Lichtenberg - Kendine Hep Saldır, İnsan
0
- Platon tutkuların ve tabii içgüdülerin ruhun kanatları olduğunu söylemekle çok ibret verici bir ifade kullanıyor.
- Varlığını sürdürme içgüdüsü kolayca alt edilebilecek kadar zayıflamışsa, insan suçlu duruma düşmeden kendini öldürebilir.
- Bu kendi payıma, iradem hilafına kapılığım melankolik bir kendini çarmıha germe işkencesi değil, zaman zaman, o melankolik, gece kuşu tarzı gözlem aşkına zemin hazırlamasından korkarak, iradem hilafına gıdım gıdım tadını çıkardığım zihinsel bir şehvettir.
- Düşünmeye yeterince erken başlıyoruz, ama düşündüğümüzü bilmiyoruz.
- Dışımızdaki şeyleri inceden inceye gözlemek bizi kolayca gözlem noktasına, yani kendimize geri getirir; bunun tersi de böyledir.
- Dikkatli ol, hiçbir şeyi boşuna algılama, ölç ve karşılaştır.
- Bir şeyi verilmiş zamanların hiçbirinde bulamamak, o şeyi kaybetmiş olmak demektir.
- Kimisinin duyguları yenidir, ama bu duyguyu başkalarına aktarmak için kullandığı ifadeler eskidir.
- Eğer mimiklere yansımıyorsa ruhun zerresini bile göremeyiz.
- Mıknatıs demir tozuna nasıl biçim veriyorsa ruh da yüzü, merkezi kendi olmak üzere, öyle biçimlendirir.
- Düşünülmüş, hissedilmiş olan söylenmiş olandan iyi.
- Fikir hürriyetinin olduğu yerde insan kendi dairesi içinde kolayca dolaşır; düşünmenin baskı altında tutulduğu yerde ise, izin verilen fikirler bile ürkek bir çehreyle ortaya çıkar.
- Filan kimse deli olamayacak kadar aptal.
- Hareketleri, bir sürü saniye ibaresi arasında akrep kadar yavaştı.
- Erken başlayan ve fazlasıyla sık tekrarlanan, elimize kullanabileceğimizden fazla malzeme veren, dolayısıyla hafızayı bir duyumlama ve zevk muhasebesi tutmaya alıştıran okumalarımız karşısında, duygumuzun o en baştaki, kendini bir yabancı nesneler yığını içinden kurtarma yeterliğini, kendisinin hissetmeye başlaması, kendisinin konuşması, ve hatta diyebilirim ki, bir kere de kendi varolması demek olan o ilk masumiyet halini yeniden kazanabilmesi için, ekseriya derin bir felsefe gerekir.
- Ben kendi içimde öyle bir fikir hürriyeti gerçekleştirmeliyim ki, ya efendi olmalıyım ya da hiç kimse; görebilmeli, işitebilmeli, karşılaştırabilmeliyim, ama kendi içimde sadece bir yargıç olmalı, ama asla iki yargıç değil: "The whole man must move together.*"
*"İnsanın bütünü yekpare hareket etmeli."
- Tabiat kafanın bedenden gelen isteklere kulak vermesini istemeseydi niçin kafayı bedene bitişik yaratsındı ki. Beden o zaman, günah denen şeyi işlemeksizin, doyasıya yer içer ve doyasıya çiftleşirdi; öbürü de o zaman bedeni olmaksızın sistemler kurabilir, soyutlamalar yapabilir, şaraptan ve aşktan uzak, platonik sarhoşluklarla platonik hazlardan bahsedip, şarkılar söyleyip gevezelik edebilirdi. Öpüşmeleri zehirlemek tabiatın savaşta düşmana atılacak okları zehirlemekten daha kalleşçe bir oyunudur.
- Bir tanıdığım vücudunu üç kata ayırmıştı: baş, göğüs, belden aşağısı; ve sık sık tekrarladığı arzusu, en üst kattaki kiracılarla en alttakilerin daha iyi geçinmesiydi.
- Kelimelerimizin çoğunun, üstlerinde hala, eski sahiplerinin kullana kullana kutsallıklarını bozmalarından geriye kalan pisliğin kokusunu taşıyan, kötüye kullanılmış aletler olması rezilce bir hal. Ben yeni aletlerle çalışmak istiyorum, hem de bir kelebeğin soluduğu kadar olsun havaya ihtiyaç duymadan, ebediyete kadar sadece kendimle konuşmak istiyorum.
