Okunma Sayısı: 267
  • 3
  • 0
  • 0
  • 0

Kadınlara ve LGBTİQ+ Bireylere Yönelik Psikolojik Şiddet


Kadınlara ve LGBTİQ+ Bireylere Yönelik Psikolojik Şiddet

          Kadınlar ve LGBTİQ+ bireyler, ataerkil egemenliğin yarattığı eril tahakkümün mağdurları olarak görülmektedir. Toplumsal cinsiyetin meydana getirdiği cinsiyet ve cinsel yönelim eşitsizliği, patriyarkanın belirlediği sınırların dışına çıkan bireyleri şiddete maruz bırakmaktadır. Şiddet; fiziksel, ekonomik, psikolojik ve cinsel olmak üzere farklı formlar kazanabilmektedir. Bu yazımızda en çok maruz kalınan ancak en az bildirilen şiddet türü olan psikolojik ya da diğer bir deyişle duygusal şiddet üzerine duracağım.

          Öncelikle kısaca tanımlamalarda bulunarak başlamak daha doğru olacaktır. LGBTİQ+; lezbiyen, gay, biseksüel, transseksüel veya travesti, queer, diğer cinsel ve cinsiyet yönelimlerini açıklamaktadır. Cinsiyet, biyolojik olarak bireyin doğuştan sahip olduğu organlarla ifade edilir ve buna göre üç farklı biyolojik cinsiyet, erkek, kadın ve interseks, tanımlanır. LGBTİQ+ tanımlaması ise biyolojik cinsiyetin yanında bireyin doğuştan sahip olduğu yönelime sahip çıkmaktadır. Toplumsal cinsiyete uymayan LGBTİQ+ bireyler, toplumsal ötekileştirilmeye, ayrımcılığa ve son noktada nefret suçlarına maruz bırakılmaktadır. Bu anlamda erkek hegemonyasının kadınlarla birlikte LGBTİQ+ bireyleri de şiddete maruz bıraktığı apaçıktır.

Toplumsal cinsiyet, biyolojik cinsiyete toplum tarafından biçilen rolleri ve uyması gereken kuralların belirlenmesi olarak öne çıkarılır. Yani ‘erkek ol’ veya ‘kadın kadınlığını bilecek’ gibi söylemlerin temelini oluşturan kavram, toplumsal cinsiyettir. Toplumun cinsiyetlere biçtiği rollerde erkek üstün görülürken; kadın, erkeğin egemenliği altında yaşamaya zorlanmaktadır.

          Ataerkillik ise toplumsal yaşamın kurallarını erkeklerin belirlediği ve herkesin belirlenen kurallara uymak zorunda bırakıldığı bir ideolojiyi temsil eder. Buna göre ataerkil ideoloji kendini güvene alan bir sınır çizer ve bu sınırı aşan cinsiyetler ve cinsel yönelimler cezalandırılır, ötekileştirilir ve eril tahakküme maruz bırakılır. Ataerkil egemenlik ona karşı gelinmesinden hoşnut olmadığı gibi bu hoşnutsuzluğunu gösterirken de yüzü kızarmaz. Ona göre erkek yöneten, kural koyan ve emir veren konumunda yer alırken kadın emirlere sorgulamadan uyan, itaat eden konumda yer almalıdır.

          Kısa açıklamalardan sonra yaşadığımız toplumun yapısının biraz daha anlaşılır olduğunu düşünüyorum. Günümüz dünyasında her ne kadar kadınların ve LGBTİQ+ bireylerin eşitlik ve hak arayış mücadeleleri güçlenmiş olsa da bu mücadele karşısında ataerkil iktidarların tavrı da bir o kadar sertleşmektedir. İktidarı kaybetme korkusu ataerkil iktidarları ‘hırçınlaştırdı’ diyebiliriz. Kadınların, ötekileştirilen cinsiyet ve cinsel yönelimlerin haklarını koruyan ve onlara karşı sergilenen şiddetin önüne geçmeye çalışan İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesi, LGBTİQ+ bireylere yönelik eşcinselliğin ‘hastalık’ olduğunun ısrarla ifade edilmesi, kadın cinayetlerinin engellemesine yönelik çalışmalardan çok katil erkekleri masumlaştıran dilin medyada kullanılması gibi birçok yolla yürütülen karşı mücadeleye tanık olmaktayız.

