“İstesen de sevemezsin
Sevdiğine iyi gelemezsin
Aynada gördüğün benim
Benimle yüzleşemezsin”
Sevmeyi ve sevilmeyi hiç öğrenenemiş adam ve kadınlar..
Birkaç gündür açıp başa sarıp sarıp birçok kez dinlediğim bir şarkıdan kesit. İnsan çok garip bir canlı değil mi?. Sana sormadan dünyaya getiriliyorsun, iyi kötü deneyimler elde ediyorsun bu deneyimlerin kimisi sana ait bir travma kimisi özdeğerine katkı sağlayan anlar olarak senin sen olmanda sana eşlik ediyorlar. Tabi seninle birlikte bu dünyaya gelen ve çeşitli travmaları olan başka insanlarda oluyor haliyle. Sonra birisiyle tanışıyorsunuz, onda size çekici gelen yanlar oluyor. Adını koyamıyorsunuz, zaman akıyor ikinizinde kusurları açığa çıkmaya başlıyor. E geçmişten gelen travmalarınız var bir de bu ilişkilere yansıyabilecek bir travmaysa ne kaos ama. Adam sevmeyi bilmiyor, kadın sevildiğini anlamıyor. Çalmaya başlıyor tehlike çanları. Birisin de düşük benlik algısı, diğerin de aşağılık kompleksi vs.
Biz sevmenin, sevilmenin doğrusunu bilmiyorken bir de bunları vereceğimiz kişinin doğru olduğunu nereden anlayacağız?Bunun bir okulu olmalı. Olmalı ki günümüzde olduğu gibi her kafadan bir ses çıkıp zaten olmayan dengemizi ve bilgimizi sarsmamalı, kafamızı karıştırmamalı. Bir adamın sizi sevdiğini gösteren beş işaret, eril erkeğin özellikleri, alfa kadın olmanın sırları ve daha niceleri. Hepiniz çok biliyorsunuz.
Sevmeyi hiç öğrenememiş adamlar ve kadınlar…İki insan, iki farklı geçmiş, iki farklı yara...Belki de en büyük yanılgımız, sevgiyi kusursuzluk sanmaktı. Oysa en kırık yanlarımızla bile sevilmeye değeriz, değil mi?
Yorum Bırakın