Bilimsel Düşünce Zihinsel, Bilimsel Uğraş Sınıfsaldır!

Bilimsel Düşünce Zihinsel, Bilimsel Uğraş Sınıfsaldır!
1 Beğen
0 Yorum

     Cahit Arf'ın kendime şiar edindiğim bir sözü var: "Bilim bir meslek değil, bir yaşam biçimidir." Bilimsel düşünceyi yaşamsal bir paradigma haline getirebilmek herkesin benimseyebileceği türden bir yaşam felsefesi değil, oldukça meşakkatli, çünkü zihinsel olarak çok yoğun çaba gerektiriyor ancak bu yazımın konusu bu değil.

     Lisansın yeni bittiği yüksek lisansta doymak bilmeyen bir "entelektüel" gibi birbiri ile bağlantı kurduğum her konuda okuma yaptığım, kısıtlı çevremle de bunu paylaştığım yıllar. Bir yandan gelecek kaygısı ağır basıyor, bahsettiğim dönemler 6-7 yıl önceki süreçlere dayanıyor. Psikanalizden Nietzsche'ye, Frankfurt Okulu'ndan kuantum fiziğine kafamı kurcalayan tüm konularda okuma yapıyorum. Sadece okuma da yapmıyorum aynı zamanda yazı da yazıyorum. O zamanlar çok büyük hayaller var tabi: çok iyi yayınlar yapılacak bir bilim insanı olunacak, SSCI yayınlar grounded theory'ler havada uçuşuyor, tezim çocukluk çağı travmaları ile ilgili olmasına rağmen Schrödinger'in Yaşam Nedir kitabından alıntılar yapıyorum. Tüm bu süreç bilimdeki o katı sınıfsallık duvarına çarpacağımı fark etmeden önce gerçekleşti tabi.

     Şimdi yazımın esas fikrinden bahsedeceğim: Bilim bir meslek değil bir yaşam biçimidir. Ancak ne yazık ki bilimsel uğraş yüksek zümrelerin işidir. Bilimsel düşünce zihinsel, bilimsel uğraş sınıfsaldır! Öncelikle buna mutlaka Aziz Sancar, Nikola Tesla gibi örneklerle itirazlar gelecektir, onların ailesi yüksek zümreden değildi diye. Öncelikle evet onların ailesi yüksek zümrelerden gelmiyor, böyle başka kişiler de var evet ama bunun istatistikte bir ismi var: "outliers" yani "uç değerler". Bu kişiler nadir karşılaşılan örnekler, çok yüksek zeka ve mükemmel bir disiplinin birleşiminin örnekleri ama şimdi gelin dünyanın en prestijli ödüllerini Aziz Sancar gibi uç değerler mi alıyor yoksa başka bir grup mu? 1901-2023 yılları arasında fen bilimleri ve ekonomi alanında Nobel alan bilim insanlarının incelendiği bir çalışma var ve sonuçları şöyle:

  1. Kazananların yaklaşık %50-60'ı doğrudan toplumun en zengin/eğitimli %5'lik dilimine ait. Babası akademisyen, mühendis veya doktor olan çocukların, babalarının alanında ödül kazanma olasılığı normallerden çok daha yüksek.
  2. 1901'lerdeki ilk kazananlar sosyoekonomik olarak en üst %9-10'luk dilimden gelirken, son dönem kazananlarında bu oran %14-16 civarına geriledi. Yani alt ve orta sınıftan gelen çocukların bilime erişimi zamanla artsa da en alt %20'lik işçi/emekçi sınıfından gelenlerin ödül kazanma oranı hala %1'in altında.
  3. Ortalama bir Nobel kazananı, kendi ülkesindeki gelir dağılımının en üst %13'lük diliminde, eğitim düzeyinin ise en üst %11'lik diliminde yer alan ailelerde büyümüş. Dünya geneline vurulduğunda ise kazananların küresel sosyoekonomik dağılımın en üst %6'lık diliminden geldiği görülüyor.

     https://cepr.org/publications/dp19551

     Belki şunu diyebilirsiniz her şey nobel ödülü değil o zaten belli kişilere veriliyor. Başka bir araştırmaya bakalım: Nature Human Behavior'da yayınlanan bir çalışmaya göre ABD'deki öğretim üyelerinin genel nüfusa kıyasla yaklaşık 25 kat daha fazla doktoralı ebeveyne sahip ve prestijli üniversitelerde bu oranın neredeyse iki katına çıkıyor. Bununla bağlantılı başka bir çalışmada da yine ABD'de akademisyen olanların çok büyük kısmının üst gelir düzeyine sahip ailelerden geldiği görülmüştü.

     Aslında yüksek lisans yaparken birkaç kişi, entelektüel olmanın koşulunun 3 kuşak üniversite mezunu olmayı gerektirdiğini söylemişti. O yıllarda içimdeki büyük hevesten mi yoksa sınıfsallığın katı duvarına çarpmak istemediğimden mi bilmiyorum buna kulak asmamıştım. Halen sık sık bilimsel çalışmaları okur arada da aklıma estikçe yazarım ancak bu sadece bilimsel bir yaşam paradigmasına ait bir düşüncenin yansıması olarak devam ediyor.

     Özellikle medyada sık gördüğünüz kişiler de yüksek zümrelerden geliyor, ancak bitmek bilmeyen tavsiyelerinde hep bu kısmı atlıyorlar, sınıfsallığın sert duvarı...

Yorumlar (0)

Bu gönderi için henüz bir yorum yapılmamış.

Yorum Bırakın