Gençlerin Kültür Dünyasına Göz Atmak

Gençlerin Kültür Dünyasına Göz Atmak
0 Beğen
0 Yorum

Konsere veya sinemaya gitmek; bir sergiyi yahut tarihi eserlerle dolu bir müzeyi gezmek, günümüz Türkiye’sinde gençlerin ne ölçüde erişebildiği durumlar?

Kimi insanlar size bu tarz kültürel faaliyetlere katılmanın yahut bizzat bir sanatsal üretim içinde olmanın “boş zaman aktivitesi” olduğunu, dolayısıyla çok bir öneminin bulunmadığını söyleyebilir. Oysaki İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 27. Maddesi, bu konuya açıklık getirmiştir; "Herkes toplumun kültürel yaşamına serbestçe katılma, sanattan yararlanma, bilimsel ilerlemeye katılma ve onun nimetlerinden yararlanma hakkına sahiptir."

Kültürel faaliyetlere katılmanın temel bir insan hakkı olduğu gerçeği yalnızca İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nde ifade edilmekle kalmamıştır; Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasasında yer alan, "Devlet, sanat faaliyetlerini ve sanatçıyı korur. Sanat eserlerinin ve sanatçının korunması, değerlendirilmesi, desteklenmesi ve sanat sevgisinin yayılması için gereken tedbirleri alır. (Madde 64)” ifadesiyle sanatsal faaliyetler bizzat devletin etkin olması gereken bir alan olarak görülmüştür.

Bu ve benzeri birçok sözleşme ve anayasal maddeyle devletin vatandaşlarının sanatsal faaliyetlere katılması için çaba harcaması açıkça belirtilmişken, Türkiye’de özellikle büyükşehirlerde yaşayan gençlerin bu faaliyetlere katılımı ne ölçüde olabilir?

 

Bir Örnek: Toplum Gönüllüleri Vakfı “Türkiye 100 Genç Olsaydı" Raporu

Toplum Gönüllüleri Vakfı (TOG) tarafından 19 Mayıs 2025 tarihinde yayımlanan "Türkiye 100 Genç Olsaydı" raporu, bu konuda oldukça ilginç istatistikleri kamuoyuyla paylaşmıştır. Raporun yayınlandığı tarihe göre, gençlerin %25’i son 3 ayda herhangi bir kültürel etkinliğe katılmamış, %51’i konsere, %62’si sinemaya, %90’ı tiyatroya, %75’i müzeye gitmemiş. 

Burada elbette çeşitli etkenler sayılabilir. Örneğin sinemaya giden insan sayısının tüm dünyada azaldığını, çünkü dijital platformların sinemanın kapladığı alanı tehdit etmeye başladığını ve bu yüzden sinemaların yavaş yavaş kapanmaya başladığı söylenebilir. Lakin bu durum yine de sinema hususunda %62 gibi yüksek bir oranı açıklamaya yetmeyecektir. Çünkü aynı raporda yer alan gençlerin %8’inin kendini yoksul olarak tanımladığı gerçeği önümüzde dururken; bilet fiyatlarının yüksekliği, ulaşım maliyeti, dışarıda yeme – içmenin pahalı olması gibi zorlukların gençlerin kültürel faaliyetlere katılımını engellediğini söylemek çok daha gerçekçi bir çıkarım olacaktır.

 

Bağlantılı Bir Rapor: İPA “İstanbul’da Gençliğin 20 Yıllık Değişimi”

Türkiye’nin ve dünyanın en büyük metropollerinden, kültürel hayatı oldukça canlı olan İstanbul’u ele alalım. Şimdi önümüzde İstanbul Planlama Ajansı'nın 2025 yılında yayınladığı  "İstanbul’da Gençliğin 20 Yıllık Değişimi” adlı raporu bulunuyor. Rapora göre 2005 yılında bir öğrenci, KYK bursunun yalnızca %3,5'i ile bir tiyatro günü geçirebilirken; 2025 yılında aynı aktivite bursun %15,3'üne mal olmakta. Benzer bir durum konserlere ulaşımda geçerli. 2005'te bursun %11,4'ü ile bir konser günü yaşanabilirken (ayda 8 kez gitme imkanı demek), 2025'te bir konser bursun %46,5'ine denk gelmekte. Bu durum, bir öğrencinin tüm bursuyla ayda ancak 2 kez konsere gidebilmesi şeklinde daha net izah edilebilir.

