini hatırlamak için. Bu kez butona basan ben değilim.

 

Yorumlar (0)

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum Bırakın