Güçlü Kadınların Başrol Olduğu 9 Mitoloji Kitabı

Güçlü Kadınların Başrol Olduğu 9 Mitoloji Kitabı
  • 20
    0
    0
    2
  •  

    Yunan ve İskandinav mitolojileri, cadılar ve büyücüler, mitolojik öyküler ve inanılmaz masallar; dolu dolu ve kalite kokan bu öneri köşesine hoş geldiniz! Günümüzde ve geçmişte yazılan bu kitaplarda kadınlar başrollerde. Fakat yaşadıkları zor; cesaret gerektiren olay ve gelişmelerle karşı karşıyalar her zaman. Başarıya ulaşmalarının gizli anahtarı ise ''inanmak''. Onca şeye rağmen kendilerine güvenleriyle bizi çarpıcı hikayelerle baş başa bırakan bu kadınlar, okuma yolculuğunuzda bambaşka bir serüvene çıkaracak sizi. 

     

    İşte o kitaplar ve arka kapak tanıtım yazıları!

     

    1. BEN, KİRKE- MADELİNE MİLLER

    NPR, Washington Post, Buzzfeed, People, Time, Amazon, Entertainment Weekly, Bustle ve Newsweek'e göre Yılın En İyi Kitabı

    Goodreads okurlarına göre 2018'in En İyi Fantastik Kitabı

    “Bu dikkat çekici hikâye sizi, Kirke'nin yaptığı bir büyü gibi etkisi altına alacak.”

    - Mary Doria Russell, Serçe'nin yazarı

    “Tek kelimeyle büyüleyici ve zarif anlatımıyla Ben, Kirke, kadın yaşamının sıradan ve de sıradışı bir hikâyesi.”

    - Eimear McBride, Kız Natamam Bir Şeydir ‘ in yazarı

    Ozanlar benden, erkek kahramanın karşısında diz çöküp merhamet dilenen bir kadın olarak bahsetti hep; ilaç katarmışım tatlı şaraplarına, büyüleyip domuza çevirirmişim hızlı giden gemilerin tayfasını, babaevini unutturur, sılaya kavuşmalarına müsaade etmezmişim. Ne demeli, kadınlara haddini bildirmek ozanların en sevdiği vakit geçirme biçimidir; yerlerde sürünüp ağlamazsak gerçek bir hikâye olmazmış gibi. Ama yanılıyorlar, yanılıyorsunuz: Cadılık illa nefret, kıskançlık ya da başka türlü bir kötülükten doğmaz; ben ilk büyümü aşkımdan yapmıştım. Ben, Helios'un kızı, Aiaie Cadısı Kirke. Hayatım boyunca trajedinin beni bulmasını bekledim. Bulacağından hiç kuşkum yoktu çünkü başkalarının hak ettiğimi düşündüğünden daha fazla arzum, isyanım ve gücüm vardı, yıldırımları üstüne çekecek şeylerdi bunlar. Ve bir gün, artık bu dünyaya dayanamayacağım, diye düşündüm. Bunun üzerine denizin derinliklerindeki kadim bir tanrı seslendi: Öyleyse çocuğum, başka bir dünya yap. Ben, Kirke'de Madeline Miller; Odysseus, İkaros, Minotauros, Prometheus ve Zeus gibi mitolojik karakterlerin binlerce yıldır anlatılagelen hikâyesini farklı bir bakış açısından sunmakla kalmayıp Olymposlu tanrıların dünyasını Homeros'un destansılığında aktarmayı başarıyor.

     

    2. KIZLARIN SUSKUNLUĞU- PAT BARKER

    Npr, Washington Post, Financial Times ve The Economıst'e Göre Yılın En İyi Kitaplarından.

