Sinema tarihi bu anlayışı benimseyen pek çok filmle doludur. Elbette her film türünde olduğu gibi bu türün de basit ve nitelikli ürünleri vardır. Bu yazıda inceleyeceğimiz, Malgorzata Szumowska imzalı "Twarz", meselesini ve eleştirisini estetik biçimle birleştirebilen nitelikli bir eser. Polonya yapımı film aynı zamanda bu sene 68. Uluslararası Berlin Festivali'nden Jüri Büyük Ödülü’yle döndü.
Filmin konusundan kısaca şöyle bahsedilebiliriz; Polonya’nın küçük bir kasabasında yaşayan Jacek (Mateusz Kosciukiewicz) yaşam tarzı, dinlediği müzikler ve kılık kıyafeti yüzünden toplum tarafından hoş karşılanmamaktadır. En büyük destekçileri ise ablası (Agnieszka Podsiadlik) ve evlenmek üzere olduğu sevgilisi Dagmara’dır. (Malgorzata Gorol) Kasabadaki dev Hz. İsa heykelinin inşaatında işçi olarak çalışan Jacek, vahim bir iş kazasının sonunda oldukça yüksek bir noktadan yere düşer. Hayatta kalması bir mucize olarak tanımlanan Jacek’in yüzü parçalanır ve uygun bir yüz bulunarak yüz nakli yapılır. Ülkede yüz nakli yapılan ilk kişi olduğu için insanlar ona yarı korku yarı hayranlık duygusuyla yaklaşmaktadırlar. Sevgilisi Dagmara ve ablası dışında tüm ailesi de ona karşı olumsuz bir tutum gösterirler bu süreçte.
Kağıt üzerinde oldukça iştah açıcı gözüken, aynı zamanda sömürüye ve melodrama da oldukça açık bu konu, yönetmenin de aralarında olduğu senaryo yazarları tarafından olabildiğince dengeli bir şekilde işlenmiş. Seyir sürecinde; bir sahnede karakterin yaşadığı acıyı ve yalıtılmışlık duygusunu hissedebilirken, bir sonraki sahnede onu ablasıyla beraber çalan müzik eşliğinde eğlenip coşarken görüyoruz. Bu tip tercihler sayesinde asla filmin "ağlak" bir hale bürünmesine izin verilmemiş. Muhafazakâr, farklılıklara kapalı aile ve toplum, zaten kazadan önce de farklılıkları yüzünden tam olarak benimseyemedikleri ve belirli belirsiz bir şekilde dışladıkları Jacek’i, geçirdiği yüz naklinden sonra daha da uzaklaştırıyorlar. Film boyunca Jacek dışında kadınların da cinsiyetçi, saldırgan sözleriyle erkekler tarafından sömürüldüklerini ve şiddete uğradıklarını sıkça görmekteyiz.
Yönetmen Malgorzata Szumowska, bu eleştirel, hüzünlü ve eğlenceli hikayeyi yaratıcı estetik tercihleriyle başka bir noktaya taşımış. Film boyunca devam eden odak kaydırmalarıyla ilerleyen özgün görüntü çalışması ve filmin duygusunu daha da güçlendiren şarkı kullanımıyla film, basit bir "mesaj filmi" olmaktan kurtarılmış ve yönetmen, filme kendi imzasını atmayı başarmıştır. Başrol oyuncusu Mateusz Kosciukiewicz de ona sunulan metnin hakkını vererek filme büyük katkı sağlamıştır.
Yaşadığı topluma güçlü bir eleştiri getirebilen ve bunu yaparken estetik değerlerden ödün vermeyen kaliteli bir film izlemek isteyen seyircilere, kolayca gözden kaçabilecek Twarz’ı gönül rahatlığıyla tavsiye edebiliriz.


Yorumlar (0)
Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.
Yorum Bırakın