- Kum saatleri insana sadece zamanın hızlı aktığını değil, günün birinde dönüşecek olduğumuz bir avuç tozu da hatırlatıyor.
- Rüzgarın yönünü değiştirmek veya durdurmak bile insanı düşünüşünü sabitleştirmekten kolaydır.
- Korku nasıl tanrılar yarattıysa, içimize işlemiş bir emniyet içgüdüsü de hayaletler yaratır.
- Yaşantıları içlerine yargı karıştırmadan anlatmak ne zordur.
- Zaaflar onları bildiğimiz andan itibaren bize artık zarar veremez.
- Kendine hep saldır, insan, büyük bir şey yapmak istiyorsan.
- Her zaman: Daha iyisi nasıl yapılabilir?
- Uyanıkken aklımıza gelen düşünce ve tasavvurlar rüyadan başka nedir ki?
- İyi bir şeye gerçekten sahip olmak bize zevk verir, ama bu zevk o şeye sahip olduğumuz tasavvurunun verdiğinden daha derin olamaz.
- Yarı bitki yarı hayvan olan polip gibi insan da belki yarı zihin yarı maddedir. En garip yaratıklar hep sınırdadır.
- Allah insanı kendi suretinde yarattı - bu herhalde şu demek: İnsan Allah'ı kendi suretinde yarattı.
- Bütün insanlık sadece iyiyi över, birey ise sık sık kötüyü.
- İnsan mistik olana eğilim duyar. Bundan faydalanmalı.
- Dünyamız daha o kadar incelecek ki, Allah'a inanmak günümüzde hayaletlere inanmak kadar gülünç kaçacak.
- Dünyadaki bütün kötülüğün kaynağı, eski kanunlara, eski adetlere ve eski dine düşünmeden saygı duymamızdır.
- Yaza ödünç verdiği yaprakları toprağa ödeyen sonbahar.
- Kimsenin mükemmelen mutlu olmadığını somut olarak göz önüne getirmeyi öğrenmek, belki mükemmelen mutlu olmanın en yakın yoludur. Tabii kimse tamamen mutlu değildir, ne var ki çektiğimiz acının içindeki basamaklar çok yüksektir ve kötü olan da budur.
- İç huzura hiçbir görüşü olmamak kadar iyi gelen bir şey yoktur.
- Sevgili Allahıma binlerce şükür ki, beni bırakmış da ateist olmuşum.
- Nasıl gidiyor, diye sormuş kör topala. Gördüğünüz gibi, diye cevap vermiş topal.
- İnsan başkalarının kendisiyle ilgili bir konu hakkında ne düşündüğünü bilmek istiyorsa, kendisinin aynı şartlar altında ne düşüneceğini düşünsün yeter. İnsan bu oyunda kimseyi kendisinden daha ahlaklı ve daha safdil sanmamalı. İnsanlar kendilerinden maharetle sakladığımızı sandığımız şeylerin tahmin ettiğimizden daha sık farkına varırlar.
- İnsanların okuduklarını akıllarında o kadar az tutabilmelerinin sebebi, kendilerinin az düşünmeleridir.
- Aşk gevezeliklerine tapmayan herkese burun kıvıranlar asıl körelmiş olanların kendileri olduğunu bir düşünsünler; çünkü sahip oldukları tek duygu, herkesin sahip olmadan edemediği duygudur.
- İnsan kendi içine daha çok baksa, başkaları hakkında ne kadar az şey iddaa edebileceğini anlar.
- Ruhun hastalıkları ölümle sonuçlanabilir, bu da intihar biçiminde gerçekleşir.
- Kabiliyetlerini başkalarını eğitmek ve düzeltmek için kullanmayan, ya kötü bir adamdır ya da alabildiğine kısıtlı bir beyindir.
- İnsanlara habire ne düşünecekleri değil de nasıl düşünecekleri öğretilse, yanlış anlamanın da önü alınır.
- İnsan ucu hayata ve mutluluğa bağlanan görüşlerini bildirmekte ne kadar dikkatli olsa azdır, buna karşılık aklını ve şüphesini bilemekte ne kadar gayretli olsa o da azdır.
- Eminim, insan başkalarında kendini sevmekle kalmaz, başkalarında kendinden nefret de eder.