Gençler de bu durumun elbette farkında. 23 Araştırma’nın yaptığı “Gençlik Barometresi 2025” raporuna göre; gençlerin %78'i ülkedeki sanatsal ve kültürel faaliyetlere erişimin yetersiz olduğunu düşünüyor. “Kültür-sanat etkinliklerine katılmanızın önüne geçen en belirleyici faktör hangisidir?” sorusuna ise gençlerin neredeyse %30’u “Maddi nedenlerle katılamıyorum” şeklinde cevap veriyor.

İPA'nın Kasım 2023’te basılan “İstanbul’da Üniversiteli Olmanın Maliyeti” adlı raporu da İstanbul’da yaşayan üniversitelilerin yaşam maliyetleri konusunda bilgiler veriyor. Rapora göre İstanbul'da üniversite okumanın maliyeti bir önceki yıla göre %134 artmış. Gençlerin en temel barınma, gıda, ulaşım, sağlık gibi ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandıkları bir ortamda, kültürel faaliyetlere katılmayı bir “lüks” saymaları anlaşılabilir bir durum. Fakat bu durumun hükümetin ekonomik politikalarının bir sonucu olduğunu da unutmamak gerek. Bu bir kader değil yahut konsere gitmeyi lüks saydığımız bir ekonomik ve sosyal ortamı değiştirmek yine bizim kendi elimizde de diyebiliriz.

Neler Yapılabilir?

Dünyada çeşitli metropollerde de görülen, gençlere sadece belediye etkinliklerinde değil özel sektördeki tiyatro ve konserlerde de geçerli olabilecek bir puan kredi sistemi, Türkiye gibi sanatın çok piyasalaştığı bir ülkede uygulamada yaşanabilecek sorunlar bir yanadursun, konu özelinde çözüm olarak sunulan ve tartışılan bir düşünce.

Bunun yanı sıra kültürel faaliyetleri olabildiğince şehrin çeşitli semtlerine taşımak, böylece bu faaliyetleri bir veya birkaç merkezde toplamak yerine olabildiğince yaymak yine kulağa mantıklı gelen öneriler arasında yer alıyor.

Fakat en önce, özellikle şehirlerde okul okuyan gençlerin yaşam maliyetlerinde büyük baskı oluşturan bu ekonomik ortamda dahi kültürel faaliyetlere katılmanın bir temel insan hakkı olduğunu içselleştirmemiz lazım. Köleleşme, razı olmakla, temel haklarından feragat etmekle başlar. Ve bir gün elimizde feragat edemeyeceğimiz yaşam hakkımızdan başka bir şey kalmayabilir. O günün gelmemesi için, o günü kabullenmemek için bugünü reddetmek ve itiraz etmek gerekir.

 


Kaynakça

Toplum Gönüllüleri Vakfı (TOG) “Türkiye 100 Genç Olsaydı Raporu”:

https://www.tog.org.tr/turkiye-100-genc-olsaydi-raporu-yayinlandi-242

İPA “İstanbul’da Üniversiteli Olmanın Maliyeti”: https://ipa.istanbul/images/Calismalar/istanbulda-universiteli-olmanin-maliyeti-38838.pdf

23 Araştırma “Gençlik Barometresi 2025”: https://storage.yirmiuc.org/media/reports/None/arastirma-23-rapor-IV-1.pdf

İPA “İstanbul’da Gençliğin Demografik ve Sosyoekonomik Profili: 20 Yıllık Değişim”: https://ipa.istanbul/images/Calismalar/istanbulda-gencligin-demografik-ve-sosyoekonomik-profili-20-yillik-degisim-09952.pdf

Yorumlar (0)

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum Bırakın