Memleket Benden Çıktı

Memleket Benden Çıktı
0 Beğen
0 Yorum

Bir pasaport kadar yokum artık.

Bir dosya numarası kadar var.

Adımı yanlış telaffuz eden memurların

arasında kaybettim nüfusumu.

Oysa annem

beni bir dağın eteğinde doğurmuştu.

Bir taşın direnişi vardı adımda.

Bir suyun telaşı.

Bir ağıdın yarım kalmış sesi.


Şimdi bir yabancılar dairesinin

plastik sandalyesinde oturuyorum.

Sıra numaram yanıyor ekranda.

Ben sönüyorum.

Kimse bunu fark etmiyor.


Çünkü sürgünlük,

ölmeden önce toprağın altına girmektir biraz.

Nefes alırsın.

Yürürsün.

Gülümsersin hatta.

Ama hiçbir yere varamazsın.


Çünkü insan bazen

ülkesinden değil,

kendisinden sürülür.

Bana pasaport soruyorlar.

Gülüyorum.


Beni ülkesine sığdıramayan devletin

şimdi bir kitap gibi

cebimde taşınmasını istiyorlar.

Ne büyük alay.

Ne derin hakaret.

Beni reddeden mührün

beni tanımlamasını bekliyor dünya.


Bir Kürt için bundan daha eski bir hikaye var mı?


Biz biraz da

başkalarının çizdiği haritaların

yetim bıraktığı çocuklarız.


Bir dağın adı değişince

dağın değişmediğini bilenlerdeniz.


Bir dil yasaklanınca

sessizliğin de bir lehçesi olduğunu öğrenenlerden.


Bir halk unutulsun diye uğraşıldıkça

hafızası büyüyenlerdeniz.


Geceleri bazen

telefonumun ekranında eski bir köy beliriyor.

Taş evler.

Tozlu yollar.

Çocukluğum.

Parmağımla dokunuyorum.

Ulaşamıyorum.


İnsan bazı şeylere

yalnızca özlem kadar yaklaşabiliyormuş.

Bunu öğrendim.


Ve anladım ki

sürgünlük bavul değildir.

Mesafe değildir.

Başka bir ülkede yaşamak hiç değildir.


Sürgünlük

annenin sesini hatırlayıp

ona sarılamamaktır.

Babanın mezarını bilip

başında bir dua okumamaktır.

Mezarın başında ağlayamamak.

Bir düğünde halaya girememek.

Bir dağa son kez bakamamak.


Bir ülkenin sana ait olduğunu bilip

ona ulaşamamaktır.


Şimdi burada,

başka bir göğün altında yaşıyorum.

Ama bazı geceler

içimde hâlâ

memlekete doğru yürüyen biri var.

Yorulmuyor.

Yaşlanmıyor.

Vazgeçmiyor.


Belki bütün sürgünler

aynı insanı taşıyor içinde.


Bir gün döneceğine inananı değil…

Bir gün yeniden ait olacağına inananı.

Çünkü memleket bazen bir ülke değildir.

Bir anne sesidir.

Bir dağ gölgesidir.

Bir dilin kalpte bıraktığı yankıdır.


Ve ben

benden alınan her şeyden sonra

hâlâ o yankıda yaşıyorum.

Yorumlar (0)

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum Bırakın