Endüstriyel Futbolun Sonu

Endüstriyel Futbolun Sonu
  • 3
    0
    1
    2
  • Dört yılda bir yaşanan futbol bayramı sürecini yaşıyoruz. 2022 Katar Dünya Kupası büyük sürprizlerle başladığı gibi çok büyük süprizlerle devam etmekte. Şampiyon kim olur bilinmez ama şu zamana kadar geçen süreç bize çok büyük dersler çıkarmamız için yetecek güçte tarihi olaylar barındırıyor. Suudi Arabistan, İran, Fas, Japonya gibi takımların hiç beklenmedik anlarda aldığı sonuçlar tüm dünyayı şaşırtan durumlar oldu. Aslında şaşırtıcı olan bu sonuçlar değildi. Çok büyük beklentilerle orada olan ve dünya yıldızları ile dolu takımların beklentileri karşılayamamasıydı. Peki neydi buna sebep olan etkenler? Takımların formsuzluğu mu, yaratılan mükemmellik illüzyonu mu?

    Hepimiz, çocukluğumuzda izlediğimiz futbol başta olmak üzere hemen hemen her spor müsabakasının şimdikilerden çok daha eğlenceli olduğunu fark etmişizdir. O eski tadı, eski heyacanı şimdilerde bulmak imkansız. Zaman ilerledikçe daha da çok tekrar eder olduğumuz ''nerede o eski bayramlar'' cümlesini bugünlerde ''nerede o eski maçlar'' diye söyler olduk. Bunun nedenini daha çok parada yani hayatın her alanını bir ahtapot gibi sarmış kapitalist düzende aramak gerekiyor. Futbol, insanların bir spor veya eğlence aracıyken nasıl bir anda milyar dolarların döndüğü bir sektöre dönüştü? Bu dönüşüme neredeyse her birimiz canlı canlı tanıklık ettik.

    Rocky IV filminde efsane karakter Balboa'nın rakibi İvan Drago'yu nasıl alt ettiğini filmi izleyenler hatırlar. Adeta bir ölüm makinesi haline gelen, önüne geleni deviren İvan Drago'nun son teknolojik aletlerle çalışıp, en iyi şartlara ve tabii ki de bolca paraya sahip olması onun sahilde koşan, kütük indirip kaldıran Rocky'i yenmesi için yeterli olmamıştı. Gayet tabii ki bu bir film, senaryo. Fakat bu senaryolarda daima bize verilmek istenen bir mesaj vardı; ruh, duygu ve inanç, parayı alt edebilirdi.

    Son yılların Avrupa futbolunu İvan Drago'ya benzetebiliriz. Pahalı aletler, son teknolojik ürünler, her şeyin bir sistem ve düzen içerisinde hareket etmesi ve futbolcuların ruhlarından ve duygularından arındırılmış birer makine parçası haline getirilme süreci.. Sanki sahada canlı varlıklar değil de konsol oyunlarından çıkmış varlıklar varmış gibi.. Seyir zevki veren ama bir türlü o aradığımız tadı bulamadığımız oyunlar.. Sanayi Devrimi makinelelerin başlattığı bir süreçti, günümüzde ise her birimizin makineye dönüştürülmesi ile devam ediyor. Futbol da öyle.

    ''Futbol da öyleydi'' demek için erken mi bilmiyorum. Ama son Dünya Kupası bize gösterdi ki Avrupa'da yaratılmak istenen konsol oyunu modeli ile ruh ve duygularından arındırılmış mekanik futbolcu düşüncesi çökmek üzere. Artık sahada en iyi imkanlara ve en çok paraya sahip olanlar kazanmıyor. Kazanma ruhuna ve inancına sahip olanlar da en iyi imkanlara ve en çok parası olanlara bir şekilde rakip olabiliyor. Tıpkı Rocky Balboa gibi. 

    Belki de son yıllarda arayıp da bulamadığımız o tat ve o heyecan, amatör ruhta gizlidir. Yıllarca Avrupa futboluna alkış tutanlar, sahada adeta İsviçre saati gibi çalışan oyuncular izlemekten keyif alanlar elbette üzülecektir ama futbol asla sadece futbol değildir. Her şeyde olduğu gibi, başarı en çok ruh ve inançta gizlidir. Brezilya'nın efsane kaptanı Doktor Sokrates'ten esinlenerek, insanlar onların hayallerini sahaya yansıttıkları için futbolu izlemeye geliyorlar. Futbol sahasında güzellik, zaferlerden daha önemlidir.


    Yorumlar (1)
    • Gerçekten ellerinize sağlık Murat Bey.Yazılarınızdaki zaman aralığına ve birazcık araştırmalar sonucu insan anlıyor ne kadar meşgul olduğunuzu.Sizi daha sık yazılar eşliğinde görümek üzere.

      Yorum Bırakın

      Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.