Sanıyordum ki en çok sinirlendiğim şey, aynı sorunun defalarca sorulması yani ısrar.
Bir kere söylüyorum. Açık söylüyorum. Anlaşılmayacak hiçbir tarafı yok. Ama yine soruluyor.
Yine.
Yine.
Sanki ben konuşmamışım bir cevap vermemişim gibi. Sanki söylediğim hiçbir şeyin bir ağırlığı yokmuş gibi. Sinir bozucu, evet ama asıl mesele bu değilmiş.
Asıl tahammül edemediğim şey: inkar.
Çünkü ben ne gördüğümü biliyorum. Ne duyduğumu biliyorum. Ne yaşadığımı çok iyi biliyorum.
Ve buna rağmen, karşımdaki insan gözümün içine baka baka “öyle olmadı” dediğinde.. Gerçeği eğip bükmeye çalıştığında… Kendini kurtarmak için olanı yok saydığında…Üstüne bir de beni ikna etmeye kalktığında…
İşte orada kopuyorum.
Çünkü bu sadece yalan değil.
Bu, düpedüz saygısızlık. Benim aklımla dalga geçmek.Beni aptal yerine koymak.
Ve gerçekten merak ediyorum:
Sen kimsin ve söylediğin o yalana inanacağıma seni kim inandırdı?


Yorumlar (0)
Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.
Yorum Bırakın