1914 Kuşağından Bir Ressam: İbrahim Çallı

1914 Kuşağından Bir Ressam: İbrahim Çallı
  • 2
    0
    0
    0
  • Resim sanatı pek çok olgu gibi, siyasetten, sosyal yaşamdan, inanışlardan, kültürlerden beslenir. Bu sebeple resim, içinde bulunduğu dönemde yaşanan olaylardan etkilenir ve bu doğrultuda değişim ve gelişim gösterir. 

    Bu bağlamda incelediğimiz, Osmanlı Ressamlar Cemiyetinin üyelerinden ve kuruculularından olan İbrahim Çallı sanatını ortaya koyarken kendinden önceki sanatçılardan ya da akımlardan farklı bir doğrultuda, yeni gelişimler göstererek eserlerini yapmıştır. 

    1908 yılında ilân edilen II. Meşrutiyet Dönemi ile, ekonomik anlamda sıkıntılar sürmesine rağmen, ülkede beliren özgürlük ortamının tüm kurum ve kuruluşları olduğu kadar, sanat ortamını da olumlu anlamda etkilediğinden söz edilebilir. Bu dönemden sonra yetenekli gençlerin Avrupa’ya resim eğitimine gönderilmelerinde ya da resme ilgi duyan gençlerin kendi olanaklarıyla Batı’daki akademilere gitmelerinde, hızlanma görülmüştür. (Başbuğ, 2010, s. 373)

    Osmanlı Devleti’nin tarih sahnesinden kalkıp yerine genç Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasına doğru akan süreçte, sanat ortamının egemenliği “1914 Kuşağı ya da Çallı Kuşağı” olarak adlandırılan sanatçıların elindedir. 1914 yılında patlak veren savaş, Paris Güzel Sanatlar Akademisi’ndeki eğitimlerini sürdürdükleri sırada topluca yurda dönmelerine vesile olmuştur. Bu sanatçılar arasında Sami Yetik (1878–1945), Ali Sami Boyar (1880–1967), Hikmet Onat (1885–1977), Mehmet Ruhi (1880–1945), İbrahim Çallı (1882–1960), Nazmi Ziya (1881–1937), Feyhaman Duran (1885–1970), Avni Lifij (1886–1927) ve Namık İsmail’den (1890–1935) oluşmaktadır. (Başbuğ, 2010, s. 374)

    İbrahim Çallı, Avrupa’daki eğitimini tamamlayıp İstanbul’a döndükten sonra çalışmalarına bir ortam sağlayabilmek adına Osmanlı Ressamlar Cemiyeti’nin kurulmasına ön ayak olmuştur. Bu cemiyetin kurulmasının esaslarından en temeli sanatçı birliği oluşturulmasıdır. Diğer sebep ise etkili bir resim sanatını camiası oluşturulup buna yönelik sergilerin açılmasını, sanatçıların ya da sergiye gelen insanların ilgisini arttırmak istemeleri olabilir. 

    Bu cemiyetin faaliyetlerinden birisi de Osmanlı Ressamlar Cemiyeti Gazetesi adında bir basın organı çıkartılmasıdır. Gazete, kısa dönemde Türk resim sanatının nabzını tutmaya çalışmış ve Türk sanatçısının sözcüsü olmuştur. Sanayi-i Nefise’ye karşı yaptığı kontrollü muhalefet ile sanat eğitimi alanında da yönlendirici olmuştur. II. Meşrutiyet yıllarına rastlayan bir dönemde kurulan, bir cemiyetin yayın organı olarak dönemin siyasi hareketlerinden etkilenmemiştir. (Başkan, 1997, s. 66)

    Bu dönemde Türk edebiyatında işlenen konular Türk resim sanatını da etkilemiştir denilebilir. Yazın dünyasında gerçekçilik başlığı altında alafranga hayatın sıkça işlendiği konular, resim sanatına da sıçramıştır. Batılılaşmanın bu denli hissedildiği bir dönemde bununla bağlantılı konular sanatın birçok dalına yansımıştır. 

