Sürgünün Grameri

Sürgünün Grameri
0 Beğen
0 Yorum

Nürnberg.


Bir market fişinin arkasına yazılmış

yarım bir ülke.

Kasiyer

“Guten Abend” diyor.

Benim aklıma

otuz yedi yıl önce vurulmuş bir kelime geliyor.

Normal değilim.

Bunu Almanlar bilmiyor.

Tramvaylar bilmiyor.

Köprüler bilmiyor.

Ama bazı harfler biliyor.

Bazı harfler mezar taşları kadar ağırdır.


Bu şehirde herkes bir yere ait.

Postacılar adreslere.

Köpekler tasmalara.

Ağaçlar belediyeye.

Ben yalnızca sorulara aidim.

Bir halk düşün.

Ölülerini sayamıyor.

Dillerini sayabiliyor.

Köylerini sayamıyor.

Yasaklarını sayabiliyor.

Sonra gelip senden şiir istiyorlar.

Ne tuhaf.

Enkazdan estetik bekliyorlar.


Geçen gün bir müzede

beş yüz yıllık bir kılıç gördüm.

Camın arkasında saklıyorlardı.

Bizim tarafta

beş yüz yıllık acılar

hâlâ sokakta dolaşıyor.

Kimse korumuyor.

Sürgünlük

valiz meselesi değildir.

Bazen bir kelimeyi telaffuz ederken

sesinin titremesidir.

Kimsenin anlamadığı.

Senin de açıklayamadığın.

Gece.

Pegnitz’in suyu.

Bir bira şişesi.

İki martı.

Üç polis arabası.

Üç mevsimdir dönmediğim memleket.

Matematik böyle öğretilmedi bize.

Bazen düşünüyorum.

Belki de Kürtler

bir halk değil,

uzun sürmüş bir cümledir.

Noktası sürekli ertelenen.

Virgüllerle kandırılan.

Dipnotlarda boğulan.

Eve dönüyorum.

Kapıyı açıyorum.

Oda sessiz.

Duvar sessiz.

Lamba sessiz.

İnsan sürgünde anlıyor

Bazı sessizliklerin ana dili vardır.

Yorumlar (0)

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum Bırakın