ACİZLİK UYKUSU

ACİZLİK UYKUSU
1 Beğen
0 Yorum

İnsanlar yastık ile vicdanı birbirine bağlamayı adet edinmiştir. Uyumak için kafanı koyduğun yastık muhasebe masasına dönüyorsa, bil ki vicdanınla aran hâlâ bozuktur.


​Vicdan, içeride bir yerde doğuştan gelen bir yazılım. Öyle bir yazılım ki vicdanını kullanıp kullanmamak arasında kaldığında yine kendisine danıştığın şeyin; doğru ile yanlışı bulmaya çalışmanın adıdır o.


​Genelde bazılarını "vicdansız" diye tanımlarız. Bu yanlış ve eksik bir tanımdır. Çünkü kişi vicdandan yoksun olduğu için değil, onu duymaya sağırlaştığı ve iradesini o yönde kullandığı için öyle görünür. Peki ya başka şekilde tanımlasak?


​Dinlemeyi bilmeyen, kendini dinlemekten ve işitmekten aciz; aslında direkt her şeyiyle aciz insan.


​Günü gelince bu aciz insanların kendine ve insanlara söylediği o meşhur cümledir: "Yastığa kafanı koyduğunda rahat uyuyabiliyorsan bu iş tamamdır."


​Adama sorarlar: Vicdanını dinleyeceğin yerde dinlemezken, günlük ölümün son anında yatarken ne oldu da hesaplaşmanı vicdanına dahil ettin?


​Her kalp bir vicdan taşır ve bu her an devrede olması gereken bir şeydir. O malum anlarda argoca "kontak kapatıp" yapman gereken yerde yapmamanı ya da emin olmadığın eylemlerini uykunla takas etme.


​Çünkü uyku, dünyalık olarak sadece uykudur. Yorganı çeker ve ölürsün. Bu şu demek: Ölüm, vicdanın tetikleyicisidir. O halde her an ölümle yaşamayı bilmekten başka çare yok, çıkar da yok.


​Eğer varlığından emin olduğun vicdanından eminsen; yastık, sert yastıklara inat yumuşaktır. Eğer o yoksa, yine yumuşaktır.

Yorumlar (0)

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum Bırakın