    İbrahim Çallı ve aynı ekolü takip eden ressamlar, rastgele düşüncelerle tuvalleri başına geçmemişler, plânlı ve programlı olarak bazı imgeleri resimlerine taşımışlardır. Kadın da bu imgelerden biri olarak sıklıkla kullanılmıştır. Böylece Cumhuriyet dönemi resminin yapılanmasında önemli rol oynayarak, Türk resminde konu zenginliğine ciddi anlamda katkıda bulunmuşlardır. Özellikle “Asker Ressamlar Kuşağı’ndan sonra, ilgi gösterilen manzara, ölü doğa ve figür, 1914 Kuşağı sanatçıları tarafından olgunlaştırılmıştır. (Başbuğ, 2010, s. 374)

    Dönemin resim sanatına, kendi adıyla anılmasını sağlayacak kadar da etkin bir figür olan İbrahim Çallı hem sanatçı hem de hoca kimliği ile ayrı bir öneme sahiptir. (Baytar & Okkalı , s. 126)

    İbrahim Çallı, Avrupa’da eğitimini tamamlayarak İstanbul’a döndükten sonra izlenimci bir üslupla eserlerini resmetmeyi tercih etmiştir. Hayatının kalan dönemlerinde resim tarzını hiçbir zaman değiştirmemiştir. Yaşadığı toplumun izlerini resmeden sanatçı, eserlerinde açık renkleri kullanmış, doğayı resmederken ışığın ve renklerin gücünden yararlanmıştır. 

    Çallı, doğayı resmetmesinin yanı sıra farklı tiplerdeki insan figürlerini de çizerek çağdaş Türk resim sanatına bir yenilik katmıştır.  Peyzaj, natürmort, nü resimler ve portrelerin ağırlıkta olduğu eserler resmetmiştir. Sanatçı için renk uyumu pek çok detayın önünde olmuştur. 

    İbrahim Çallı, tıpkı çağdaşı diğer ressamlar gibi gün ışığının koyu tonlarından arındırılmış, saf renkleri ve ışığın renkler üzerindeki etkilerini yakalamaya çalışarak doğaya içten bağlıdır. Bu kuşak sanatçılarının kendilerinden önce doğayı betimleyen, örneğin Hoca Ali Rıza ve Halil Paşa üslubundan farkları; doğayı aynen gördükleri gibi tuvale geçirmek yerine bireysel duygu ve yorumlarını da işe katmalarıdır. (Başkan, 2014, s. 244)

    Sanatçının ele aldığı figürlerde, ruh halleri, sosyal statüleri, duygu durumları net bir şekilde gözlemlenebilir. Cumhuriyet’in ilanından sonra Kurtuluş Savaşı ve devrimlerle ilgili resimler yapar.

    Foto. 1: İbrahim Çallı, zeybekler tablosu, 1923.  https://tr.wikipedia.org adresinden alındı. 

    Zeybekler tablosunda, sol tarafta saçları ve vücutları uzun örtülerle kapatılmış üç kadın bulunur. Resmin hemen ön kısmında bir taşın üzerine oturmuş olan adamın sırtı seyirciye dönüktür. Bu adam ve resmin sağında bulun, sohbet eden iki adam zeybek kıyafetleri içerisindedir. Resmin ortasında cılız, üzgün denilebilecek bakışlara sahip bir at ve sahibi zeybek gözükmektedir. Tablonun arka kısmını uzaktaki bir köy olabilecek evler ve dağlar süslemektedir. Bu eserde İstanbul hayatından ziyade, Anadolu’da yaşamdan bir kesit verilmiştir. 

    Foto. 2: İbrahim Çallı, Emirgan tablosu. https://www.istanbulsanatevi.com/ adresinden alındı.

    Çallı’nın bir diğer tablosu Emirgan konulu resmidir.  Gündelik hayattan bir kesit verilen bu eserde modern hayatın izlerini, erkeklerin kadınlarla beraber oturmasını ve kılık kıyafetlerin modern çağa uygun olmasından anlayabiliriz.

    Foto. 3: İbrahim Çallı, gül koklayan kadın tablosu. 

    https://tr.pinterest.com/pin/350788258474427061/ adresinden alındı. 

    Eserde bir bahçenin içerisinde duran ve gül koklayan bir kadın tasvir edilmiştir. Bahçenin duvarlarının hemen ardından, ağaçlar arasından başka bir bina gözükmektedir. Resmin tek figürü elindeki gülü koklayan kadındır. Bu eserde alegorik bir anlatım bulunmamakla beraber Cumhuriyet kadını temasını yansıtan bir örnektir. 