- İnsanda karşı koyulamaz bir içgüdü vardır: Kendisi bir şey görmüyorsa başkalarının da kendisini görmediğine inanır. Görülmemek için gözlerini kapatan çocuklar gibi.
- Kalplerini birbirine bağlayacak bağla huzurlarını boğdular.
- Rüya bir hayattır ve hayatımızın geri kalan kısmıyla bir araya getirildiğinde insan hayatı adını verdiğimiz şey ortaya çıkar.
- Bir şeyi inanmadan önce aklımın süzgecinden geçirmemde, benim için lokmamı yutmadan önce ağız boşluğumda çiğnememden azıcık olsun şaşırtıcı bir taraf yok. Böyle bir şeyi söylemek garip ve çağımıza göre fazla aydınlık, ama korkarım, şu andan itibaren sayarsak, iki yüz yıl sonrası için de fazla bile karanlık.
- Dünyanın daha güçlü ve daha akıllı kısmının bilim konusunda kendine bu kadar az güvenmesi, daha zayıf olan kısmına bu kadar çok cesaret veriyor.
- Küçük hataları bulmak oldum olası, vasatın üstüne pek az çıkabilmiş veya hiç çıkamamış kafaların özelliği olagelmiştir; bunun üstüne çıkabilenler ya susar ya da sadece bütün aleyhinde bir şey söyler; büyük zekalar ise yaratmakla yetinir, eleştirmeden.
- Kafalarıyla hissediyor, kalpleriyle düşünüyorlar.
- Beni güzel olanı bilmediğim için acayip olanın peşinden koşuyor sanırsın; hayır, sen güzel bilmediğin için ben acayibi arıyorum.
- Zenginlik üç kuruşluk doğruları artırmakla da elde edilir.
- Neden Allah onca hoş şeyi çifter yaratmış? Erkek ile kadın: ikilik dikkate değer. Acaba beden ile ruh da böyle mi?
- Okuduklarımın çoğunu ne yediğimi unuttuğum gibi unuturum; ama şu kadarını biliyorum ki, gene de her ikisinin zihnimin ve bedenimin ayakta kalmasında katkısı var.
- İstediğinden azına sahip olan, bilmeli ki, değerinden fazlasına sahiptir.
- Güç bakımından insandan daha üstün olan ve bazı bazı insanlarla -çocukların mayısböcekleriyle oynadığı gibi- oynamaktan zevk alan veya insanları kelebekler gibi iğneye takıp odalarına asan bir hayvan daha olsaydı. Böyle bir hayvanın nesli, hele zihin gücü insanınkinden pek üstün değilse, herhalde günün birinde ortadan kaldırıldı. Bu hayvan insan karşısında varlığını sürdürmeyi başaramazdı. Onun için de bu hayvanın, insanın güçlerini azıcık olsun kullanmasını engellemesi gerekirdi. Despotizm işte aslında böyle bir hayvandır; ve gene de hala birçok yerde ayakta durabiliyor. Tarihçesi göz önünde tutulursa şu da kabul edilmeli: Bu hayvan galiba insan olmadan edemiyor.
- İnanç hocalarının çoğu, öğretilerini doğruluklarına inandıkları için değil, doğru olduklarını vaktiyle bir kere iddia etmiş oldukları için savunurlar.
- Dinin ilk ilkesi budur. "İlk var olan şey hareket gücü müdür, yoksa düşünce gücü mü?" sorusu teizm ile ateizm arasındaki en uç sınırı çizer.
- Kafamdaki düşünceler geceleyin sıçanlar, fareler gibi dolaşıp duruyor; varlıklarına alışmam gerekti, uyuyabilmek için.
- O beni hor görüyor, çünkü beni tanımıyor, ben onun suçlamalarını hor görüyorum, çünkü kendimi tanıyorum.
- Pek çok insanın, belki de çoğunun, bir şeyi bulabilmek için önce var olduğunu bilmesi gerekir.
- İnsanı ölüm korkusuna karşı neredeyse içgüdüsel bir silahla donatmıştır tabiat: ölümsüzlük inancıyla.
- İrademizin özgür olduğunu biz olup biten her şeyin bir sebebi olması gerektiğinden çok daha büyük bir açık seçiklikle biliyoruz. Öyleyse insan o malum tezi tersine çevirip şöyle diyemez mi: Sebep ve sonuçla ilgili kavramlarımız doğruluktan epey uzak olmalı, çünkü eğer tasavvur doğru olsaydı, irademiz özgür olamazdı.
