YENİ NESİL SİZİN ESERİNİZ

YENİ NESİL SİZİN ESERİNİZ
1 Beğen
0 Yorum

Günümüzde Z kuşağına yönelik eleştiriler giderek artmaktadır. Saygı, sorumluluk ve karar alma becerileri üzerinden yapılan bu değerlendirmeler çoğu zaman bireyi hedef almakta; ancak sürecin arka planını göz ardı etmektedir. Oysa bir bireyin gelişimi temelde iki temel yapı içinde şekillenir: aile ve eğitim sistemi. Diğer çevresel faktörler de etkili olmakla birlikte, bireyin değer dünyası, tutumları ve davranış kalıpları büyük ölçüde ailede başlar ve okulda pekişir. Bu nedenle ortaya çıkan yeni nesli anlamak için öncelikle bu iki temel yapının işleyişine odaklanmak gerekmektedir.


Öncelikle son yıllarda ebeveynlik anlayışı sınır koymaktan uzaklaşmış, ebeveyn otoritesi zayıflamış; rehberlik ve denetim yerini çoğu zaman zorunlu onaylamaya bırakmıştır. Çatışmadan kaçınan, çocuğun duygusal konforunu önceleyen ve sınır koymakta zorlanan ebeveynlik yaklaşımı, kısa vadede uyumlu bir ilişki sağlasa da uzun vadede sınır ve sorumluluk gelişimini olumsuz etkilemektedir. Otorite kavramının zayıflaması rehberlik ihtiyacının göz ardı edilmesine neden olmaktadır. Bugün birçok çocuk, yeterli donanıma sahip olmadan büyük kararlar almak istemekte ve “kendi kararlarımızı kendimiz vermeliyiz” düşüncesi ile ailelerine direnmektedir. Ayrıca bu direnmenin üslubu da çoğu zaman alışılmışın dışında olup ebeveynlerine yönelik saygı sınırlarını aşmaktadır. Örneğin, çocuk meslek ve alan seçimi gibi kritik konularda yönlendirilmeye ihtiyaç duyduğu hâlde “tam özgürlük” talep etmektedir. Tüm bunlarla birlikte birçok ebeveyn, Z kuşağını saygısız, sorumluluk almayan ve gerçeklikten uzak olmakla eleştirmektedir. Eleştiren kesimin önemli bir bölümünü de öğretmenler ve eğitimciler oluşturmaktadır. Yeni dönem öğrencilerin disiplinden uzak, belirlenen kuralları sorgulayan ve otoriteyi yok sayan tavırları eğitimcileri zor durumda bırakmakta; bu durum eğitimcilerin yeni nesil öğrencilerden yakınmasına neden olmaktadır.


Bir diğer temel unsur olan modern eğitim sistemi öğrenciyi merkeze alan ve koruyucu bir yaklaşım benimsemektedir. Bu yaklaşım, öğrencinin kendini ifade etmesini desteklemekle birlikte eleştiriye tolerans, sınır algısı ve sorumluluk bilinci gibi alanlarda zayıflıklara yol açabilmektedir. Öğrenciye hak tanınırken, bu hakların gerektirdiği sorumluluklar yeterince yapılandırılamamaktadır. Her öğrenciye başarı hissi verme çabasıyla sürekli motive eden, kırmamaya çalışan bu sistem, öğrencinin eleştiriye toleransını düşürmektedir. Eğitim sistemi öğrenciyi merkeze alırken sorumluluk ve gerçeklik boyutunu geri planda bırakmıştır. Ayrıca gelişen teknolojiyle birlikte bilgiye ulaşmanın kolaylaşması ve öğretmenin tek bilgi kaynağı olmaktan çıkması, eğitimcinin itibarını ve etkisini azaltmıştır. Bu noktada eğitimcilerin çağa ayak uyduramaması ve kendini yeterince geliştirememesi de öğrencinin ilgisinin azalmasında etkili olmaktadır. Tüm bu nedenlerle öğrencilerin öğretmene olan saygısı ve okula duyduğu ihtiyaç azalmıştır. Modern eğitimin amacı özgür ve yaratıcı bireyler yetiştirmek olsa da süreç farklı bir noktaya evrilmiştir.


İşte bu iki temel yapının değişimi, yeni neslin neden geçmiş kuşaklara göre daha kontrol edilemez, disiplinsiz, otoriteyi kabul etmeyen, akranlarına karşı daha acımasız, ebeveynleriyle çatışırken onların rolünü göz ardı eden, eğitimcilere karşı saygı sınırlarını zorlayan, okul kurallarını benimsemekte zorlanan ve değer yargılarına uzak ya da farklı bir pencereden bakan bireyler hâline geldiği sorusuna cevap vermektedir. Bu nesil bu şekilde mi doğdu? Elbette hayır. Çocuklar sınır tanımaz doğmaz; sınır konulmadığında sınır tanımazlığı öğrenir. Sorumluluktan kaçınmaz; ancak sorumluluk verilmedikçe görev bilinci gelişmez. Ebeveynler otorite kurmaktan kaçındıkça çocuk disiplinle tanışamaz. Okulda kurallar esnetildikçe öğrenci kuralları görmezden gelmeyi öğrenir. Bu bağlamda, yeni nesil çocuklar eleştirildiği kadar; onları yetiştiren ebeveynler ve eğitim sistemi de eleştirilmelidir.


Sadece gelişen teknoloji, bilgiye ulaşımın kolaylaşması, sosyal ağlar, ekran maruziyeti ya da hiç tanımadıkları kişilerin hayatlarına özenme gibi etkenler değil; gözden kaçan temel bir gerçek var: Bu kuşak, onu yetiştiren ailelerin ve eğitim sisteminin ürünüdür. Çünkü çocuklar zamanlarının büyük bölümünü okulda ya da ailelerinin yanında geçirmektedir. Onaylanmayan davranışların önemli bir kısmı da bu ortamlarda edinilmiştir. Elbette istisnai durumlar ve farklı etkenler vardır; ancak en belirleyici unsurlar aile ve okul tutumudur. Böylece modern eğitim sistemi ve modern aile yapısı özgür olmak için çırpınan ancak hayran oldukları bireylerin davranışlarına; kuralları ve değerleri sorgulayan ancak takip etiklerinden duydukları asla araştırmadıkları fikirlere ipotekli bir nesil inşa etti. Ebeveyne bağımlı olmasın derken ekrana bağımlı; çocukların fikirlerine saygı duymak isterken emeğe, değerlere, bilgiye, bilime, görev ve sorumluklarına saygısız bir nesil inşa etti. 


Sonuç olarak, eleştirdiğimiz Z kuşağını değiştirmek istiyorsak önce ebeveyn tutumlarını ve eğitim anlayışını yeniden gözden geçirmeliyiz. Z kuşağına yönelik eleştiriler bireysel değil, sistemsel bir değerlendirme gerektirmektedir. Bu kuşak; ebeveyn tutumları ve modern eğitim anlayışının ortak bir çıktısıdır. Dolayısıyla çözüm, bireyi değiştirmeye çalışmakta değil; aile ve eğitim sistemini daha dengeli, sınırları net ve sorumluluk odaklı bir yapıya dönüştürmektedir.

Yorumlar (0)

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum Bırakın