    Anatomik olarak sağlam olarak yapılan figür, lekesel desen anlayışıyla birleşir. Kıyafet üzerindeki ışıklı lekeler, figürün hatlarını belirginleştirerek anatomiyi güçlendirir. (Yıldırım, 2017, s. 389)

    Foto. 4: İbrahim Çallı, Mevleviler tablosu. 

    https://tr.pinterest.com/pin/370069294375472482/ adresinden alındı. 

    Sanatçının pek çok Mevlevi tasviri vardır. Bu Mevlevi resimleri ile resim üslubunda büyük bir kırılma yaşar. Bunda kuşkusuz Ukraynalı sanatçı Gritchenko ile tanışması ve kurduğu yakın dostluğun da etkisi vardır. Grafiğe yakın, şematik bir düzeni benimsediği bu resimlerinde figürlerin plastik karakterleri belirgindir (Baytar & Okkalı , s. 127) Mevlevi dergâhlarında ibadet eden; maddi dünyadan maneviyata geçen figürlerin kendi kimliklerinden başkalaşımlarını yorumlayan Çallı'nın resimlerini Nurullah Berk şöyle tanımlar; "Çallı’nın sanatında bir ada gibi tek başına kalmış bir dönemdir ve en başarılı eserlerde bu dizidedir.” (Güler, 2011)Bu ara dönemde ayrıntılar yerine büyük lekesel yorumlara, ışık yerine geometrik plan dağılımına, devinim yerine statik dengelere önem veren bir anlayışa yönelir. Empresyonist etkili dinamik resimleri yerini bu dönem durağan resimlere bırakacaktır. Artık üslubu grafiğe yakındır. Şematiktir ve fazla karışık olmayan bir renk stilini benimsemiştir. (Berk & Turani, 1981, s. 26)

    Foto.5: İbrahim Çallı, Salah Cimcoz portresi.

    https://tr.pinterest.com/pin/403987029072104751/ adresinden alındı. 

    Portre türünde olan bu eserde ise koltukta oturarak, tütününü içen bir kadın görülmektedir. Burada kadının kıyafeti ve şapkası dikkat çekicidir. Sade bir şekilde resimlenen eserde arka planda sadece, resmin sağında duracak şekilde sehpa üzerinde bir çiçek bulunur.

    İbrahim Çallı, yeniliğe açık oluşu, çağdaş yaşamı ve resim sanatına katkı sağlamak istemesi açısından önemli sanatçılarımızdan birisidir. Kendisi, yaptığı eserlerle yaşadığı dönem içinde resim sanatına değerli katkılarda bulunarak, modernleşmeye katkı sağlamıştır. İstanbul’u, Mevlevileri, kadınları, manzaraları, Anadolu’yu resmettiği eserleri ile izlenimcilik akımında kıymetli sanat eserleri vermiştir. Kullandığı renkler, fırça darbeleri, figürlerin anatomik yapısı çağdaş Türk resim sanatının gelişmesi ve değişmesi açısından önemli değişikliklerdir. Avrupa’dan aldığı eğitim ve kendisini geliştirerek sanatını bir üst seviyeye çıkarması sayesinde bıraktığı eserlerle kendisinden sonra gelecek olan ressamlar için değerli bir örnek olmuştur. 

    Kaynakça
    Başbuğ, F. (2010). 1914 Çallı Kuşağı’nın Türk Resim Sanatına Etkisi . Selçuk Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Dergis(29), 371-392.

    Başkan, S. (1997). Tanzimattan Cumhuriyete Türkiye'de Resim. Ankara : T.C. Kültür Bakanlığı Yayınları .

    Başkan, S. (2014). Başlangıcından Cumhuriyet Dönemine Kadar Türklerde Resim . Ankara: Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Yayınları.

    Baytar, İ., & Okkalı , İ. C. (tarih yok). Gelenekten Beslenen Modernlik: İbrahim Çallı ve Mevleviler Serisi. Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Dergisi, 26(44), 126-137.

    Berk, N., & Turani, A. (1981). Başlangıcından Bugüne Çağdaş Türk Resim Sanatı Tarihi. İstanbul : Tiglat Yayınları .

    Güler, A. (2011). Aleksis Griçenko ve Çallı Kuşağı sanatçıları. Sanat Dünyamız, 38-39.

    Yıldırım, E. (2017). İbrahim Çallı "Gül Koklayan Kadın". European Journal of Social Sciences Studies.

     

     


    Yorumlar (0)

    Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

    Yorum Bırakın

    Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.