Advertisement

yetişememek

yetişememek
  • 0
    0
    1
    0
  • Hiçbir şeyi tamamlayamıyorum. Ne işi, ne kendimi, ne de içimde biriken cümleleri.

    İş, özel hayat, kişisel meseleler… Hepsi birbirine karışmış durumda. Kendime yetişemiyorum. Kendim dışındaki hiçbir şeye de. İki gündür öyle zor çalışıyorum ki, durmak bile yorucu geliyor. İnsan maddi ya da manevi değer görmediği bir yerde sadece var olarak bile ağırlaşıyor. İşimi seviyorum. Hatta bir noktada iyi olduğumu da düşünüyorum. Ama yaşanmışlıklar hevesimi kırmış. İnsanlarla kurmak istediğim bağı kuramadığım gibi, çalıştığım yerle olan bağımı da kaybetmiş gibiyim.

    Son zamanlarda fark ettim: Ben kimseye hiçbir şey anlatmıyorum. Ama herkes bana her şeyi kolaylıkla anlatıyor. Dinleyen taraf olmak sandığımız kadar hafif değil. İnsan doluyor. Taşıyor. İçimde birikenleri nereye koyacağımı bilemezken başkalarının yükünü taşımaya devam ediyorum. Bazen imreniyorum saçma sapan her detayını hiç çekinmeden anlatabilen insanlara. Tekrar eden, bana bile sıradan gelen deneyimlerimi paylaşmam nedense daha saçma geliyor. Belki saçma olan yaşadıklarım değil, onları önemsiz sayan zihnimdir. Belki de çocukluğumdan beri anlatamadıklarım yüzünden dişlerimi sıkarak bedenimle konuşuyorumdur. Bilmiyorum.

    Motivasyon ve üretkenlik üzerine o kadar çok düşünüyorum ki… Bildiğim her şeyi hayata geçirsem, olmak istediğim yere çoktan yaklaşmış olurdum. Bunu biliyorum. Ama yapmak istemiyorum. Çünkü yoruldum. Çünkü tüketildim. Online ve esnek diye övdüğüm işim, her gün biraz daha eksiltiyor beni. Gün içinde yanıtladığım onlarca sorudan sonra, günlük hayatımda bana yöneltilen en basit soruya bile tahammül edemiyorum. Sanki zihnim kota doldurmuş gibi.

    “Çık o zaman işten” demek kolay. Ben de her gün bunu düşünüyorum hem de yanıp tutuşarak düşündüğüm şey işten pat diye istifa etmek ve çıkmak. Çıkıp kendimle yakınlaşmak. Ama zorunluluklar, borçlar ve bulunduğum yerdeki iş imkansızlığı beni burada tutuyor. İsteyerek değil, mecburen yani.

    Prangalarımdan kurtulmayı çok istiyorum.

    Bir programda Okan Bayülgen “Mutlu musun?” sorusunun yanlış bir soru olduğunu söylüyordu. İnsan bunu düşünmemeli diyordu çünkü o soruya cevap aramak bile mutsuzluğu doğurur. Yapacağına odaklanmalı. Belki söylediklerini istediğim gibi anladım. Belki de fazla irdeliyorum. Ama bazen insan ne yapacağına odaklanacak gücü bile kendinde bulamıyor.

    Olmak istemiyorum. Ne şu anki işimde, ne şu anki maddi sıkışmışlığımda, ne de bu sürekli bastırılmış halimde.

    Boğuluyorum.

    Ve en kötüsü de, bunu kimseye anlatmıyorum.


    Yorumlar (1)
    • Yemin ederim bende yetişemiyorum öylesine dolmusum ki

      Yorum Bırakın

      Yorum yapmak için üye girişi yapmalısınız. Üye girişi yapmak için buraya tıklayınız.