    Onu görmeden önce sesini duydum: Çığlığı surlarımızın içinde yankılanıyordu. Tanımak için onu görmenize gerek yoktu, şanı savaşacağı yerlere önceden gelirdi: Yüce ve zeki Akhilleus, tanrılara benzeyen Akhilleus… Ondan bahsederken bu isimlerin hiçbirini kullanmazdık. “Kasap” derdik biz ona. Beni kendi şehrimden, tahtımdan kopardığı gün eski hayatıma dair her şey ardımda kaldı. Troya'yı almak üzere yola çıkmış bir ordunun kölesi, kardeşlerimi ve kocamı öldürmüş Akhilleus'un odalığıydım artık. Kim olduğunu önemsemediği bir ganimettim onun için, fazlası değil. Neyi mi önemserdi peki? Şanını… çünkü pazarlık böyle yapılmıştı, hilekâr tanrıların ona verdiği söz buydu: Troya surları altında erken bir ölüme karşılık ebedi şan ve şeref. Ve ölümü yakındı, bunu biliyordu. Ama bu hikâye savaşın nasıl şanlı olduğunu, erkeklerin ne kadar cesurca çarpıştığını anlatmayacak, o defalarca yapıldı. Hayır, bu tarihte unutulmaya zorlananların hikâyesi. Yine de unutulmayacağız, yıllar sonra bile anneler çocuklarına Troya şarkılarını söyleyecek, biz de onların rüyalarından eksik olmayacağız… kâbuslarından da. Kızların Suskunluğu'nda Pat Barker, Troya Savaşı'nı Akhilleus, Odysseus ve Agamemnon gibi intikam peşindeki erkeklerin değil, onların gölgesinde kalan bir kadın olan Briseis'in gözünden anlatıyor ve İlyada destanına yepyeni bir bakış açısı getiriyor.

    “Kızların Suskunluğu savaşa ve ardında bıraktıklarına dair şahane, başkaldıran ve tüyler ürperten bir roman. Tek kelimeyle muazzam.” –Diana Gabaldon

    “Neredeyse Homeros'un yazdıkları kadar görkemli. Meşhur olaylar ve mitolojik isimler bu kitapta büyülü biçimde yeniden hayat buluyor. Dokunaklı ve usta işi bir roman.” –The Economist

    “Kızların Suskunluğu, zekâ yüklü bir roman.” –Kirkus

    “Bu kitap daha doğru bir zamanda yazılamazdı. Barker, kadınların gündelik dilini yansıtmakta gerçek bir usta.”–Publishers Weekly

    “Man Booker ödüllü Pat Barker'dan İlyada üzerine zarafet dolu bir roman. Bu kitaba dair her şey çok inandırıcı. Ne kadar tavsiye etsek az.” –Booklist

    “Ben, Kirke muazzam bir feminist anlatıydı, Kızların Suskunluğu ise her parçasıyla bambaşka bir seviyede. Pat Barker'ın külliyatındaki Damızlık Kızın Öyküsü ânı bu.” –Sam Baker

     

    3. KADINLAR ADASI- KİRAN MİLLWOOD HARGRAVE

    24 Aralık 1617. Norveç’in en kuzeydoğusunda bir ada, Vardø. Denize açılmış kırk adam, duyanların büyüyle çağrıldığını düşündüğü bir fırtınada yaşamını yitirir, geride ise kadınların hâkimiyetinde bir topluluk kalır. Yirmi yaşında, genç bir kadın olan Maren de bu felakette babasını ve kardeşini kaybeder. Üç yıl sonra, tehlikeli bir figür gösterir kendini: Kuzey adalarında cadı olarak hüküm giyenleri yakarak idam eden Vekil Absalom Cornet. Yanında da, otoritesini hem zorlayan hem de ondan korkan genç eşi Ursa. Absalom burayı Tanrı’nın dokunmadığı ve korkunç bir şeytaniliğin hüküm sürdüğü topraklar olarak görür. Maren ile tanışan ve gitgide daha da yakınlaşan Ursa ise bu yabancı topraklarda, yeni arkadaşıyla beraber daha önce hiç görmediği bir şeyle karşılaşır: Bağımsız kadınlar. Kiran Millwood Hargrave’in, gerçekte de yaşanmış, Vardø fırtınası ve 1620 yılındaki cadı avlarından yola çıkarak kaleme aldığı Kadınlar Adası, medeniyetin uzak ucunda, aşka, kötülüğe, takıntıya, ataerkil şiddete ve kadınların kudretine dair tüyler ürpertici, feminist bir tarihi roman.
     