          Tüm bunların yanında somut olarak arkasında delil bırakmasa da kadınların ve LGBTİQ+ bireylerin yaşamlarını tehlikeye sokan ve derin izler yaratan psikolojik şiddetin varlığı üzerine konuşulması gerekmektedir. Yazının başında da belirtildiği gibi bireylerin en sık ve yoğun maruz kaldığı ancak en az bildirilen şiddet türü psikolojik şiddet olarak belirtilmektedir. Bunun temelinde psikolojik şiddete dair farkındalığın düşük olması yer almaktadır.

          Psikolojik şiddet, toplumsal cinsiyete göre güçlü konumda yer alan erkeğin, kadınlar ve LGBTİQ+ bireylerin duygularını sömürerek iktidarını kurduğu veya sürdürdüğü şiddet türüdür. Özünde kadınların ve LGBTİQ+ bireylerin kontrolünü ve denetimini ele geçirmek amaçlanmaktadır. Bununla birlikte psikolojik şiddet, kişinin küçük düşürülerek, alay konusu haline getirilerek ve aşağılanarak şiddete maruz bırakılmasıdır. Kişinin duygusal birikimine yönelik saldırıda, saldırıya maruz kalan kişinin kendilik algısında ciddi tahribatlar oluşturabilmektedir. Psikopatolojik tanıların oluşumunda temeli oluşturabildiği gibi kişinin özkıyım yani intihar düşüncelerinin ve denemelerinin altında da maruz kaldığı psikolojik şiddetin payının olduğu düşünülmektedir. Psikolojik şiddet kendisini birçok kısıtlamayla gösterebilmektedir. Erkeğin, kadının veya LGBTİQ+ bireyin yaşamında söz sahibi olduğuna kendisini inandırmasıyla birlikte karşısındaki kişinin seyahat etmesini yasaklaması, başkalarıyla görüşmesini engellemesi ve ciddi denetimlerde bulunması gibi davranışlarda bulunması görülebilmektedir. Bununla birlikte psikolojik şiddetin; duygusal ihtiyaçların karşılanmaması, sevginin, değerin veya ilginin gösterilmemesi gibi, kendi isteklerini yaptırmak için karşısındakini küçük görmek ve aşağılamak, kadının ve LGBTİQ+ bireyin suçlu hissetmesine sebep olmak, kıskançlık, evlilik veya partnerlik durumunda kadının ailesinden ve arkadaşlarından ayırarak yalnızlaştırılması ve küfür etmek gibi şekillerde de sergilendiği bilinmektedir.

          Bahsedilen davranışların toplumsal cinsiyette normalleştirilmesi, psikolojik şiddete dair farkındalığın gelişmemesine neden olmaktadır. Erkek fail, psikolojik şiddette kendisini mağdur olarak gösterme eğilimindedir. Bu eğilim de esasında eril şiddet başlığı altında yer almaktadır. Kısaca anlatmaya çalıştığım psikolojik şiddetin, bir nebze de olsa farkındalık yaratmasını temenni ediyorum. Partneri tarafından psikolojik şiddete maruz kalma oranı %70 olarak bulunmuştur. Dolayısıyla bugün kadınların ve LGBTİQ+ bireylerin maruz kaldığı birçok davranışın özünde şiddet içerdiği bilinmesi gerekmektedir.

 

Kaynakça

 

Davenport, N., Schwartz, R. D., & Elliot, G. P. (2002). Mobbing. Emotional Abuse İn The American Workplace. Ames, Io: Civil Society Pub, 5(24-36), 140-162.

Jansen, H. A. F. M., Yüksel, İ. Ve Çağatay, P. (2009). Kadına Yönelik Şiddetin Yaygınlığı. Türkiye’de Kadına Yönelik Şiddet İçinde (S. 45–69). T.C. Başbakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü. Elma Teknik Basım Matbaacılık.

Jordan, C. E., Campbell, R., & Follingstad, D. (2010). Violence And Women's Mental Health: The İmpact Of Physical, Sexual, And Psychological Aggression. Annual Review Of Clinical Psychology, 6, 607-628.

Mor Çatı. (2021). Şiddet Biçimleri. Erişim: https://morcati.org.tr/siddet-bicimleri/

 


Yorumlar (0)

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.

WANNART
Profilini oluşturmak, İçerik yazmak, İtibar Puanı Kazanmak İçin Hemen Şimdi Kayıt Olabilirsin! KAYIT OL!