Joon-ho Bong, hiç şüphesiz yeni Güney Kore sinemasının en önemli yüzlerinden biri. 1990’lı yıllarda çektiği kısa filmlerle kariyerine başlayan sinemacı, özellikle 2003 tarihli polisiye türündeki
Memories of Murder filmiyle beraber dünya çapında bir üne ulaştı.
Çektiği tür filmlerinde genellikle önemli sosyolojik tespitlere ve mizaha yön veren Bong, kendine özgü bir sinema üretmeyi başardı ve şimdilerde auteur bir yönetmen olarak anılıyor. Yönetmenin iki filme imza attığı Amerika yolculuğunun ardından, yine kendi topraklarına döndüğü son filmi
Parasite’i bu yazıda incelemeye çalışacağım.
Dünya prömiyerini yaptığı Cannes Film Festivalinde, Altın Palmiye ödülüne ulaşan filmin senaryosunda Bong dışında
Jin Won Han’ın da imzası bulunuyor. Oyuncu kadrosunda ise;
Kang-ho Song, Yeo-jeong Jo, So-dam Park, Woo-sik Choi ve
Sun-kyun Lee gibi isimler yer alıyor.
/cdn.vox-cdn.com/uploads/chorus_image/image/65242103/parasite3.0.jpg)
Parasite’de temel olarak, toplumun alt sınıfını oluşturan bir ailenin zekâlarını ve ikna yeteneklerini kullanarak, içinde olmaktan mutlu olmadıkları sınıftan kurtulmak için verdikleri çabaları izliyoruz. Bir tesadüf sonucu evin genç oğlunun, Amerika’ya giden yakın bir arkadaşının vasıtasıyla zengin bir evde öğretmen olarak çalışmaya başlamasıyla, ailemizin iştahı kabarıyor ve tabiri caizse ''eve çöreklenme'' operasyonu tam gaz başlıyor.
Bong bu öyküyü kendine özgü sinemasının parçalarını kullanarak anlatıyor. Neredeyse her filminde olan önemli sosyolojik tespitler ve kapitalizmin toplumda yarattığı olumsuz etkiler, bu kez de vurgulanıyor. Güney Kore özelinde yapılan bu eleştiriler, birçok coğrafyaya da uyarlanabilir. Filmin, gösterildiği hemen her ülkede büyük beğeni toplaması ve festivallerden ödüllerle dönmesi de yakalanan bu evrenselliğin getirisi sayılabilir.
Sinemacı bu mesajları, kuru ve didaktik bir şekilde iletmiyor bizlere. Belki de en iyi yaptığı şeyi tekrarlayarak seyircinin kolayca takip edebileceği, sürükleyici bir hikâye anlatırken, alttan alta fırlattığı eleştiri oklarını da hedefine ulaştırıyor. 132 dakikalık, uzunca bir süresi olan filmi kabaca üç parçaya ayırmak mümkün. Bong, birbirinden belirgin şekilde ayrılan bu bölümlerde adeta izleyicinin olaylara bakış açısını değiştirmeyi amaçlıyor.

İlk bölümde yönetmenden alıştığımız şekilde, hayatın içindeki mizahi anların abartılarak absürt hale getirildiği sahnelerle karşılaşıyoruz. Ailenin tüm üyelerinin ufak ve sempatik sahtekârlıklarla lüks eve yerleşmelerini izliyoruz. Komedi dozunun oldukça yüksek olduğu bu kısımda, adeta köyden şehire göç temalı yerli komedi filmlerinin ve aile temalı sitcomların tadını alıyoruz. Daha sonra filmin ilerleyen bölümlerinde yaptıkları bu ''kusursuz'' planın işleyişinin önüne çıkan tüm sosyo-ekonomik katmanlardan gelen engellere karşı verdikleri amansız mücadeleye tanık oluyoruz.
Yönetmen, seyir süresince dinamik anlatımıyla av ve avcı pozisyonlarını sürekli değiştirse de tüm filmlerinde olduğu gibi nihayetinde ezilenden yana tavır alıyor ve filme de adını veren sömürücü parazitin kim olduğu konusunu kafalarda netleştiriyor. Usta sinemacı, yapımın çift taraflı ironik isminde de zekâsını ve niyetini belli ediyor. Şiddet ve kan revan dozunun sürekli olarak arttığı yapımın dehşet verici finalinde ise bir kez daha fillerin altındaki çimenlerin hunharca ezilmesini görüyoruz. Kalpleri paramparça eden Parasite’i izledikten sonra, bir süre kendinize gelemeyebilirsiniz.
Teknik tarafta ise Bong, aşırıya kaçmayan ve öyküye hizmet eden sade bir görsel dil kullanmış. Özellikle filmin büyük bölümünün geçtiği devasa büyüklükteki lüks ev, şaşaanın ve ayarsız bir şiddetin iç içe geçip kontrast oluşturduğu bir mekan olarak ustalıkla kullanılmış. Yönetmenin pek çok filminde beraber çalışmasının yanı sıra
The Wailing (2016) ve
Burning (2018) gibi filmlerdeki çalışmalarıyla da hayran bırakan görüntü yönetmeni
Kyung-pyo Hong iyi bir iş çıkarmış.

Oyunculuklardaysa, başta yönetmenin çoğu filminde yer alan ve Güney Kore sinemasının simge oyuncularından birine dönüşen
Kang-ho Song olmak üzere, tüm oyuncular oldukça başarılı performanslar ortaya koymuşlar. Yapımın sıklıkla ton değiştiren yapısına uyum sağlamışlar.
Parasite, yaşadığımız dünyanın sosyolojik yapısına ilişkin önemli sözler söyleyen ve bunu yaparken seyircisinin ilgisini de her daim üzerinde tutmayı başaran, kesinlikle izlenmesi gereken bir film.
Yorumlar (0)
Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.
Yorum Bırakın