    “Hargrave’in kalemi derin ve yoğun. En önemli öngörüleri de insan yüreğine dair: önyargılar birdenbire nasıl cinayete yol açabilir ve bu önyargılara karşı koymak için sevgi ile cesarete ne kadar da muhtacız.” –Madeline Miller, Ben, Kirke’nin yazarı
     
    “Kadınlar Adası nefesimi kesti. Bir topluluğa, coğrafyaya ve ilişkiye dair incelikle çizilmiş bir portre. Eşit derecede umut ve korkuyla okudum romanı.” –Tracy Chevalier, İnci Küpeli Kız’ın yazarı
     
    “Kadınlar Adası’nın bize kadınların gücü ve aklı karşısında ataerkil korkuyu gösterme biçimine hayran kaldım.”  –Sarah Moss, Hayalet Duvar’ın yazarı
     
    “Sadece günümüzün değil, insanların sevdiği, öfkelendiği ve başka bir ihtimali hayal ettiği her dönemin romanı. Hargrave bir kasırga, fırtınalı bir yetenek.” –Daisy Johnson, Derindeki Her Şey’in yazarı

     

    4. CADININ YÜREĞİ- GENEVİEVE GORNİCHEC

    “Madeline Miller'ınBen, Kirke'sini sevenler için birebir.” –Library Journal

    “Neil Gaiman'ınİskandinav Mitolojisi'ni ve Joanne M. Harris'in Loki romanlarını seven okurlar için eşsiz bir yeniden anlatım.” –Booklist

    “Kadim İskandinav tanrılarının puslu diyarına uzanan benzersiz bir yolculuk. Kitabın merkezinde ise sevdiklerini korumak için çağlar boyunca fedakârlıklar yapan bir cadı duruyor.” –Margaret George

    Derler ki, yaşlı bir cadı yaşarmış doğuda… Bu cadı güneş ve ayı kovalayan kurtlar getirmiş dünyaya. Derler ki, Asgard'a gitmiş ve üç kez ateşe verilmiş, üç kez yeniden doğmuş kaçmadan önce. Derler ki, eşsizmiş büyüsü, kâbusuymuş tanrılar tanrısı Odin'in bile. Derler ki, yaralı dudakları ve sivri dili olan bir adamı sevmiş, Loki derlermiş adına. Derler ki, doğurduğu çocuklar tanrıların alacakaranlığını, Ragnarök'ü getirmiş. Ve yine derler ki, kendisi direnmiş Ragnarök'ün alevlerine sonuna kadar, kalbi dışında her şey bir kez daha küle dönene kadar. Ancak kimisi onun hâlâ yaşadığını söyler. İnsanlar ölür, tanrılar ölür ama o yaşamaya devam eder… Cadının Yüreği'nde Genevieve Gornichec, İskandinav mitolojisinin göz ardı edilen ancak kıyametin gelmesinde doğrudan rol oynayan buz devi cadı Angrboda'nın hikâyesini anlatıyor. Loki'nin Asgard tanrılarından gizlediği eşi; Fenrir, Hel ve Jormungundr'un annesi; Odin'in alt edemediği rakibi Angrboda, bu kibirli tanrılar dünyasında kendi destanını yazma fırsatına ilk kez kavuşuyor.

