Emperyalizm, insanlığın yüzüne geçirilmiş en kanlı maskedir. Girdiği her coğrafyada aynı senaryoyu oynar: önce yalan söyler, sonra kuşatır, ardından yağmalar. Demokrasi der, bomba yağdırır. Özgürlük der, halkları açlığa mahkûm eder. Bugün Venezuela’ya yönelen ABD saldırganlığı, bu tarihsel suç zincirinin yeni bir halkasıdır.
Venezuela’ya yapılan, bir “rejim” tartışması değildir. Yapılan, bir halkın kendi kaderini tayin etme hakkına açık bir saldırıdır. ABD emperyalizmi, Latin Amerika’yı hâlâ arka bahçesi sanan küstahlığıyla, Venezuela halkının iradesini tanımamakta; sandıkta, sokakta ve üretimde kurulan halk egemenliğini boğmak istemektedir. Çünkü emperyalizm için asıl suç, halkların diz çökmemesi, kaynaklarını çokuluslu tekellere peşkeş çekmemesidir.
Bugün Venezuela’ya uygulanan yaptırımlar, diplomatik baskılar ve örtülü/açık müdahaleler “insani kaygılarla” değil, petrol kuyularının başında kimin duracağı sorusuyla ilgilidir. ABD, insan haklarını yalnızca kendi çıkarlarıyla örtüştüğü ölçüde hatırlayan bir haydut devlettir. Irak’ta milyonları katleden, Afganistan’ı yirmi yıl boyunca işgal eden, Filistin’deki soykırıma sınırsız destek veren bir gücün Venezuela halkı için “demokrasi” dersi vermesi, tarihin en büyük ikiyüzlülüklerinden biridir.
Emperyalizmin en büyük korkusu, halkların örnek olmasıdır. Venezuela’nın suçu; petrolünü kamulaştırması, yoksullara sağlık ve eğitim götürmesi, ABD’nin buyruğunda diz çökmemesi ve “başka bir yolun mümkün olduğunu” göstermesidir. İşte bu yüzden hedefte Venezuela vardır; dün Küba, önce Şili, yarın başka bir ülke… Çünkü emperyalizm doyumsuzdur. Daha fazla kâr, daha fazla kontrol ve daha fazla kan ister.
Ancak emperyalistler bir gerçeği yine unutuyor: Tarih, halkların mezarlığı değildir. Latin Amerika’nın damarlarında hâlâ Bolivar’ın, Che’nin, Allende’nin isyanı dolaşmaktadır. Venezuela halkı, ekonomik sabotajlara, medya yalanlarına ve dış müdahalelere rağmen direnmektedir. Bu direniş yalnızca Venezuela’nın değil, dünya emekçilerinin onur mücadelesidir.
Bugün susmak, suça ortak olmaktır. ABD’nin Venezuela’ya yönelik saldırganlığı karşısında “tarafsızlık” diye bir şey yoktur. Ya halklardan yana durursunuz ya da emperyalist yağmanın safında. Devrimci sosyalistler için tercih nettir: Biz halkların yanındayız. Biz, petrol tekellerinin değil, yoksul mahallelerin, işçilerin ve köylülerin sesiyiz.
Venezuela’ya dokunan el, aslında tüm dünya emekçilerine uzanmaktadır. Bu yüzden Venezuela’yı savunmak, yalnızca bir ülkeyi değil, emperyalizme karşı mücadele eden tüm halkları savunmaktır. ABD’nin saldırganlığına karşı yükselen her ses, bu karanlık düzenin çatlaklarını büyütür.
Emperyalizm yenilmez değildir. Yenilecek. Çünkü halklar, er ya da geç, kendilerini zincire vuran bu sömürü çarkını parçalamayı öğrenecek. Venezuela direniyor. Dünya halkları da direniyor.



Yorum Bırakın