Advertisement

Bizden Bize, Bizim Hikayelerimiz 3: Prisma

Bizden Bize, Bizim Hikayelerimiz 3: Prisma
  • 0
    0
    0
    0
  • Prisma'yı sinema kütüphanemi düzenlerken şans eseri izlenmemişler arasında görüp izledim. Yapım aşamasıyla alakalı hiçbir şeye bakmaksızın kaleme aldığım ilk yapım olacak. Çünkü bu dizide bir hikayeden ziyade bir farkındalık anlatılmaya çalışılmış. Ben de yazımda bu farkındalığı ifade ederken diziyi beraberinde inceleyeceğim.

    Öncelikle dizimizin başrollerinde tek yumurta ikizi Marco ve Andrea var. Ayrımı kolaylaştırmak adına kıvırcık çocuğumuz Marco, dalgalı saçlı torbacı çocuğumuz Andrea.

    İkili arasındaki kardeşlik bağı, farklı hayatları paylaşmalarından ötürü öyle çok da kuvvetli değil. Aslında dizide gördüğümüz şey, iç mücadelenin bir dışa vurumu ve adeta somut bir benlik halini alması. Andrea'nın yaşadığı kimlik bunalımı ve Marco'nun kişilik inşası süreçleri aslında bir bütünün iki yarısı gibi izleyiciye sunuluyor.

    Andrea cinselliğini sınayan ve tanımlamakta zorlanan bir birey. Dizinin bel kemiği de bu hikaye çevresinde gelişiyor aslında. Bazı sahnelerde kendini kadın kıyafetleri içerisinde gördüğümüz Andrea, maskülen maskesi ardında bizlere içsel mücadelesini tasvir ediyor. Marcao ise daha çok erkekliğini gerçekleştirmekte sorunları olan, akran zorbalığından nasibini almış ve haliyle buruk bir kişilik inşası süreci yaşayan depresif ergen rolüyle bizi karşılıyor.

    Dizi genel atmosferi itibarıyla var olmayan bir ülkede geçiyor desem çok da hata etmiş sayılmam. Dizi hakkında İtalyan izleyicilerin yorumlarına göre mevcut sosyopolitik ve kültürel İtalya'da böyle bir özgür erginlik süreçlerine imkan tanınmıyor. Bu nedenle dizinin bence Queer yönü sorgulanmayı hak ediyor ve yürütücüsü Amazon da bu nedenle diziyi LGBTIQ+ kategorisine uygun görmüş.

    Pek çok ergen karakter içerisinde Nina adlı panseksüel bir karakter göze çarpıyor. Panseksüelizme yer veren bir yapım gördüğüme çok sevinerek Nina karakterinin daha fazla işlenmesi gerektiğini de düşündüğümü eklemem lazım. Halihazırda Bi+ görünürlüğü Queer sinemada çok dikkat edilen bir öge değil. Ninamız haliyle kafası karışık çocuğumuz Andrea'nın en büyük destekçisi ve seks partneri(?). O sahneler hakkında konuşmak istemiyorum çünkü çok bayat ve "oldumcuk" olduğu aşikar.

    Dizide iç eriten yakışıklı Daniele'nin müzik grubuyla meşgul olduğumuz çok sıkıcı bir-iki bölüm var. Açıkçası hikaye örgüsü açısından gerekli ama bu kadar uzun tutulması ve boş beleş senaryo yazılması şahsen beni baydı. Yani bazen streotipleri belirginleştirmek adına mutfak ekiplerinin tabiri caizse mincodan element uydurmaları çok yapmacık kalıyor.

    Andrea açtığı fake hesaptan Daniele ile uzun süredir flört etmekte ve bu onu ciddi anlamda yaralamakta. Hem özsaygısını yitirirken hem de Daniele karşılaştığı her an kendini daha fazla kapana kısılmış gibi hissetmekten uzaklaşamıyor. Hatta kardeşi Marco ile müzik grubu arasında yaşanan bir gerginlik sonrası bu temaslar Andrea'yı daha çok kendi içine, sessizliğe çekiyor. Başlarda söylediğim gibi torbacılık yapması nedeniyle de ailesiyle arası hep bir nanemolla. 

    Hikayenin sonlarına doğru başrolümüz Andrea babasına açılıyor ve gerçekten tepeden tırnağa yapmacık bir baba-oğul ağlaşmalı kucaklaşmasıyla bulutlardan pembe simler serpiştirilmeye başlıyor (tabii ki abartı). Yahu babasına açılan en modern atmosferdeki LGBTIQ+ bireyi bile 10 saniye kabullenilmez yani Queer ifadenin içinden geçmiş senaristler. Bilirkişi (me) raporu alsalarmış keşke senaryo için :D.

    Dizide tabii ki bir son sahne melankolisi var ve Young Royals son sahnesinden sonra beni en etkileyen ikinci son sahne buydu. Daniele ile karşılaşmaya hazır olan Andrea buluşma noktasına gideceği otobüste Daniele ile karşılaşır ve o ana kadar birbirinden habersiz olan bu iki kişi Daniele'nin fake hesaba atfettiği Sampha/No One Knows Me şarkısını Andrea'nın açmasıyla tüyleri diken diken eden bir ambiyansa bürünür. Sonrasında otobüsü tekrar görürüz, koltuklar boştur ama koltukta okuyamadığımız bir not vardır... Kim bilir notta ne yazıyor..?

    Diziye tüm bu anlattıklarımdan sonra verdiğim puan 7/10. Biliyorsunuz içinde görünürlük olan film/dizilere karşı zaten taban puan 5'ten başlıyorum. Ee haliyle bu diziye de 7'yi çok görmemek lazım. Keyifli izlemeler.


    Yorumlar (0)

    Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

    Yorum Bırakın

    Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.