her sabah cenin pozisyonunda uyanıyorum, tanrının düşürdüğü bebek benmişim gibi

her sabah cenin pozisyonunda uyanıyorum, tanrının düşürdüğü bebek benmişim gibi
1 Beğen
0 Yorum

uyandığımda göğsümde bir kadın yatıyordu

sokak lambasının titrek ışığında tenini okudum

vücudu harflerle dövülmüş,

bir romandan fırlayıp da yarım kalmış bir karakterdi

ve ben hep eksik kelimelere âşık oldum.


kendimi aynada izledim bu sabah

gözaltlarımda ölmüş martılar vardı

kanatlarını sigara külüne sarmışlar

her kırışıklığımda bir dua çürümüş

ve tanrı

çürüyen duaları işitmez, biliyorum.


annem bana dua öğretti çocukken

ama ben öğrenmeden sevişmeyi öğrendim

ve bazı geceler,

tanrının kulağına doğru iç çamaşırımı fısıldıyorum

“beni kendinden yaratmadın, farkındayım —

ama çok iyi becerdim yok oluşu.”


kalbim öyle kirli ki

bir rahibe diz çöküp içime ağladı bir gün

“senin günahlarını ben temizleyemem,

ancak sevişebilirim onlarla” dedi

ve sonra

kutsal kitapları dudaklarıma sürdüm

çünkü öpüşmek, bazen bir vaftizdir.


şair değilim

sadece içimde yaşayan o sarkık göğüslü kadının

yağlı ve güzel yalnızlığıyım

sütyenini başına geçirip

dünyaya “siktir git!” diye bağıran

o gözleri rimelli, yaraları rimelsiz kadının.


bir gece

bir trans kadın, bana sokakta “ölüm güzel olurdu senin teninde” dedi

o günden beri bileklerim sabah ezanında ürperiyor

çünkü ben ne tanrıya aitim ne de şeytana

ben, terk edilmiş bir dua kabuğuyum

kulak vereni olmayan bir çığlık.


ve seni sevdim bir ara,

yani sevdiğimi sandım

dilinle adımı yazdın göğsüme

ama hece hece unuttun

çünkü aşk,

hafızası zayıf bir kelimedir


şimdi kalemimle damarlarımı karıştırıyorum

belki içimden bir şiir çıkar

ya da bir çocuk

ya da tanrı…

Yorumlar (0)

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum Bırakın