- İnsan çıldırabildiğine göre, bir dünya sistemi niçin çıldıramasın, anlamıyorum.
- Büyük değişimler gerçekleştirmenin zamandan başka bir yolu daha vardır: şiddet. Zaman fazla yavaş ilerliyorsa, şiddet işi hemen bitiriverir.
- Düşüncelerimizi sebepler ve açıklamalara yöneltmeliyiz, çünkü bu yöneliş olmazsa, etkinliğimizi korumamızı sağlayacak başka hiçbir yol göremiyorum. İnsan haftalar boyunca ava çıkıp hiçbir şey vuramayabilir elbet, fakat şu kadarı kesindir: Evde kalsaydı da bir şey vuramayacaktı, hem de kesinlikle vuramayacaktı, oysa kırda bayırda dolaşırken hiç değilse, ne kadar küçük de olsa, bir olasılık var avcıdan yana.
- Bir altın kural: İnsanları görüşlerine göre değil, bu görüşlerin onları neye dönüştürdüğüne göre değerlendirmeli.
- İnsanın aklanması için, erdemleri dolayısıyla hatalarının affını hak edecek şekilde yaşamış olması yeterlidir.
- Uyku ölümün üvey kardeşiyse, ölüm de şeytanın üvey kardeşidir.
- Fakirlere cenneti o kadar tatlı gösteren şey, orada zümrelerin eşit olacağı düşüncesidir.
- Garip değil mi? Herkesin kendi kendinin tabibi ve avukatı olmasına izin vardır da, insan kendi kendinin rahibi olmak isteyince feryadı basarlar ve yeryüzü tanrıları işe karışır. Yeryüzü tanrıları insanın yeryüzündeki esenliğini habire sorumsuzca ihmal ettikleri halde ebedi esenliğiyle neden bu kadar yakından ilgilenirler acaba? Cevabı zor değil.
- İnsanın yaradılışın bir şaheseri olduğu, onca determinizme rağmen hala özgür bir varlık olarak davrandığına inanmasından da bellidir.
- İnsanın yeni bir şey görebilmesi için yeni bir şey yapması lazım.
- Ben de aslında insan için sadece bir tek bilim olduğuna inanıyorum. Bu da matematik. Bunun için ihtiyaç duyduğumuz tek şey zihnimiz, kendimiz; ve kendimize var olmak için bile ihtiyacımız var. Ne ki matematiğin bu yüzden fizik için mutlaka gerekli olduğuna inanmak çılgınlık, çünkü fiziğin gerçekten araştırıldığı yerde insan en iyiyi bulmuştur bile. Asıl mesele, onu matematikçiye teslim edeceği noktaya getirmektir; gene de, özünde matematiksel olan insanların nesnelerde gerçekte olduğundan fazla matematiksellik gördüğünü sanıyorum. Ve bana öyle geliyor ki, bu da Kant'ın bir düşüncesi, ama kesin bilmiyorum.
- O şöyle buyurdu: Sessiz ve eyleyen bir sabırla beklemeli. Bu büyük bir kural. İnsanlar, onları açıkça değiştirmek istemek yerine, onlara fark ettirmeden görme ve işitme fırsatını verdiğiniz zaman kendiliklerinden değişir. Birçok girişim sadece, meyvelerini kendimiz de görmek istediğimiz için başarısızlığa uğrar.
- Dünyada keyifli, daha doğrusu neşeli olmak için insanın her şeye sadece bir kaçamak bakış fırlatmakla yetinmesi gerekir; insan ne kadar derin düşünürse o kadar ciddileşir.
- Kınamadan önce hep bir sınamalı: Affetmek mümkün mü?
- Sanırım, zümreler arasında bunca farklılık olsa bile, bütün insanların mutlulukta eşit olabilmesi mesele değildir; yeter ki her bir insan olabildiğince mutlu edilmeye çalışılsın.
- Dünyada kitaplar kadar garip bir meta herhalde pek yoktur. İçindekileri anlamayan insanlarca basılır, anlamayan insanlarca satılır, anlamayan insanlarca ciltlenir, tanıtılır, okunurlar; ve içindekileri anlamayan insanlarca yazılırlar.
- Biz birbirimizi yemiyoruz, sadece boğazlıyoruz.