     

    5. KURTLARLA KOŞAN KADINLAR- CLARİSSA P. ESTES

    Clarissa P. Estés, Kurtlarla Koşan Kadınlar’da gerçekten farklı bir önermede bulunuyor; kadınlar için yalın, uygulanabilir ve doğal çözümler öneriyor. 19. yüzyılla birlikte insanlığın doğadan kopuşu ve duygulara yer vermeyen kapitalist bir endüstri çarkının içinde kayboluşundan yola çıkarak, kadınların yapması gereken ilk şeyin içlerindeki doğal sesi keşfetmek olduğunu söylüyor ve kadınların içlerinde yatan sınırsız güç ve yaratıcılığın, kurtların doğal yabanıllığında yattığı savını ileri sürüyor. Kadınların çoğu zaman farkında olmadan içselleştirmek zorunda bırakıldıkları eziklik ve yetersizlik duygusuna, bastırılmış cinsel güdülerine çok değişik bir malzemeden yaklaşıyor: masallar!  İnsanlığın ortak bilinçaltının aynaları olduğunu düşündüğü masallar aracılığıyla kadın psişesinin derinliklerine iniyor ve birçok açmazdan kurtulmalarına yardımcı olacak masal tadında terapiler uyguluyor. Estés’e göre, kurtlarla kadınlar arasında, vahşilikleri, zarafetleri ve içinde yaşadıkları topluluğun üyelerine duydukları bağ açısından psişik bir benzerlik vardır. Kurtlar ve kadınlar arasındaki bu benzerlik, Vahşi Kadın arketipinde ortaya çıkar.

     

    6. KASSANDRA- CHRİSTA WOLF 

    Doğu Alman yazar Christa Wolf, 1980 yılında eşi Gerhard Wolf’la birlikte Yunanistan’ı ziyaret etmişti. Yazarın 1982’de Frankfurt’taki Johann Wolfgang von Goethe Üniversitesi’nde verdiği bir dizi konferans büyük ilgi çekmişti. Bu konferanslardan beşinci ve sonuncusu elinizdeki romanın taslağıydı. Yazar Yunanistan gezileri ve araştırmalarının sonucunda ortaya çıkan romanında, Troya’nın düşüşünü geleceği görme gücü hor görülüp küçümsenen bir kadının, kâhin Kassandra’nın bakış açısından yeniden anlatır. Bu talihsiz kadın etkileyici monoloğunda ataerkilliğe ve savaşın yol açtığı yıkıma odaklanır. Gelecekte uğranacak felaketleri önceden gören, ancak kehanetlerine kimseyi inandıramayan Kassandra’nın dramı, çağımızın uzak görüşlü ve bilinçli insanının yazgısını akla getirir.

     

    7. MEDEA. SESLER- CHRİSTA WOLF

    Christa Wolf, 1996’da yayımlanan Medea.Sesler’de, Euripides’in tragedyasından beri defalarca işlenen hikâyeyi ele alır. Medea, hep çocuklarının canına kıyan canavar anne, kardeş katili, gönderdiği zehirli elbiseyle Korinthos Kralı Kreon’un kızı Glauke’yi öldüren büyücü, İason’un kaypaklığının kurbanı ya da kendi kökleriyle köprüleri atmış ebedi yabancı olarak betimlenmiştir. Ancak Wolf’un Medea’sı tutkunun çaresiz tutsağı değildir ve hiçbir suç işlememiştir. Ülkesini daha yüksek ve daha insani bir medeniyet arayışıyla terk etmiş, olağanüstü güçleri ve insani kusurları olan bağımsız bir kadındır. Yazar romanı, eski tanrıça merkezli dinlerin yerini ataerkil yönetimlere bıraktığı, kralların iktidar uğruna her şeyi göze aldığı bir çağa yerleştirir. Yabancılaşmanın insan varoluşuna sindiği bu çağda, yalnızca farklı kültürler arasında değil, aynı kültürel iklimde yaşayan cinsiyetler arasında da diyalog olanaksızdır. Margaret Atwood’un “hem görüntüleri yansıtan hem de sesleri yankılayan, aynalarla kaplı bir tünel”e benzettiği romanda Wolf, iktidarın işleyişini, iktidarın baskısı altında ezilenlerin davranış biçimini farklı bakış açılarından inceleyerek, insan topluluklarındaki şiddetin kaynağına inmeye çalışır.

