Advertisement
Okunma Sayısı: 325
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0

Penceremden Öyküler: Kaçış


Penceremden Öyküler: Kaçış
Advertisement

 

Bazen hiç tanımadığınız birinin bir hareketi sizin için unutamayacağınız bir anıya dönüşebilir. Bu çok kısa anı benim için böyle.

Penceremden Öyküler serisinin 3.öyküsü Kaçış

Aynı şimdi olduğu gibi ekonomik bir buhranın içindeyiz, 2001 krizi, daha okula başlamamıştım diye hatırlıyorum. Çok küçük olmama rağmen insanların gergin ve mutsuz olduklarını yüzlerinden anlayabiliyordum. Kriz her zaman olduğu gibi daha çok alt ve orta sınıfı vurmuştu, çocuk olarak durumun çok farkında olmasam da tekrar ekonomik krizle karşılaştığımda (ki belki bundan hiç çıkamadık) durumu daha net gördüm. Olay anına anlatmadan önce o günlerin kısaca bir resmini çizmek istiyorum. O dönemde yani bu doğalgaz sistemine geçmeden önce bir evde iki tüp kullanılıyordu. Biri ocak diğeri da banyoda şofben için. Şimdilerde banyoda doğalgaz bağlı değilse elektrikli şofben tercih ediliyor ama o yıllarda daha çok tüplü şofbenler vardı diye hatırlıyorum, en azından bildiğim yakın çevredeki evlerde. Bu tüp sisteminin çok kötü bir yanı vardı; mesela pazar akşamı olduğunu varsayalım, ertesi gün iş veya okul var, duş alacaksınız, banyoya girdiniz ama tüp bitmiş. Bu tüp dağıtan firmalar da 24 saat çalışmıyor tabi, büyük ihtimalle su ısıtmak zorunda kalırdınız tabi ocaktaki tüp bitmediyse. Daha da kötüsü o dönemlerde bu tüplü şofbenlerden çok zehirlenen oldu, bazen tüpler doğru bağlanmadığında gaz kaçırıyordu ve bunu kolay kolay fark edemezsiniz. Çocukluğumuzun bir dönemi beraber geçen bir abla-kardeşin bizim mahalleden taşındıktan yıllar sonra bu tüplü şofben yüzünden öldüklerini duymuştuk, şimdi o abla ve kardeşin yüzlerini hatırlamakta zorlanıyorum, en son yüzler siliniyordu sanırım…

Bu tüp dağıtım firmalarından biri bizim oturduğumuz mahallenin altındaki caddedeydi ve oldukça işlek bir caddeydi. Bu firma dükkânın dışına yani vitrin camının önüne daima dolu tüpler koyardı reklam amacıyla. Şu anda bu komik gibi duruyor ancak o zamanlarda tüp çok önemli gece ansızın bittiğinde bunu daha iyi anlıyordunuz. Velhasıl bir gün annemle sanırım pazardan dönüyorduk bahsettiğim tüp firmasının önünde bir adam bir anda büyük mutfak tüplerinden birini alıp kaçmaya başladı. Dükkânın sahipleri arkasından koşmaya başladılar ama adam bir ara sokağa girmişti daha sonra ne yaptı bilmiyorum ama yakalayamadıklarını düşünüyorum. İşin garip tarafı adamın kucaklayıp koştuğu o tüpün dolu hali 10 kilogramdan daha fazlaydı yani öyle bir yükle koşarak kaçmak mantıklı durmuyor. Bu hikâyeyi anlatınca sık sık eşi hasta olan parasız bir adamın eczaneden eşi için hayati önem taşıyan ilacı çaldığı, etik ikilem içeren senaryo aklıma geliyor. Bu tür şeyleri derslerde sık sık tartışırdık. O gün o tüpü kucaklayıp kaçan adamı şu an düşündüğümde nasıl bir durumun içinde kalıp bu davranışta bulunduğunu çok merak ediyorum. Davranışın doğru olduğundan değil sadece o koşulları ortaya çıkaran durum neydi? Birçok toplumsal sorun gibi bu da üzerine çokça düşündüğüm bir şey.


Yorumlar (0)

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.

WANNART
Profilini oluşturmak, İçerik yazmak, İtibar Puanı Kazanmak İçin Hemen Şimdi Kayıt Olabilirsin! KAYIT OL!