Mutluluk, Mutlu muyuz?

Mutluluk, Mutlu muyuz?
  • 6
    0
    0
    0
  • Sürekli mutlu olmak arzusu, adeta sürekli aynı filmi izlemek gibidir: hem olağandışı bir beklenti taşır, hem de içi sıkıcılıkla doludur. Bu eğilimde popüler kültürün büyük etkisi olduğu söylenebilir; insanlar, hayatları boyunca sürekli bir mutluluk hali yakalamak zorunda gibi davranırlar. Mutsuzluğun veya diğer benzer duygusal durumların yaşanmasının neredeyse anormal bir şeymiş gibi algılanması, düşündürücüdür. İnsanlar birbirlerine ne kadar mutlu olduklarını kanıtlamaya çalışıyor gibi görünürlüğün ötesine geçerek, adeta sonsuz bir mutluluk döngüsü oluşturmak istiyorlar.

       Ancak sürekli mutluluğun peşinden koşma isteği, aslında sıradanlığı ve anlamsızlığı çağrıştırabilir. Mutluluk, öfke, metanet gibi farklı duygusal durumların bir karışımıdır ve bu renklerin çeşitliliği, hayatın gerçek zenginliğini oluşturur. Sadece tek bir duygunun peşinde koşmak, bu dengeyi bozabilir ve duygusal zenginliği eksiltebilir.

       Bir filmi birkaç kez izlemek size güzel anılar sunabilir; ancak aynı filmi tekrar tekrar izlemek, sonunda bir tür işkence halini alabilir. Bu bağlamda mutluluğun zaten kendiliğinden gelmesi gerektiği ve onun peşinden koşmanın gereksiz olduğu düşünülebilir. Mutluluk aranmaz, aksine yaşanır. Onun gerçek değeri, anın tadını çıkarmaktan ve onu hayatın akışında deneyimlemekten kaynaklanır. Mutluluk, gelir, geçer ve sonsuz bir süreklilik taşımadan kaybolup gider.

       Sonuç olarak, sürekli mutluluk arayışı, hayatın gerçek karmaşıklığını ve çeşitliliğini göz ardı edebilir. Doğru olan, hayatın tüm yönlerini kabul etmek, deneyimlemek ve duygusal spektrumun içinde var olmaktır. Mutluluk, öfke gibi, metanet gibi ve mutsuzluk gibi duygularla birbirine karışarak, hayatın gerçek dokusunu oluşturur. Ve ne kadar fazla peşinde koşarsanız, o kadar anlamını kaybedebilir. Unutulmaması gereken, bir film size bir kez veya birkaç kez güzel anlar yaşatabilir, ancak aynı filmi tekrar tekrar izlemek işkenceye dönüşebilir. Benzer şekilde, mutluluk da zorlanarak değil, onun anlık doğasını ve gelip geçici yapısını anlayarak yaşanmalıdır.



    Yorumlar (0)

    Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

    Yorum Bırakın

    Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.