- Bilgeliğin ilk adımı: her şeyden şikayet etmek. Son adımı: her şeyle uzlaşmak.
- Sinirlerimdeki bozukluğu yalnızlığımın beslediğine ve hatta belki meydana getirdiğine gün geçtikçe daha çok kani oluyorum. Hep meşgul olan kendi kafamın içinde olanlardan başka hiç muhabbet bulamaz oldum neredeyse. Sinirlerim de zaten hiçbir zaman dünyanın en sağlam sinirleri olmadığına göre bunun bir yorgunluğa varması kaçınılmaz. Topluluk içinde olunca neşelendiğimi elbet fark ediyorum. Kendimi unutuyorum, daha doğrusu, kafam yaratmak yerine dışarıdan bir şeyler alıyor ve böylece dinleniyor. Bu sebeple, okuma bile bir dinlenme benim için; ama gene de okuma insan içine çıkmak gibi olmuyor, çünkü kitabı hep bir kenara bırakıp gene kendi kendime hareket etmeye başlıyorum.
- Gerçek özgürlüğü ve onun doğru kullanılışını en belirgin biçimde niteleyen şey kötüye kullanılışıdır.
- Aydınlanmadan çok söz ediliyor, daha çok ışık isteniyor. Yarabbim, insanların ya gözleri yoksa, ya da gözü olanlar gözlerini bile bile kapatıyorsa, onca ışık neye yarar?
- İnsan gençken, yaşadığını pek bilmez. Sağlık duygusu sadece hastalıkla kazanılır. Yerkürenin bizi çektiğini havaya sıçrayınca anlarız, düşüp yere çarpmamızdan. Yaşlılık başlayınca hastalık hali öyle bir çeşit sağlık haline gelir ki, insan hasta olduğunun farkına varmaz olur. Geçmişin hatırası kalıyor olmasaydı, değişimin pek farkına varamazdı insan. Ben bu yüzden hayvanların da sadece bizim gözümüzde yaşlandığına inanıyorum. Öleceğine yakın günlerde bir istiridye hayatı süren sincap istiridyeden daha mutsuz değildir. Ama üç ayrı yerde, geçmişte, bugünde ve gelecekte yaşayan insan bu üçünden biri işe yaramaz haldeyse mutsuz olabilir. Hatta din bunlara bir dördüncüsünü daha eklemiştir: ebediyet.
- Gençlik hatıraları olmasaydı, insan yaşlılığı hissetmezdi; hastalığı hastalık yapan, insanın eskiden yapabildiği şeylere artık gücünün yetmeyişidir. Yoksa elbette yaşlı da kendi türünde, aynen gencin gençliği içinde olduğu gibi, mükemmel bir yaratıktır.
- Hep kendini bileyledi durdu, sonunda keskinleşeceğine köreldi.
- Ölümden sonra, dememeli, hayattan önce ve hayattan sonra, demeli. Herhalde hepsi bir olsa gerek.
- Üzümü doğru yetiştirmekle ilgili o kadar çok öğüt var da, şarabı doğru içmek konusunda henüz bir tane bile yok. Üzüm ancak yumuşak bir göğün koruyuculuğu altında iyi yetişir, şarabı içmesini en iyi bilenlerin ruhu da aynı öyle olmalı. Bir şişeden fazla içen, ama bu arada ne Fransızca ne de sevgilisi hakkında konuşan, ne bana olan dostluğunu pekiştiren, ne şarkı söyleyen, ne küçük bir sırrını açan vs kimse ve bir de, dördüncü bardakta bana ateşli ateşli kendisini esaslı bir adam olarak görüp görmediğimi soran, küçücük şakaları bile kılı kırık yararak inceleyen, kısacası, şarap içerken hep dayak isteyen ve çoğu zaman da yiyen talihsiz, ikisi de su içseler daha iyi ederler.
- Kulağa müzik ne kadar hoş gelirse, müzikten bahsedilmesi de çoğu zaman bir o kadar nahoş gelir.
- Balıkların dilsiz olması çok yerinde, yoksa su ortamı sesi o kadar iyi ilettiğine göre, kendi lakırdılarını bile duyamazlardı. Sanırım dünyanın başına gelebilecek en büyük felaketlerinden biri şudur: havanın sesi hiç zayıflatmadan yirmi mil öteye iletmesi.
Yorumlar (0)
Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.
Yorum Bırakın