     

    8. HOMEROS'UN KIZI- ROBERT GRAVES

    Robert Graves, 1955’te yazdığı Homeros’un Kızı’nda Odysseia’yı yeniden yorumlar. Bu kez destanın yazarı efsanelerdeki kör ve sakallı Homeros değil, kendisine Nausikaa diyen ve Sicilya’da yaşayan genç bir kadındır. Bu kadim destanın yeniden aktarımında, Elym halkından bir prenses olan Nausikaa yurdunda olan bitenleri, kendi hayatını ve bugün Homeros’a ait olarak bilinen epik destanı yazmasına ilham veren olayları anlatır. Hiçbir şey yapmadan bekleyip olacakları seyretmek yerine taliplerinin göz koyduğu kral tahtını, kendisinin ve hanesinin geleceğini kurtarmaya niyetlidir. Bu sırada yaşadıklarını da daha sert bir üslubu olan İlyada’nın aksine “bir kadın tarafından kadınlar için tasarlanmış olacak” dediği epik şiire döküp Homeros’un ulaştığı ölümsüzlüğe ulaşmak ister. Şehir şehir dolaşıp Homeros’un destanlarını anlatmayı görev bilen Homeros Oğulları’nın hüküm sürdüğü erkek egemen düzende o da kendini Homeros’un kızı olarak görür.

     

    9. ÇATAL DİL- WİLLİAM GOLDİNG

    MÖ birinci yüzyılda kutsal Delphi şehrinin ünlü tapınağı zenginliğini ve dünyadaki nüfuzunu giderek yitirmektedir. Romalılar Yunan şehirlerine hâkim olmak üzeredir. Arieka adlı genç kız, Delphi’de Apollon adına kehanette bulunmak üzere Pythia olarak seçilir. Apollon’un yeryüzündeki sesi olarak, tanrının hizmetinde geçirdiği yıllar boyunca Delphi’nin çöküşüne ilk elden tanıklık edecektir. Yaşlılığında geçmişe dönerek, sevgisiz bir ailede geçen çocukluğunu, psişik güçlere sahip genç bir bakire olarak Yüksek Rahip İonides tarafından Delphi’de üstleneceği rol için seçilişini, tanrılara karşı ikircikli tavrını ve hayatının bilicilikle geçen altmış yılını gözden geçirir.
    Bu son romanını tamamlayamadan yaşama veda eden Golding, Çatal Dil’de bizi mazlum ama bağımsız ve olağanüstü sahici bir kadın karakterle tanıştırırken, eski Yunan dünyasını da capcanlı bir atmosfere büründürür.

     

    Kaynak:

    Miller, Madeline (2019). Ben,Kirke (Çev. Seda Çıngay). İthaki Yayınları

    Barker, Pat (2019). Kızların Suskunluğu (Çev. Seda Çıngay). İthaki Yayınları

    Millwood Hargrave, Kiran (2020). Kadınlar Adası (Çev. Anıl Ceren Altunkanat). İthaki Yayınları

    Gornichec, Genevie (2021). Cadının Yüreği (Çev. Ceren Gürein). İthaki Yayınları

    Estes, Clarissa P. (1996). Kurtlarla Koşan Kadınlar (Çev. Hakan Atalay). Ayrıntı Yayınları

    Wolf, Christa (1990). Kassandra (Çev. ilknur Igan). Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

    Wolf, Christa (1998). Medea.Sesler (Çev. İlknur Igan). Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

    Graves, Robert (2019). Homeros’un Kızı (Çev. Deniz Betil). Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

    Golding, William (2015 ). Çatal Dil (Çev. E. Efe Çakmak ). Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

     

     


    Yorumlar (0)

    Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

    Yorum Bırakın

    Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.