Günümüzün Kaygılarıyla Yüklü Bir Kitap: Sütçü - Anna Burns

Günümüzün Kaygılarıyla Yüklü Bir Kitap: Sütçü - Anna Burns
  • 3
    0
    0
    0
  •  

    Sonunda Man Booker Ödülü (2018) kazanan Anna Burns ile tanıştım. Çok övüldüğü için haliyle beklentilerle doluydum ama zar zor bitirebildim. Bazı yönlerini sevmeme rağmen sık sık tıkandım ve bunaldım. Tabii ki eserin konusu ve atmosferi yüzünden yaşadığım bir şeydi bu; böyle düşüncelerle sarıp sarmalasam da, kitabı sevdiğimi söylemek istiyorum öncelikle. Çünkü rahatsız eden, zorlayan kitapları seviyorum. Okuduğum sırada başıma gelen zorluklar, kitap bittiğinde değerleniyor sanki ve bir süre sonra anlamlı bir yolculuktan çıktığımı hissediyorum.

     


    Sütçü hakkında hem yazacak çok şey var hem de hiçbir şey yokmuş gibi. Zaten yorumumun gecikme nedeni de bu, bir türlü masamın başına geçip kendimi yazmaya veremedim. On sekiz yaşındaki genç bir kızın yaşadıklarını, iç çatışmalarını ve toplumdan soyutlanmasını fazlasıyla içselleştirdim galiba. Eril hakimiyetin doruğa çıktığı son yıllarda, bu kitabı okumak ve gerçeklerle edebiyat vesilesiyle bile yüzleşmek yıkıcı olabiliyor. Gündelik yaşamımız yeterince problemlerle doluyken üstelik… Şu satırları yazarken de göğsüm sıkışıyor mesela. 

    Kitapta karakter isimleri yok, birbiriyle çarpışan ve çekişen güçlerin adı yok, ülkenin adı yok. Ama olayların nerede olduğunu ve hangi kesimler arasında yaşandığını anlayabilmek mümkün; İrlanda ile ilgili bir şeyler okumayı, izlemeyi ve araştırma yapmayı seviyorum. Ülkemizle de çok fazla benzerlik söz konusu olduğu için ilgimi çekiyor tüm bunlar. Anna Burns’ün kitabı evrensel kılma niyetiyle ‘’isimlerden’’ kaçarak uzaklaşmasını yerinde buldum. Çünkü yaşananlar, dünyanın neredeyse her yerinde gündemi etkileyen olaylardan ve olgulardan besleniyor. Özellikle kadınlar açısından. Her zaman çarpışan ve savaşan güçler var; fakat olan kadınlara, çocuklara ve hayvanlara oluyor. Yazar da kadın-çocuk-hayvan olgusunun başına gelenleri her anlamda işliyor. Esasen insanı yoran da bu, tanık olduklarımın ağırlığı altında ezildim. 

     

     

     

    On sekiz yaşındaki genç bir kızın maruz kaldığı tacizlerden sıyrılmaya bile çalışamaması, artık bir süre sonra kendini akışa bırakmak zorunda hissetmesi o kadar dehşet vericiydi ki, onun yanına ışınlanıp ellerinden tutup umudun olduğu bir yere doğru koşmak istedim, (öyle bir yer var mı ki?) onu korumak istedim, o sindirildikçe ben burada çıldırdım. Çevresinin aldırışsızlığı ve duyarsızlığı oldukça can sıkıcı; gündemin getirdiği baskıyla birlikte kızın düştüğü bu çukurda yalnızca debelenmesi çok normal aslında, çünkü başına gelen şeyin ‘’taciz’’ olduğundan emin olamıyor. Evet, rahatsız oluyor, korkuyor ama adını koyamıyor. Ailesine anlatmaya çalıştığında ise karşılaştığı tavır inanılmaz bir korkunçlukta. Sütçü diye bildiğimiz bu pisliğin istediği şey de bu zaten, onu yalnızlaştırmak ve çaresiz hissetmesini sağlamak. Çünkü o şekilde kızı etkisi altına alacağına inanıyor, hatta bundan kesin olarak emin. 

    Beni dehşete düşüren de ‘’kendinden eminlik’’ti. Yozlaşmış bir toplumda bu gibi insansıların böyle hissetmesi de normal, çünkü baskıcı toplumlarda bireyin özeli yoktur. Hele işin içine bir de politika girmişse; her adımınızın izlendiği, her yaptığınızın takip edildiği kısır bir döngüye hapsedilirsiniz. Açık hava hapishanesi gibi tıpkı. İstediğiniz zaman polise, hastaneye bile gidemediğiniz bir yaşam bu. Hatta Fransızca kursuna bile gidememek, yolda yürürken kitap okuyamamak, koşamamak gibi şeyler de yok olup gitmek zorunda kalıyor hayatınızdan. Böyle bir dönemde de bu gibilerin gücü haddinden fazla noktalara kadar uzanıyor, bir kızın hayatını mahvetmeye çalışmak gibi. Dedikodulardan, bastırılmışlıktan ve yargılamaktan beslenen bir toplumda tacize uğramak, sapığın tekinin zorbalamalarına maruz kalmak… Bunları anlatamıyorum, çünkü anlatması zor. Herkesin okumasını çok isterdim ama öneremiyorum da, gerçekten ağır bir kitap. Yazarın dili ve tarzı, seçmiş olduğu konuya eklenince tavsiye etmekten çekineceğim bir kitap haline geliyor.

     

    Duygu Akın'a muhteşem çevirisi ve harcadığı emekleri için çok teşekkür ediyorum. Her anlamda zor bir kitabı dilimize kazandırdı çünkü. 

     

     

     


    Yorumlar (0)

    Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

    Yorum Bırakın

    Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.