Değişim bizden başlar. Her ne kadar küçük hayatlarımız apartman daireleri gibi birbirinin aynısı gibi gelse de o camdan sızan küçük bir lamba ışığı bize hayatın sıcaklığını hatırlatır. Peki o küçük hayatlarımızdaki değişimi neden küçümseriz? Sorduğumuz soruları neden gereksiz buluruz ve bize söylenen çok takmayı umursarız? Tüm toplumu yaratan küçük parçalar olarak bireyler değişime adım atma cesareti gösterse neler olurdu? Sen değiş Dünya değişsin sözü sizin için sadece bir fısıltıdan mı ibaret yani? Kendinizden ve toplumdan böylesine mi kaçıyorsunuz? Yoksa sadece hatalı olduğunuzu kabul etme cesaretinden mı yoksunsunuz?
Neden gözleriniz kendinizi aramak için içinize dönmüyor?
Caravaggio – Narcissus
Kitlelerin şu dönemde böylesine aptallaşması, hatalara tahammül etmeye devam etmesi cesaret eksikliğinden. Kendilerine meydan okumaya cesaretleri yok. Kendimize gözlerimizi dikerken sadece bize söylendiği kadarını yapıyoruz, zarımızı yırtıp atmıyoruz. Toplumun çizdiği sınırlarda öylesine mutlusuyuz ki doğası gereği çizilen yuvarlağın içinde kalan bir karıncadan farkımız olmadığına inanıyoruz. Ama özür dilerim, her birimiz biriciğiz değil mi! Her birimiz makyaj yaparken, moda mataralar alıp kaslı seksi bir vücut elde etme umuduyla spora giderken her birimiz biriciğiz! Kendinizi nasıl iyi hissediyorsanız öyle hareket edin, çünkü her gününüz sorgulamadığınız kelimelerin içinde biricik! Öylesine güzel aptal yerine koyuluyoruz ki! Her gün baktığımız ekranlarda saatler harcamamızın sebebi can sıkıntısından kaçmak! Sizi bir şeyler yaratmaya itecek her şeyi olduğu gibi çöpe atıyorsunuz! Can sıkıtınsından bu kadar kolay bağlandığımız ekranlarla kaçmamız sadece sonumuz olur, yaratmamızdaki ve yaşamdan aldığımız zevki çöpe atarız: Hreket etmenin verdiği zevki unuturuz.
Kendinize şans bile vermiyorsunuz.
René Magritte – Not to Be Reproduced
Nasıl yazdım ama. Ulusa sesleniş gibiydi değil mi? Keşfetlerinizdeki o saçma sapan motivasyon konuşmaları gibi ilham olmamıştır hatta bir çoğunuz buraya gelmeden ne saçmalıyor bu salak diyerek yazıdan çıkmıştır, doğrudur. Bende kendimi bir şey sanıyorum sizin gözünüzde, olsun, bu çokta önemli değil. Beni bilmesenizde olur. Ben rastgeldiğiniz birkaç kelimeyi bir araya getirmiş sıradan biriyim ve çözüm arıyorum kelimelerle, fikirlerle.
Bu yazı daha çok bir sarsma ve kötülükleri kırmayı amaçlıyor çünküsü ise birkaç kelimeyle anımsatılabilir, Dünya da hepimize cehennemi yaşatmış bir tarihten öncesinde bu yazı atılıyor: 6 Şubat depremi.
Aslında ben ülkecek ve hatta insanlık olarak kendimizi soktuğumuz bu kısır döngüden bıktım. Koskoca insalık 250 bin yılda değişmemiş, şimdi mi değişecek, ben ne yapabilirim ki diye çok düşündüm. Yani sorumlular dışarıda, bir insan evladı bile yokmuş ki kimsecikler istifa bile etmedi. Her birimiz konuşmaya yazmaya korkar hale geldik: Hani Türk ya özgür ya da ölüdür? Nerede o özgürlük tutkumuz? Yerleşik hayata geçince mi sindirildi? Bilemem, ama bildiğim tek şey bir takım sorunlar olduğu ve bunun çözümünün eğitim olduğu. Bana çıkıp müfredatı anlatmayın, nasıl yetiştirildiğimizi ve yeni nesillerin nereye sürüklenmeye çalışıldığını pekala görebiliyorum. Ben sıradan bir yazarım, eleştirir ve insanların daha iyiye gitmeleri için kabuklarını kırmalarına sebep olurum. Bundan dolayı diyorum ki size verilen eğitim ne olursa olsun kendinize dönerek değişebilirsiniz. Dünya kadar kaynak var, elinizin altında yapay zeka var: Belki sizi kapitalizm sisteminde taraflı bir şekilde yönlendirebilir bundan dolayı kişisel bir yargı sistemi yaratmalısınız: Okuyarak.
Belki sözcüklerim yanlıştır, yanlış yazdığım kelimelerle zihinlerinizde alay konusu olurum ve ben diyorum ki yanlış yaptıysam yapıcı bir şekilde bana geri dönüş yap: Kendinizi kırmak yerine bilmediklerinizle yaşamayı ve gelişmeyi öğrenin ve aynı şekilde karşındakine de böyle davran ve evet toplumlar böyle değişir.
Ama bizler mazeretlere öylesine alışmışız ki hep kurbanız ama nedense her kurban da bal tutan parmağını yalar diyor.
Çözüm nerededir peki, kişisel olarak bir noktaya gelsekte ne yapmak gerek diye düşünebilirsiniz. Bilinçli bireylerin toplanması, sivil toplum kuruluşları derim. Kendinizi değiştirin, çünkü bu dünyayı değiştirebilir: Sen toplumu yaratırsın. Ve eğer kedinize dönmeye başlarsanız toplumda sorgulayan bireyler yaratırsın.
Belki düşüncelerim naif gelmiştir, doğrudur. Yine de bu denememe engel değil.
Sadece öfkeliyim ve unutamıyorum. On iki çocuk katilleri susturulsun diye hapiste intihar ediyorlar, iki kızın bedenleri etrafa saçılıyor ve medyada bununla dahi depremdeki gibi dalga geçen gruplar engellenmiyor: Her şeyi yaptıkları eve ceza niyetine hapsediliyor. Ve bu sırada intihar eden işçileri, babaları, avukatları, insanları abi insanları! Saymıyorum bile ve her birimiz sadece kendi hayatlarımızdan çok uzak gibi susuyoruz. İnsan canı ne noktada bizim için rakamlaştı, bu denli mi değersizsin ve değersiziz! Ama medya öyle demiyor biliyorsunuz, her birimiz çok değerliyiz: Yoksa güdülen koyunları mutlu etmek derdindeler mi? Bu toplumun böylesine kötüleşmesini sağlayan belki her birimiz değiliz ama bilinçi olarak bozulmaya çalışılan ahlaka ve özgür iradeyi yeniden kendinizde inşa edin, etmek zorundasınız da çünkü bize şu sıralar sunulan her şey kandan başka bir şey değil.
Unutmayın, fikirler kurşun işlemez.
Ve evet sen değişirsen birçok şey değişir, korkma!
Yorum Bırakın