Bugün tuval üzerinde bir yağlı boya çalışmasındaki renklerin çığlığına kulak vereceğiz. Bakalım tuvalin üzerindeki renkler bize neler söyleyecek. Çalışmanın sahibi Salih Erdem Azıtmaz. Kendisi Nevşehir Hacıbektaş Veli Üniversitesi- Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Ana Sanat Dalı Bölümü 2024 – 2025 akademik yılı lisans mezunu. Ressam ve sanatçılığına ek olarak köşe yazarlığı da yapmaktadır. Kaleme aldığı yazılarının konu başlıklarına göz atacak olursak: Sanat ile İlgili Düşüncelerim, Sanatın " Sosyal ve Siyasal " Politikalardaki Mesajı Nedir ? Siyasal Politikaların İçinde " Sanat Kavramlarının " Geleceğe Yönelik Eleştirel Bakış Açısının Dahilinde Modernleştirilmesi'dir.
Daha önce kendine ait başka bir tuval çalışmasının sesine kulak vermiştik: Bu sesi öğrenmek, tablonun detaylarına dalmak isterseniz T.Ü.Y.B. Konuşuyor: “Her An Tetikte Olmalısın” isimli yazıma göz atabilirsiniz.

Yağlıboya Çalışmasının Künyesi: 100 x 120 cm- Gerçekliğin ve Soyutluğun Arkasında Gizlenen Rüya T.Ü.Y.B. – Akrilik Boya/ Karışık Teknik- 2024-2025 yılı
Yağlı boya çalışmamızın ismi “Gerçekliğin ve Soyutluğun Arkasında Gizlenen Rüya”. Çalışmanın ismi bir o kadar düşündürücü merak uyandırıcı ve başarılı. Uzaktan baktığımızda çalışmada ilk dikkatimizi çekenler: başarılı bir renk kontrası, farklı renklerin harmanlanması ile verilen güçlü mesajlar, çiçek figürü ve çeşitli imgesel unsurlar.
Bu özgün ve anlamlı çalışmanın sahibi Salih Erdem Azıtmaz çalışmasın manifestosunu şöyle ifade ediyor: Renkler, biçimler, formlar, suretler dahilinde bilinçaltında nelerin yer edinip, nelerin yer edinmediğini görsel olarak araştırmak, derinlerde irdelemek, kadın imgesinin güçlü bir otoriter olarak arka plandaki gizemliliği, renklerin tonları ile beraber izleyiciye hissettirdiği ya da yansıttığı duygu durumu, formların geometrik olmasının sebebinin daima bilinçaltında hem risk, hem de olumlu bir değer olarak kabul edilmesi, soyutluğun üçgenler ile vücut bulan iki beyin haline dönüşmesi, beyinlerin aslında çalışmadaki üçgen figürler olması, ruhani değer yargıları, bunların beraberinde; maviliklerin içinde bulunan bitkinin gerçekliği temsil ederek, bilinçaltında soyut ile sürekli savaş halinde yada diyalog halinde olması, rüyanın bu durumlara yönelik olumlu veya olumsuz tepkimesi, izleyicinin bu olay yada durum sarmalını kendi psikolojisine göre uyarlayarak yorumlaması...
Resmin pek çok boyutuna ışık tutabilen güçlü bir manifesto. Yazılı bir manifestoya sahip olan eserler, sanatçının çizgilerinin arkasındaki mesaja, güce ve derinliğe ışık tutuyor. Bu da eseri katbekat anlamlı kılıyor.
O zaman Susanna Tamaro’nun satırları ile resmin derinliğine inelim. Tamaro Yüreğinin Götürdüğü Yere Git isimli kitabında şöyle diyor: “Böyledir bu dünya, yaşam cömertlik ister: ‘İnsanın kendi içindeki karakteri yetiştirmesi, âmâ bunu yaparken de çevredeki hiçbir şeyi algılamaması, hala soluk alsa da ölü olmaya benzer’”. Bu satırlar tabloya ışık tutuyor sanki. Tablo da resmedilmiş bölümler, keskin kenarlar insanın çevreyle olan bağını gösteriyor. Açık pembe ile resmedilen çiçek figürü ise insanın kendi içindeki karakterini temsil etmekte. Ama resimde de ortaya koyulduğu üzere çiçek yani kendi benliğimiz karakterimiz kendi sınırlarından çıkmaz yani çevresindeki hiç bir şeyle bağ kurmazsa o çiçek solar. Susanna Tamaro’nun satırları Salih Erdem Azıtmaz’ın çizgilerinde hayat bulmuş canlanmış diyebiliriz.
Balzac Vadedeki Zambak isimli eserinde ne diyordu: “Güçlükler ve isteklerim birbirine koşut iki çizgi üzerinde büyüyordu.” Ne kadar güçlü bir ifade. Tablodaki çizgiler, renkler de bu ifadeye göz kırpıyor buna gönderme yapıyor. Balzac’ın bu cümlesindeki koşut ifadesine dikkatinizi çekmek isterim. Koşut matematiksel terim olarak anlamı (iki ya da daha çok doğru için) ikişer ikişer aynı düzlem içinde ve aralarında her noktada eşit uzaklık bulunan ve kesişmeden uzayıp giden şeklindedir. Bu tanım aklımızda dursun. Koşut, olay, düşünce vb. içinse aralarında benzerlik, uyum bulunan, aynı zaman içinde gelişen, aynı özellikleri gösteren anlamındadır. Şimdi bu anlamlar perspektifinden Balzac ne diyor tablo bunu nasıl yansıtıyor bir düşünelim.
Matematiksel anlamda koşut doğrular için kullan bir kavramdır. Bu kavramın mahiyeti ise eşit uzaklıkta bulunup kesişmeden gitmesi kilit bir ifadedir. Yağlı boya çalışmasında çizgiler kesişmeden kendi şekillerini formlarını yaratıyor. Balzac’ın dediği güçlük ve istekleri büyüten birbirine koşut çizgiler tabloda var oluyor. Ve tabloda pembe çiçek figürü isteklerimizi temsil ederken üçgenler ise hayatımızdaki güçlükleri temsil ediyor. Tam da Balzac’ın sözleri tabloda kendini gösteriyor.
Bu tabloyu Latince bir deyişle eşleştirecek olursak bu deyiş: Increscunt animi, virescit volnere virtus olur. Anlamı: Tek bir yara, maneviyatı derinleştirir, erdemleri geliştirir. Tablodaki her bir renk her bir çizgide ruhumuzdaki yaralara bir ilaç mahiyetindedir!
Bu değerli çalışmasını kelime dünyasına aktarmama izin verdiği için Salih Erdem Azıtmaz’a çok teşekkür ediyorum.



Yorum Bırakın