Arınma Gecesi Distopyası: İnsanın Karanlık Doğası

Arınma Gecesi Distopyası: İnsanın Karanlık Doğası
  • 0
    0
    0
    0
  •       Arınma Gecesi filmi hem senaryosunun sıradışı olması hem de insan doğasının karanlığına dair ürkütücü mesajlar vermesi açısından önemli bir film. Filmin konusu şu şekilde: Yakın gelecekte ABD'de suç oranları hemen hemen sıfıra inmiş ve yoksulluk önemli ölçüde azalmış durumda. Ancak bunu sadece bir şekilde sağlamayı başarmışlar, "kurucu ataların" olağanüstü fikri "Arınma Gecesi" ile. Kurallar oldukça basit, her yıl bir gün 12 saat boyunca cinayet dahil her suçun yasal; polis, itfaiye ve acil sağlık ekipleri çalışmıyor. Arınmaya katılmak isteyenler sokaklarda istediği her şeyi istediği kişiye yapabiliyor. Eğer evde kalmayı tercih ediyorsanız kendi güvenliğinizi sağlamak zorundasınız. Hatta filmin devamındaki bir seride arınma turizmi adı altında özellikle Avrupa'dan insanlar bu özel gecede arınmak için ülkeye geliyorlar. Tabi arınma konusunda sınıf farklılıkları da mevcut, örneğin elit kesim arınmak için yoksul semtlerden insanlara para vererek onları arınmak üzere satın alırken yoksullar genelde ellerinde balta, bıçak veya silahlarla sokaklara iniyorlar. Ancak filmde çok dikkat çeken bir ayrıntı var, yoksul semtlerdeki apartmanlara baskın yapan kalabalık paralı askerler. Bu paralı askerlerin kimin kontrolünde olduğunu öğrendiğinizde yine her şeyin sınıf temelinde ilerlediğini ve insan beynindeki o toplumsal hiyerarşinin çok katı bir şekilde işlediğini fark ediyorsunuz.

    Sabah olduğunda hayatta kalanlar kimler: Masumlar mı, yoksa içindeki canavarı serbest bırakanlar mı?

    Bu film serisi bize temelde bir soru soruyor: Eğer yasalar olmasaydı, hala "iyi" biri olur muydunuz?


          İnsanın doğuştan kötü olduğuna inanan, Copernicus ve Darwin'den sonra insan egosuna 3.darbeyi vuran Freud’a göre medeniyet, insanın vahşi dürtülerini bastırmak için inşa edilmiş devasa bir hapishanedir. Aslında bu 3.darbe olayı doğuştan kötü itkilerle var olduğumuzdan kaynaklı değil insanın bilinçli değil bilinçdışı güdülerle hareket ettiği görüşünden kaynaklanmaktadır. Uygarlığın Huzursuzluğu (1930) eserinde Freud, insanın içinde iki temel güç olduğunu söyler: Eros (Yaşam/Yaratım) ve Thanatos (Ölüm/Yıkım). Thanatos (Ölüm Dürtüsü): İnsan, doğası gereği yıkmaya ve yok etmeye meyillidir. Freud!un yapısal kuramında zihnin 3 bölümü bulunur bunlar: İd, Ego ve Süperego'dur. "Arınma Gecesi", toplumsal ahlakı temsil eden Süperego'nun devre dışı kalmasıdır. O gece dizginler tamamen İd’in (ilkel arzuların) eline geçer. Filmde nadir de olsa Ego'yu yani insanın mantıklı denge aracını (id'in arzularını süperegoya uygun şekilde yaşamasını sağlar yani bir nevi id ile süperego arasında denge mekanizması) gördüğümüz de oluyor. Filmde pek çok noktada Freud uzaktan bize el sallıyor.

    Dostoyevski: "Rasyonel Canavar"

    Dostoyevski, Freud'dan yıllar önce insanın rasyonel bir varlık olduğu yanılgısını parçalamıştır. Yeraltından Notlar'da (1864) şöyle der: "İnsana her şeyi verin; onu refah içinde yüzdürün... Yine de nankörlük edecektir. Sırf o rasyonel düzeni bozmak ve özgür olduğunu kanıtlamak için en yıkıcı eylemleri yapacaktır." Yine aynı romanın başkahramanı insanın içindeki doğal kötülük eğilimini kendine döndürme durumunun iyi bir tezahürüdür. Suç ve Ceza'nın Raskolnikov'u ise iyi davranışları ortaya çıkaran şeyin akademik bir eğitimle ilgili olmadığını, bunu kitapların sağlamadığını göstermektedir. İyilik davranışlarını ortaya çıkaran şey, aynı kitapta Sonya karakteri ile temsil edilir, inanç, sevgi ve vicdan azabıdır (ruhsal eğitim). Dostoyevski’ye göre kötülük bir "hata" değil, bir seçimdir. İnsan, sadece kendi iradesinin (ne kadar karanlık olursa olsun) var olduğunu hissetmek için bile "Arınma Gecesi"nde sokağa çıkabilir.

    Kötülük doğal ve anında haz veren bir eğilimdir, bedenseldir, güçlü hissettirir ve hakimiyet duygusu sağlar. İyilik ise eğitimle kazanılır ve zihinsel bir maliyeti vardır. Ayrıca iyilik doğrudan haz vermez, yalnızca manevi bir tatmin sağlar. Bu anlamda doğamız oldukça karanlıktır.

    Özet: Maskeler Düştüğünde...

    "Arınma Gecesi" aslında bir kurgu değil, bir aynadır. Yasalar, kilitler ve toplumsal ayıplama ortadan kalktığında geriye kalan "saf insan", Dostoyevski’nin karanlık karakterleri veya Freud’un dizginlenemeyen İd’idir.

    "Kötülük, fırsat bulmuş sıradanlıktır."


    Yorumlar (0)

    Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

    Yorum Bırakın

    Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.